ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > güncel > Ilımlı İslam ve getirecekleri üzerine
laiklik din devleti malezya turkiye
mesaj ekleyeni başlık aç forum ana sayfası facebook'ta paylaş!

Sayfalar: 1  2  3  4  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12
 
alco)holy
alco)holy
Beş on yıl sonra biz(Malezya) İran siz de(Türkiye) Malezya olacaksınız!!!

Ne Malezyası dedik, biz laik bir devletiz, onlar değil ki! Bu cahil bir ifade, dedik. Fakat bir yandan AKP’nin 22 Temmuz’daki zaferi, Anayasa’daki türban ve laiklik değişikliği tartışmaları... Diğer yandan Malezya’dan gelen Polis ramazanda oruç tutmayanları cezalandırıyor haberleri... Başbakan Abdullah Bedevi’nin Malezya bir İslam devletidir sözleri... Her şey üst üste gelince, Eyvah! Türkiye Malezya olabilir mi? sorusu doğdu. Bazı yazarlara göre bu suni bir tartışma, bazılarına göre bunu konuşmanın tam zamanı. Şerif Mardin’e göre böyle bir ihtimal gerçekten var. Türkiye Malezya olur mu sorusunun cevabını bulmak için ilk önce Malezya’da gerçekten neler oluyor onu öğrenmeye çalıştık. Bunu için de, Malezya’da yoğun bir İslamlaşma var mı, iktidar ne diyor, güçlü İslam partisi PAS’ın tutumu ne, STK’lar ne yapıyor, liberal seküler kanadın fikri nedir, anlamak gerekiyordu. Sebati Karakurt ile Kuala Lumpur’a geldik, gözlerimizle görelim istedik. Bu yazı dizisinde, 3 gün boyunca gördüklerimizi okuyacaksınız.

İkİ Müslüman avukat Malik İmtiaz (37) ve Haris Bin Muhammed (47), 2006’da 11. Madde Hareketi adlı bir sivil hareket başlattı. Hareketin adı, Malezya Anayasası’ndaki Herkes istediği dini seçmekte ve yaşamakta özgürdür maddesinden esinlenilmiş. Bu maddenin artık uygulanmadığını savunuyor ve Malezya’daki İslamlaşmaya, şeriatın anayasanın üstünde tutulmaya başlanmasına karşı, 11 sivil toplum kuruluşunu aynı çatı altında buluşturuyorlar. Bütün bunlar yüzünden, aynı zamanda Ulusal İnsan Hakları Derneği’nin başkanı da olan Malik İmtiaz hakkında Ağustos 2006’da İslam’ı aşağılıyor, katli vaciptir yazan posterler Malezya’nın her köşesine dağıtıldı. Fakat o ve arkadaşı Haris Bin muhammed yılmadı, 11. Madde Hareketi olarak mitingler ve forumlar düzenlemeye çalıştı. Son iki miting polis tarafından engellendi, artık forum düzenlemeleri de yasak. Şimdilik davamızı internet üzerinden yürütüyoruz, çünkü başbakan bu sivil hareketten hiç hoşlanmıyor diyor. Malik ve Haris’le Malezya’daki İslamlaşma sürecinde kimlerin rol oynadığını, geçmişini ve geleceğini konuştuk. İşte anlattıkları:

İKİLİ HUKUK Malezya’da ikili hukuk sistemi var. Müslümanların evlilik, boşanma, miras gibi medeni konuları Şeriat Mahkemesi’nde görüşülür. Gerçi sivil mahkemelerde de 1970’lerin sonundan beri İslam’ı baz alan kurallar ve yasalar hep vardı. Örneğin 3 kez üst üste cuma namazına gitmeyen ya da oruç tutmayan bir Müslüman para cezasına çarptırılır diyordu. Ama bu tamamiyle kağıt üstündeydi, hiç uygulanmıyordu. Çünkü 1980’lerde İngiliz eğitimi görmüş akıllı avukatlar ve hákimler vardı.

