ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > edebiyat > Radyo Tiyatrosu
arkasi yarin trt tiyatro radyo radyo tiyatrosu
Sayfalar: 1      şu anda 1 - 4
 
aslan67
aslan67
RADYO TİYATROSU
Radyo tiyatrosu’nun doğum yeri tartışmalı. BBC ile Amerikan radyoları “ilk olma” yarışını birbirlerine bırakmamakta kararlı. Ancak kaydı bulunan ilk radyo tiyatrosu ne İngiltere’de, ne Amerika’da, ilk kez Almanya’da, Berlin Radyosu tarafından “mikrofona kondu”. Bu eser Schiller’in “Haydutlar”ıydı.

Daha önce ünlü ve başarılı tiyatro oyunlarının sahneye mikrofon konarak taş plaklara kaydedildiği ve radyoda dinleyiciye sunulduğu biliniyor. Ancak böylesi ürünler radyo tiyatrosu olarak değerlendirilmiyor. Radyo tiyatrosu, bir oyun, roman yada öykünün yada tümüyle radyo tiyatrosu olarak yazılmış özgün bir eserin stüdyoda, ses ve müzik efektleri eşliğinde yeniden üretilmesiyle ortaya çıkan radyo programlarına deniyor.
İlk radyo tiyatrosu programının tarihi tartışmalı da olsa, yaygınlaşması İkinci Dünya Savaşı sırasında oldu. Almanya, İngiltere ve Belçika’da, sığınaklarda bombardımanın bitmesini bekleyenler için ilgi çekici programlar tasarlanırken radyo tiyatrosu, müzik programlarının önüne çıktı. O dönemden bu yana da bir radyo klasiği olarak varlığını sürdürmekte.

TÜRKİYE’DE RADYO TİYATROSU
Türkiye’de radyo tiyatrosu, TRT öncesi dönemlere uzanıyor. Özellikle İstanbul Radyosu 1950’li yıllarda ilk radyo tiyatrosu örneklerini vermeye başladı ve bunu gitgide sistemleştirdi.

Baki Süha Ediboğlu, Ekrem ve Cemal Reşit Rey kardeşler ilk mikrofona koyucular olarak ünlendiler. Bedia Muvahhit, Afife Ediboğlu, Hadi Hün, Perihan Tedü, Kemal Tözem, Sami Ayanoğlu, Şaziye Moralı, Vasfi Rıza Zobu, Ercüment Behzat Lav, Behzat Butak, Suavi Tedü ise ilk radyo tiyatrosu oyuncuları olarak...

Televizyonun olmadığı, radyonun evde izlenebilen tek kitle iletişim aracı olduğu dönemde radyo tiyatrosu gitgide bir geleneğe ve alışkanlığa dönüştü. Bu geleneği miras alan TRT’nin arşivlerinde, taş plaktan dar banta uzanan inanılmaz zenginlikte bir arşiv var.
NTV Radyo’da Radyo Tiyatrosu birer saatlik oyunlar halinde her Pazar saat 11:05’de ve 19:05’de (tekrarı) yayınlanıyor.


