ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Nasreddin Hoca'nın kadılık (hakimlik) ettiği günlerde adamın biri yanına gelir. Adam, komşusundan şikayetçidir. Derdini anlatır. Hoca, adamı güzelce dinledikten sonra:
- Haklısın! diyerek gönderir.
Biraz sonra adamın şikayetçi olduğu komşusu çıkagelir. O da az önce gelen komşusundan şikayetçidir. Derdini anlatır, hakkının verilmesini ister.
Hoca onu da güzelce dinler. Sonra:
- Haklısın! diyerek onu da yollar.
O sırada Hoca'nın yanına gelmiş bulunan ve konuşulanlara kulak misafiri olan karısı, bu işe şaşar.
Hocaya:
- İlahi Hoca Efendi! Sen ne biçim kadısın? Birbirinden şikayetçi olan iki adamın ikisi birden hiç haklı olur mu? diye sorar.
Karısının bu sözleri üzerine Hoca, bir süre düşündükten sonra ona şöyle der:
- Hatun, sen de haklısın.
...
Bu fıkrayı ilk duyduğumda sanırım ilkokuldaydım ve sadece kısa süreli bir gülümseme belirmişti yüzümde. O zamanlar çok derin bir anlam çıkaramamış sadece içimden ''hehe hocaya bak yine koydu lafı'' diye geçirmiştim...
Şimdi bu fıkra tekrar geldi aklıma. Biraz düşününce aslında altında daha derin anlamlar barındırdığını farkettim.
Hayatta aldığımız kararların kendimizce hep haklı gerekçeleri olur. Bu gerekçelere dayanarak hedefe ulaşmaya çalışırız. Bu hedeflere ulaşırken kimi zaman başkalarının sınırlarını geçer onların hakkına bir şekilde engel oluruz, ya da bir şekilde başkalarının özgürlüklerini kısıtlarız. Ama haklı gerekçelerimiz vardır tabikide.
Bu haklı gerekçeleri doğuran belki insanoğlunun bencilliği belki de doğrunun sadece tek olmamasından kaynaklanıyodur. Doğrunun tek olmamasını bir kenara bırakırsak eğer, bencilliğimizden kaynaklı ortaya sürdüğümüz haklı gerekçeler bazen beni çok ama çok sinir ediyor...
Öreneğin hayatta (özellikle bizim ülkemzde) sıklıkla rastlanabilen bir olaydır belki de otobüs sırasında araya kaynamak. Araya kaynayan eleman kendince haklı, akşama kadar yorulmuş 45dk daha ayakta dikilmek cidden zor geliyordur bu tür gerekçelerle araya kaynak yapabilmektedir. Ya da. Açılan bir sürü geyik başlıklarına tepkiliyiz belki. Ama onu açanlarında haklı gerekçeleri vardır elbet. Belki de siyasetteki laçkalaşmışlık, hayattaki bir sürü sorundan kurtulmanın ufak ta olsa bir yoludur.
Ülke politikasından bir örnek verecek olursak, yapılan özelleştirmelere bir sürü haklı gerekçe bulunabilmektedir. Ya da 50 yıldır bu ülkede demir yolu yapmamanın bi sürü haklı gerekçesi olabiliyor.
Tüm dünyayı etkileyen olaylara da haklı bir sürü gerekçe bulunabiliyor. Örneğin demokrasi getirmek gibi haklı bir gerekçeyle dünyanın öbür ucundan kalkıp bir ülkeyi işgal edebiliyosun. Ya da kendi ülkendeki insanların refahı gibi ''haklı'' bir gerekçeyle dünyanın geri kalanını sömürebiliyorsun...
Basit bir fıkradan aklıma bunlar geldi bir an... Haklı olmak nedir ne değildir? sanırım önce bunların cevabını bulmak gerekiyor...
Orhan Baba nında dediği gibi ''bence sen de haklısın''
Canım sıkıldı bak şimdi...
130 Eylül 2007 22:51
chi sj
ne yapsak ki?
30 Eylül 2007 22:56
zodiac
bu kıssadan bukadar meal çıkardığın için sende haklısın
bence bu ülkenin sorunu düşünmekten kaçmak (yeni polemik), düşünmeye üşenmek... onuda başka sı düşünsün!!! ne güzel cümle...
30 Eylül 2007 23:34
boomerang ¹³
kimse yanlışı bilerek yapmaz..
o an onun için doğru olan o olduğundan yanlış yapar..
keza, bir hırsız yaşadığı olumsuz şartların veya başka bir yol ile gelir edemeyeceğini, veya o an ki durumunu tartar, ve hırsızlık yapmasının o koşullarda onun için doğru olduğunu düşünerek bu hamleyi yapar..
ama yine genel geçer olmak üzere hatalıdır, suçludur, yanlıştır, hırsızdır..
bu gerçek asla değişmez..
yine,
bu o kişinin haklı olduğu anlamına da gelmez..
ki, ben bu fıkrayı duyduğumda şunu düşünmüştüm, ortada bir çözümsüzlük var ise, bir tartışma veya kavga var ise iki tarafta suçludur..
burada bahsi geçen de budur, bence..
amma velakin, şu bir gerçektir ki, kimsenin yapılan yanlış için haklı bir gerekçesi olamaz, ona bahane denir..
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/14793
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.