İSLAMCI RETORİK 1988’de, eski Başbakan Mahathir bin Muhammed, İslam partisi PAS’ı çok ciddi bir tehdit olarak görmeye başladı. Oylarını onlara kaptıracağını düşündü. Partisinin başına Enver İbrahim’i getirdi ve İslamlaşma trendini başlattı. Biz de iyi Müslümanlarız demek istiyordu. 2001’e geldiğimizde ise Malezya İslam devletidir deyiverdi.

METAMORFOZ OLDU Son 10 yıl içinde, İslam baz alınarak yazılan ve aslında hukukçuların umursamadığı yasalar, metamorfoz geçirip küçük böcekler halinde toplum hayatımıza sızdı. Gerçekten uygulanmaya başlandı. 10 yıl önce farklı dinden kişilerin evlenmesinde sorun yoktu. İsteyen din değiştirebiliyordu. Şimdi ise bir Müslüman’ın bir Budist ile evlenmesine, din değiştirmesine imkan yok.

MÜSLÜMANLAR HARİÇ Malezya Anayasası’nın 11. maddesi şöyle der: Herkes istediği dine inanmakta ve ibadet etmekte özgürdür. Fakat 1999’da Yüksek Mahkeme bu maddedeki herkes kelimesinin anlamını değiştirdi: Herkes ama Müslümanlar hariç. Müslümanlar din değiştirmek istiyorlarsa şeriat mahkemesine gidecek bundan böyle dediler. O yıl din değiştirip bir Hıristiyanla evlenmek isteyen Lina Joy’un hüsranla biten hukuk savaşı bunun ilk örneğidir.

HÁKİMLER YAPIYOR Nüfus kağıdına, Dini İslam’dır ibaresi eklendi. Müslümanların yaşam biçimini etkileyen konularda sivil mahkemeler bir anda ortadan kayboldu, yetkiyi Şeriat mahkemelerine devretti. Anayasa resmen çarpıtılmaya başlandı. Bazı hákimlerin şöyle dediğini duyuyoruz: Önce Müslüman’ım sonra hákim.

YAVAŞ VE DERİNDEN İslamlaşma programı, hem devlet hem de başsavcı ve hukuk adamları tarafından yürütülüyor. Yavaş ve derinden, yeraltından ilerliyorlar. Anayasa değişmedi, ama onu yorumlayanların ve uygulayanların kafa yapısı değişti. Şimdi de toplum hayatına sızdı.

ARAPLAŞMA YAŞANIYOR İslamlaşmanın ötesinde Araplaşma yaşıyoruz. Ahlak polisi daha görünür hale geldi, hayata müdahale etmeye başladı. Artık türban takmayan Müslüman kadınlar garipseniyor. Geçen sene dini ne olursa olsun kadın polislerin türban takması zorunlu hale geldi.

ASLINDA AZINLIK AMA Aslına bakarsanız radikal İslamcıların azınlık olduğunu düşünüyorum. Ama sesleri çok gür çıkıyor. Sessiz çoğunluk ise dışlanmamak için onlara uyuyor. Şehirdeki aydınlar, İslamcılık asla Malezya’ya hákim olamaz deyip gülüp geçiyorlar. Ama böyle şeyler hız kazandıktan sonra durdurulamıyor.

Türban 10 yılda yüzde 80’e ulaştı

ÜLKENİN yüzde 50’ı Malay, yüzde 30’u Çinli, yüzde 8’i Hintli. Yüzde 61’i Müslüman, yüzde 19.2’si Budist, yüzde 9.1’i Hıristiyan, yüzde 6.3’ü Hindu. Başkent Kuala Lumpur’da, Malezya’nın farklı etnik yapılarının hepsi, kendi kimliğini, kültürünü ve dinini yaşıyor. Malezya’da türbanlı kadınların sayısı, son 10 yıl içinde yüzde 10’dan 80’e ulaşmış. Metroda karşılaştığımız genç kız Surinia, türban takma gerekçesini şöyle açıklıyor:

Çünkü normal olan bu. Biz Malayların yaptığı böyle, ailem, arkadaşlarım, komşularım hepsi türbanlı.