Son Bir Ümit

Caner Kaya

Jenerik

Efekt: kalabalık gürültüsü, tren garı.
Efekt: cep telefonunun tuş sesleri

Melek: (ağlamaktadır) Esin günaydın, ya inanmayacaksın duyduklarına... çok kötüyüm ya, çok kötüyüm…
Efekt: tren sesi, giderek artar, tren düdüğü müziğe bağlanır..
Müzik.
Efekt: kapı zili.
Melek: Geldim, geldim.
Efekt: kapı açılır.
Melek: Hoş geldin canım gel gel, içeride çıkar.
Esin: Ne haber canım, çok üşüdüm ya, bu ne hava böyle donuyor resmen insan.
Melek: Öyle valla, ben de zor attım kendimi eve. Gel salona.
Efekt: müzik artar..
Melek: Ne var ne yok? Görüşemedik ne zamandır.
Esin: Bildiğin gibi her şey, koşturmaca ve koşturmaca. Suat nerede?
Melek: ( soruyu duymazdan gelerek) Kahve mi yapayım çay mı?
Esin: Şimdi yapma bir şey, otur bakıyım şuraya.. niye duymazdan geliyorsun? Ne oldunuz yine? Nerede Suat?
Melek: Bilmiyorum nerede olduğunu, gelmiyor üç gündür.
Esin: Nasıl gelmiyor? Evi mi terk etti?
Melek: Yok, bilmiyorum nerede olduğunu. Öyle çıktı gitti. Haber de vermedi. Sürekli onda aklım. Bilmiyorum. Dur ben bir kahve yapayım.
Esin: Tartıştınız mı ki?
Efekt: müzik yükselir
Melek: Süt ister misin?
Esin: Evet lütfen..
Müzik düşer.
Efekt: fincan sesleri.
Esin: Anlat bakalım, neler oluyor.
Melek: Aslında bir şey olduğu yok. Suat’ın kuruntuları ve onlarla uğraşan ben. Abuk sabuk şeylerden kavga çıkartıyor, sonra da haklıymış gibi evi terk ediyor. Ne yapacağımı bilemiyorum ben de artık.
Esin: Neden kavga ettiniz peki bu sefer?
Melek: Ümit’i biliyorsun ya. Ne zamandır görüşmüyoruz, bir sene oldu neredeyse. Zaten adam Ankara’da ben buradayım, mümkün değil görüşmemiz. Ama Suat beye sorun olsun, tutturmuş sen onu seviyorsun aslında, itiraf et bunu, beni sevmiyorsan söyle, çıkarım hayatından falan, demagoji yapıyor resmen.
Esin: Nereden açıldı ki, konu tekrar şimdi? Ne güzel unutmuştunuz siz bunu?
Melek: Geçen gece dışarı çıktık, oturuyoruz karşılıklı gayet güzel. Arkasından biri geçti, ben de biraz dikkatli baktım herhalde, hayrola neye bakıyorsun yine dedi, ben de Ümit’e benzettim ondan baktım dedim. Orada film koptu zaten. Eve gelene kadar beynimi yedi, ondan sonra da bastı gitti.
Efekt: sigara yakar.
Esin: Güzelim sen de kaşınmışsın yani. Bilmiyor musun adamın huyunu?
Melek: Ne biliyim işte diyiverdim, ağzımdan çıktı bir anda. Toparlayamadım da sonra. Telefonu da kapalı, durmadan arıyorum kaç gündür. Bugün artık çıkıyım arkadaşlarına gideyim diyordum sen geldin. Aslında haklı bir bakıma. Söylenmeyecek şeyler de söyledim. Önceki gün de tartışmıştık biraz onun da etkisi oldu sanırım. Tutamıyorum kendimi sinirlenince, ne dediğimi bilmiyorum. Çok salağım değil mi? Hadi söyle salaksın de.
Esin: Melek’çiğim önce kendini böyle kötü hallere sokma. Elbette gelecek geri. Hepsini unutacaksınız, daha önce de oldu bütün bunlar, yani buna benzer şeyler. Alışman lazım artık ama sen gittikçe daha kötü etkileniyorsun.
Melek: Yok Esin bu sefer biraz daha farklı maalesef. Ben o lafı söyledikten sonra geri dönmez artık. Nasıl şuursuz davranıyorum bazen ya, kendime inanamıyorum. Aslında haklı, ben bu kadar şuursuz konuşurken çok bile katlandı bana. Bu kaçıncı Esin? Senin bilmediklerin de var arada, kaç defa kırdım kalbini, ondan sonra hiçbir şey olmamış gibi devam ettik. Kaç kere tamam canım bilmeden istemeden söyledin dedi, kaç defa affetti beni. Bu sefer gelmez artık.
Esin: Ne dedin ki bu sefer gelmesin Melek? Üstelik neden gelmesin ki? Seviyorsunuz siz birbirinizi. Ama böyle fırtınalı bir ilişkiniz var işte, kavga etmeden de yapamıyorsunuz. Ben sana söyleyeyim, kavga etmeseniz birlikte olamazsınız siz zaten.
Melek: Haklı olabilirsin, bilmiyorum. Birlikteyken kavga ediyoruz durmadan, ayrıyken de çok özlüyorum. Bak şimdi ağlarım burada sen olmasan. Hem de hüngür hüngür ağlarım. Ama gelince de kavga ederiz. Bunu da biliyorum. Kafam çok karışık ya Esin, ne yapacağım ben böyle? İster misin başka bir şey?
Efekt: fincan sesleri, adım sesleri..
Müzik artar, sonra düşer
Esin: Ara bakalım bir daha, belki açmıştır telefonunu.
Melek: Aradım şimdi mutfaktan, yok. Kapalı. Ya nasıl olsa gelecek, biliyorum, hiç bir şey olmasa eşyalarını almaya gelecek. Ama o zaman ben yüzüne nasıl bakacağım, ne diyeceğim onu bilmiyorum. Ay eşek kafam benim! Ama ben de haklıyım bir yandan, hala Ümit’i sorun yapıyor bana. Bitti gitti diyorum inanmıyor, anlamıyor.
Esin: E kızım sen de arkasından geçene Ümit’e benziyor demişsin ne yapsın adam? İş mi yani bu. Sana olduğunu düşünsene? Ne yaparsın? Olsun o da eski sevgilisi tabii mi dersin?
Melek: Ya tamam haklısın. Haklısınız. Ne yapayım diyiverdim işte. Benziyordu gerçekten, çok da yakışıklıydı, oh olsun. Ona ne benim neye baktığımdan?