Fakültede bacılar ve erkekler

Üniversite Brothers-Sisters yani erkek kardeşler ve kız kardeşler diye ikiye ayrılmış. Kütüphanedeki, kantindeki, bilgisayar odasındaki masaların üstünde kimin nereye oturacağı yazıyor, yani bir kız Brothers yazısı yapıştırılmış masaya oturamaz. Üniversitenin girişinde kıyafet kurallarını anlatan büyük bir afiş var. Erkekler gömleği pantolonun içine sokacak, kadınlar türban takıp bol kıyafetler giyecek, ağır makyaj yapmayacak, açık ayakkabı giymeyecek.

ORUÇ POLİSİ

Malezya’da kadın polislerin türban takması zorunlu. Oruç Polisi adıyla tüm dünyada haber olan ekip ise, polisin dinden sorumlu bir birimi. Oruç tutmayanları ve iftar vaktinden önce Müslümanlara servis veren lokantaları tespit etmekle görevliler.

SOKAK İZLENİMLERİ

Petronas’tan uzaklaşınca İslami baskı hissediliyor

BAŞKENT Kuala Lumpur’un en kalabalık yeri olan Bugit Pintag’taki ışıklarda 3 türbanlı kadının yanında, süper minisi ve göbeğini açıkta bırakan dar bluzuyla duran Çinli kızın belki konuşacak fazla ortak konusu yok. Ama aynı kenti rahatlıkla paylaşıp yan yana yeşil ışığın yanmasını bekliyorlar. Ramazan olmasına rağmen gün içinde sokakta yemek satılıyor, Müslüman olmayanlar hapur hupur yiyor. Kendilerine ayrılmış özel restoranlarda içki içebiliyor, sarmaş dolaş oturabiliyor.

İKİNCİ SINIF Fakat şehrin vitrini haline gelen Petronas Kuleleri’nden uzaklaşıp, turistik olmayan bölgelerine doğru ilerledikçe işin rengi değişiyor. Son birkaç yıldır İslam’ın bir devlet politikası olduğunun vurgulanması, Çinli ve Hindu vatandaşların kendilerini ikinci sınıf hissetmesine neden olmuş. Açıkça söylenmese de Malezya Anayasası’ndaki Malezya’nın resmi dini İslamdır ibaresi de Malay’ların ülkenin gerçek sahipleri olduğunu bir şekilde hissetmeleri, bunun teminatını Anayasa’da görmek istemelerinden kaynaklanıyor. Özellikle Çinli nüfusun ekonomik olarak güçlenmesine karşı da, Malaylara pozitif ayrımcılık uygulanıyor.

PET ŞİŞENİ SAKLA Şehrin devasa reklam panolarında hep türbanlı kadın kullanılıyor. Afişlerde Malayca’nın altında bir de Arapçası da yazılı. Bütün alışveriş merkezlerinde mescid bulunması zorunlu. Şehrin diğer ucundaki Malay İslam Üniversitesi’ni ziyaret ettiğimizde elimdeki su şişesini saklamam öğütleniyor. Ramazanda oruç tutmadığımı ima eden bütün ipuçlarını yok ediyorum ki rahatça dolaşabilelim.

DAVUTOĞLU’NUN KIZLARI Başbakan Tayip Erdoğan’ın eski Başdanışmanı Ahmet Davutoğlu’nun kızlarını okuttuğu bu üniversitede çalışan, adını vermek istemeyen yabancı bir hocanın söylediğine göre burası Malezya’nın İslamlaşma sürecinde önemli rol oynuyor, bir sürü genç mümin yetiştirip topluma servis ediyor. Karşılaştığımız erkek öğrenciler, kadın olduğum için elimi sıkmaktan kaçınıyor.

YARIN: BÜTÜN PARALAR İSLAM BANKALARINA YATIRILACAK

*Bence okunmaya değer ve ders çıkarılmalıdır çünkü gidişatlar çok benzerlik gösteriyor.
 2   25 Eylül 2007 11:52   mesajın adresini al  
 
markopaşa
markopaşa
muta nikahı ve 4 kadın hakkı verirlerse asker bile kurtaramaz bizi..
 3   25 Eylül 2007 11:55   mesajın adresini al  
 
scarlett o'hara
scarlett o'hara
nekadar anlatsak boş.. durumu idrak edemicek kalın kafalı arkadaş o kadar çok ki.. tabi bi kısmıda idrak edior fakat işine glmior.. haklar özgürlükler bukadr kolaymı kazanıldı? cumhuriyetimiz bukadr kolay mı kuruldu da böle üç kuruşluk adamlara teslim edebildik? neden değerini bilmioruz elimizdekilerin? çünkü fransızlar gibi kendimiz tırnaklarımızla elde etmedik cumhuriyeti.. o dönemde bi kesim için zorla tepeden inme geldi cumhuriyet.. sevgili atatürk binbir uğraşla hediye etti bunu bize.. o dönemdeki belli kesim dedim ya işte o kesim varlığını devam ettrior ne yazık ki.. ve demokrasi adı altında geriye dönüş için çabalıor.. işin kötüsü biçok insanda buna inanıor.. nese fazla uzatmanın anlamı yok anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!
 1   25 Eylül 2007 12:15   mesajın adresini al  
 
barracuda
barracuda
Dünya nüfusu arttıkça dünyanın ortalama iq'su düşüyor.. Haliyle ülke nüfusu arttıkça ülkemizin ortalama iq.su da düşüyor.. Bunun açıklaması da çok basit; Varoluşunu ya da kapasitesini kavramış insanların az çocuk yapmasına hatta bazılarının çocuk yapmamalarına karşın düşünmekten ve anlamaktan yoksun insanların fütursuzca üremeleri.. Nüfusumuzun ne hızla arttığı belli, artan nüfusun hangi bilinç seviyesinde olduğu belli; eğilimleri belli, gelişen-kaybolan-oluşan normları belli..

Sonuç: Herşeye müstahak bu millet..
 2   25 Eylül 2007 12:54   mesajın adresini al  
 
reklamcısultan
reklamcısultan
dedem dıoki kuresel ısınmanın sonuclarından olan susuzlugun en buyuk nedenı bu dıncıler cunku abdest ala ala suyu bıtırdıler 5 yılda.......genelleme yapalım bugun suyu bıtıren yarın su gıbı parlak akıcı fıkırlerıde yesertecek suyuları toprakları bıtırır...sozum DİNDARlara degıl DİNCİLERE
25 Eylül 2007 13:36   mesajın adresini al  
 
lady lazarus
lady lazarus
Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze kadar süregelen siyasi gelişim taşları yerlerine doğru biçimde oturtulmuş olsaydı bugünkü rejim tehtidini oluşturan bu tabloyla karşı karşıya kalır mıydık? Bence uzak bir ihtimal. Atatürk o günün koşulları içinde yapabileceğinin de ötesinde ulvi bir eyleme imzasını atarak ulusal bağımsızlığın kazanılmasını sağladı. Ancak kurtuluş aşamasından sonra gerçekleştirilen devrimler, endüstrileşme ve ve dolayısıyla bir işçi sınıfının yokluğu sebebiyle sindirilememiş ( ki bu eksiklik kişiler üzerinde hak ve özgürlükleri elde etme uğruna mücadele anlayışı oluşmasına engel olmuştur) halihazırda bir tarım toplumu olmaktan ışık hızıyla kurtulamayacak olan Türk milletine gökten zembille inen bu Avrupai uygulamalar birkaç beden büyük gelmiştir. Çok Partili siyasi döneme geçişle birlikte deneysel uygulamalar da yanlış ve yıkıcı sonuçlar yaratak, bugün yaşadığımız senaryolara daha o günlerde dekor hazırlamaya başlamıştır. Bugün yaşananlar dünün eseri, geleceğin ise nedenidir. Bir dehanın arkasına saklanarak, ya da gölgesinde korunarak ve hatta binlercemiz sokaklara dökülerek neyi değiştirebildik? Bu değişim belki de asırlar gerektiren çetin bir süreçti. Ancak bugün hala devrim inancıyla dolu genç bir güruh varsa karşılaşacakları en büyük tehlike, sistemin dayattığı kendi paçanı kurtar, statükoya katıl uyarıları olacaktır. Yani Big Brother is always watching us!! Keza, sistem çoğunluk ile benzeşme ve öteki'ni öldürmeye programlanmıştır! Kurtuluş yalandır, mümkün olan bi hayat boyu kaçıştır! Ne demiştir atalarımız: Erkekliğin 9/10'ı kaçmaktır !!
 1   25 Eylül 2007 15:17   mesajın adresini al  
 