Esin: Ondan sonra da neden gelmiyor, hadi gelsin, beni sevsin diyorsun ama.
Melek: Uf... ben ne dediğimi biliyor muyum Esin. Sen arasana bir de. Belki açmıştır telefonunu.
Efekt: telefon tuşlaması
Esin: Kapalı. Peki sonuçta sen gerçekten seviyor musun Suat’ı. İstiyor musun geri gelmesini? Bunu düşündün mü hiç. Yoksa alışkanlık mı sadece?
Melek: Zaten iki gündür bunu düşünüyorum ben de sürekli. Başlarda alışkanlığım var, geçer bir iki günde, unuturum diyordum. O kadar sinirliydim ki. Tabii o daha sinirli kesin. Neyse sonradan sevdiğimi düşünmeye başladım, sonuçta bu kadar şey paylaştık evet, bir alışkanlık da var birbirimize karşı ama seviyorum ben Suat’ı. Bilmiyorum her şey yeniden eskisi gibi olur mu?
Efekt: kapı açılır kapanır, anahtar sesleri.
Melek: (çekinerek) Hoş.. hoş geldin.
Suat: (sahte bir neşeyle) Esin n’aber? Görüşemiyoruz hiç güzelim, nerelerdesin sen?
Esin: Asıl sen neredesin Suat? Telefonun da kapalı.
Suat: Kullanmıyorum artık cep telefonu. En azından bir süre. Kaldığım evin numarasını veririm sana oradan ararsın artık.
Melek: Kaldığın ev mi?
Suat: Eşyalarımı alacağım ben Esin, (uzaklaşarak) sen ne yaptın, bulabildin mi iş?
Melek: (kısık sesle, üzgün) konuşmuyor işte benimle. Gördün mü bak, eşyalarını almaya gelmiş.
Esin: Yok bulamadım bir şey Suat. (Melek’e) Dur bir bakalım geçer. Gelir oturur birazdan, halledilir. (Suat’a) Nerede kalıyorsun?
Suat cevap vermez.
Melek: Neden cevap vermiyorsun sorulanlara Suat? Nereye gidiyorsun şimdi?
Suat: Nereye gidiyorsam gidiyorum, sana ne? Yokum ben artık hayatında,sen de keyfine bakarsın. Tamam?
Melek: Ve şimdi böylece çıkıp gideceksin öyle mi? Tamam yani her şey. Geldin eşyalarını aldın ve gidiyorsun.
Esin: Ben çıkayım en iyisi.
Suat: Yok Esin otur sen ben çıkıyorum. Tartışmaya hiç niyetim yok Melek. Her şey konuşuldu. Hatta gereğinden fazla konuştuk. Kavga edip duruyoruz, sürdürmenin anlamı kalmadı artık benim için. Hele bu son olanlardan sonra… İkimiz için de en iyisi bu olacak. Hoşça kal Esin, görüşürüz.
Efekt: kapı açılır, kapanır.
Esin: Melek senin anlatmadığın bir şey mi var bana? Böyle kesin kararlı olduğuna göre Suat, kesin bir şey var, ne yaptın sen bu adama?
Melek: (ağlamaklı) O gece eve geldikten sonra hep Ümit’ten bahsedildi. Ben de laf arasında ağzımdan kaçırdım, Ümit’in bana mektup yazdığını.
Esin: Ne mektubu?
Melek: Öyle işte yazmış, beni özlediğini falan, kafam karışıktı zaten, söyleyiverdim. Sonra buldu mektubu. Açtı okudu Suat. Sonra da gitti işte. Sonra da geldi ve tekrar gitti.
Esin: Yani Ümit seni seviyormuş, sen de bunu duyunca, yani okuyunca duygularından emin olamadın ve Suat gitti. Ve sen bana bunları anlatamıyorsun. Aferin Melek.
Melek: Ya dur, hemen kızma, ne yaptığımı biliyor muyum ben. Unuturum sandım, unutmaya çalıştım, ümit’le olmuyor, Suat’ı da üzmek istemiyordum.
Esin: Ama unutamadın. Seviyorsun o zaman kızım sen bu Ümit’i. Ne diye sıkıyorsun ki kendini bu kadar. Bırak Suat da hayatını yaşasın. Niye zorluyorsun ki kendini ve
çevrendekileri. Bak Ümit de seni seviyormuş, öyle yazmış mektupta. Hiç konuştunuz mu peki?
Melek: Hayır konuşmadık. Bilmiyorum, haklı olabilirsin. Ne yapacağım peki ben şimdi esin? Söyler misin ne yapacağım?
Esin: Kesin çözüm istiyorsan, kalk git derim Ankara’ya. Otur konuş Ümit’le. İkiniz de birbirinizi seviyorsanız eğer, mutlu olursunuz. Yok baktın için ısınmıyor, sevmiyorsun aslında, döner gelirsin, hayatına bakarsın, geçmişte yaşamazsın.
Melek: Nasıl gideceğim şimdi Ankara’ya ki ben?
Esin: Bugün cumartesi. Gece binersin trene, sabah ordasın. Yarın akşam da aynen dönersin, pazartesi iştesin. Ya da kalırsın birkaç gün belli mi olur? Arama ama önceden. Gidince ararsın, sürpriz olsun. Seni gördüğüne sevinecek mi bakalım?
Melek: Haklısın galiba, en iyisi gidip yüz yüze konuşmak. Ne olacaksa olsun artık ya, bunaldım her şeyden. Haydi gidip bilet alalım, sonra da bir yerde oturur plan yaparız.
Efekt: müzik yükselir. Tren seslerine bağlanır.
tren durur. Kalabalık gürültüsü.
Melek: Bir kahve alabilir miyim? Teşekkürler.
Efekt: cep telefonu tuş sesleri. Telefon çalar.
Kız: Efendim?
Melek: Günaydın, Ümit’le görüşebilir miyim?
Kız: Ümit, birtanem seni arıyorlar. Ümit şu anda meşgul, kim arıyordu?
Efekt: cep telefonu sesi, telefon kapanır.
Melek: (ağlamaktadır) Sevgilisi varmış herifin ya, bir de seni seviyorum diye mektup yazıyor. Allah belasını versin. Aptalsın Melek, aptalsın.
Efekt: cep telefonu sesleri. Telefon çalar.
Melek: (ağlamaktadır) Esin günaydın, ya inanmayacaksın duyduklarına... çok kötüyüm ya, çok kötüyüm…
Suat: Esin, biri seni arıyor. Anlayamadım. Ağlıyor galiba…
Efekt: müzik