markopaşa
markopaşa
ılımlı islama geçersek neler olacak,

* kadıköyde bir büfede tanesi 3 ytl den alabildiğimiz dimitrikapulo şarabını el altından 15 ytl ye alabileceğiz

*diğer bilumum mamüller el altında pahalıya satılacak (irandaki gibi)

* ortakantin diye bir yer olmayacak, cumakantini-islamkantini-fetihkantini olabilir

*halid e.a buraların modaratörü olabilir

* internet ahlak polisi olacak, ama tıpkı diğer islam ülkeleri gibi google da pornografik aramalarda yükseleceğiz

*laila reina gibi yerler kalkıp zenginler eğlenmeye yurt dışına çıkacak

*deniz akkayanın fiyatı risk nedeniyle 5 misli olacak zira ahlak polisi basabilir onlarada rüşveti hesaba katın

*erdal acar muta nikahı caiz mi hocam diye ortalıkta gezecek, kendine harem kuracak

*Vakit gazetesi resmi gazete olacak, her gün bol miktarda küfürlü yazı okuyacağız

* hakan şükür spordan sorumlu devlet bakanı olacak

*müsiad üyeleri çok daha zengin olacaklar

*biz çok daha yoksullaşacağız

*arapça çok popüler bir dil olacak, iş bulmak için olmazsa olmaz olacak

*cumaları resmi tatil olacak

* günde 5 vakit tatilimiz olacak

 4   25 Eylül 2007 15:27   mesajın adresini al  
 
pfelconte
pfelconte
iftar = islam
jenifer lopez = ılımlı

tayyip = ılımlı islam
25 Eylül 2007 15:44   mesajın adresini al  
 
godmode
godmode
pfelconte demis ki:

iftar = islam
jenifer lopez = ılımlı

tayyip = ılımlı islam


o zaman ben de ılımlı islam istiyorum.. deli gibi..
25 Eylül 2007 16:45   mesajın adresini al  
 
pfelconte
pfelconte
memleketi sat, senin de olur
25 Eylül 2007 17:30   mesajın adresini al  
 
t.j
t.j
ılımlı islam die bişi varmış? ben islam tek die biliyorum...ya ben ya siz yanlış biliyosunuz..
 1   25 Eylül 2007 17:48   mesajın adresini al  
 
doğangörünümlüşahin
doğangörünümlüşahin
işte senin gibi her abdest alanı dinci ilan edenler yüzünden bu millet AKP ye bu kadar oy verdi...



reklamcısultan demis ki:

dedem dıoki kuresel ısınmanın sonuclarından olan susuzlugun en buyuk nedenı bu dıncıler cunku abdest ala ala suyu bıtırdıler 5 yılda.......genelleme yapalım bugun suyu bıtıren yarın su gıbı parlak akıcı fıkırlerıde yesertecek suyuları toprakları bıtırır...sozum DİNDARlara degıl DİNCİLERE

 2   25 Eylül 2007 17:48   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  3  4  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2009