jenerik

Türkiye'de radyo tiyatrosu..Bu işi yapan bir kurum elbette var..Hem de en önemlisi..Trt..Geçen gün radyoda bir tanesine denk geldim ve çok beğendim..Tiyatroyu insana aratmayan bir çalışma radyo tiyatrosu da..Bunlardan bir tanesini sizlerle örnek olması için paylaşmak istedim..Tiyatrolara sahip çıkalım,böylesine zor bir işin değerini bilelim..
 2   6 Ekim 2007 01:07   mesajın adresini al  
 
mırıltı.jj
mırıltı.jj
çok güzel ya nerden aklına geldi,ortaokuldayken romanların tiyatro oyunlarını dinliyordum ben çok heyecanlı geliyordu arkası yarınlar falan...karakterleri hayalinde canlandırmak,çizmek çok eğlenceli...şimdi radyoyu bile dinleyenimiz varmı ki radyo tiyatrosu dinlensin...
6 Ekim 2007 01:13   mesajın adresini al  
 
ne alaaka
ne alaaka
ntv radyo da da vardı bi ara
arkası yarın..
6 Ekim 2007 01:14   mesajın adresini al  
 
sad lisa
sad lisa
aa bn de dinlemiştim
köyde en teknolojik alet radyoydu ozaman=)
6 Ekim 2007 01:16   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1      şu anda 1 - 4

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008