engelliyorum bayy söledğin yazar cecimi ersöxün değil..
CESARE PAVESE'nin yaşama uğraşı adlı günlüğünde geçer.. son sözleridir
''ve işte yazıyorum sen ey acı peki ya sora..''
sorası roma oteli 22 tan uyku ilacı ve ölüm.
''gizlice korkulan hep gerçekleşir sonunda''
artık yazmayacam der ve gider..(e yayınlarından çıktı.canda bastı ama kötü çeviri hemde ikisini aynı çevirmen çevirdiği halde.CEVAT ÇAPAN)
2 Eylül 2007 20:37
frozen
olsa olsa cezmi ersöz ordan ''ESİNLENMİŞTİR!!''
2 Eylül 2007 20:40
nicht
frozen
o yazıda cezmi ersöz birçok depresif şairden alıntılar yapmış
onun sözleri değildi tabi ki
orda yanlış anlaşılmadım umarım
sadece sağdan soldan toplama alıntılarla önümde güzel bi kurgu vardı o yazıyı okuduğumda.
eğer bulabilirsen yazıyı sen de gönderir misin?
cidden kütüphanelik.en duru hazin şekliyle herşey birbirine harmanlanmış
ama yine belirtiyorum
cezmi ersözü hiç sevmem.sempatim 0dır bu adama karşı.sakın bi numarası var gibi düşünülmesin.orda denk gelmiş de oluşturmuş o penguen/leman yazısını..
frozen demis ki:
engelliyorum bayy söledğin yazar cecimi ersöxün değil..
CESARE PAVESE'nin yaşama uğraşı adlı günlüğünde geçer.. son sözleridir
''ve işte yazıyorum sen ey acı peki ya sora..''
sorası roma oteli 22 tan uyku ilacı ve ölüm.
''gizlice korkulan hep gerçekleşir sonunda''
artık yazmayacam der ve gider..(e yayınlarından çıktı.canda bastı ama kötü çeviri hemde ikisini aynı çevirmen çevirdiği halde.CEVAT ÇAPAN)
7 Eylül 2007 06:10
glikoz
CESARE PAVASE
Ölmek
Bir sanattır,her şey gibi
Eşsiz bir ustalıkla yapıyorum bu işi
Öyle ustaca ki insana korkunç geliyor.
Öyle ustaca ki insana gerçeklik duygusu veriyor.
Bu konuda iddalıyım sanırım
Sylvia Plath
Çeviren : Cevat Çapan
7 Eylül 2007 11:26
talena
Gökkuşağından Darağacı
Şimdi'nin bedeni yok,
Yontuyor geçmiş bilgisiyle
gelecek belki olur diye taşı,
taşını kokluyor
yontu dağılıyor...
Şimdi'si yitik
bundan boyuyor
boyuyor evine aldığı
ağacın üzerine tüneyip
duvarını, tavanını, geçmişi
ve geleceği ve her yanını;
dal kırılıyor...
Şimdi'si yitik
diziyor diziyor notalarını,
göğe ışık üzerine boncuklarını,
ucuza getiriyor varlığını
sonsuzun sessizliğiyle
sonlunun gürültüsü arasında,
O bitirince kıyısında gezindiği
yol çöküyor...
Şimdi'si yitik
bundan yazıyor
yazıyor enine boyuna
içini ve dışını ve yeri
ve göğü ve suyu,
bindiği kadırga
o inince batıyor
8 Eylül 2007 22:36
talena
Mezar
tükenirdi monolog
kaçarken içine düştüğüm kara toplum
big bang sonrası büyük yalnızlık bilinmeyeni
saçlarında titreyen iblisler karartırken güneşi
üstüste gömülürken
saydam yaşamlar
bir yankı duyulurdu hiç'likten
bütün yalnızlıklarınızın ilenci
korusun çoğulluklarınızı
cinnet koyun erdemin adını
maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın
hepiniz mezarısınız kendinizin...
8 Eylül 2007 22:40
sweetdreams
Arkadaşlar hepinizin parmaklarına sağlık...
9 Eylül 2007 15:19
sweetdreams
ŞAİRİN İNTİHARI
Bir süredir masamın üstünde tek sayfa bir mektup duruyor.
Şuna bir göz at diye elime tutuşturulmuş bir mektup...
13 Eylül 2002 tarihli... Düzgün bir el yazısıyla yazılmış.
En üstte büyük harflerle Aslında bütün mesele neydi? yazıyor:
Hani, ‘Hayatın neresinden dönülse kardır’ dizesi var ya Nilgün’ün, canım benim, ben yaşamın neresinden döneceğimi çoktan belirlemiştim. Nilgün Marmara’nın 29 yaşında, S. Plath’in şubat ayında intihar etmesi, benim de 29. yaşımın 29 şubatında intihar etmemi gerektirmezdi. Ama madem ki yaşamda kalmaya kendimi ikna edemiyordum, o zaman bir tarih belirlemeliydim ve 29. yaşımın 29 şubatını seçtim. Bu yüzden ‘Şubatta Saklambaç’a bir yığın başka sırla birlikte intihar edeceğim tarihi de gizlemiştim. Ne var ki, kitabımı bir türlü bastıramadım (o kitabı görmeden ölmek bana nasıl acı veriyor bilemezsiniz). Ama şimdi...
İlk okuyuşumda burada durdum. Devam etmeye korktum.
Sonra merakım yendi korkumu...
Okudum:
***
Ama şimdi yaşamımın bu ayrım noktasında hiçbir yerde huzur bulamadığıma göre bu tarihi bekleyecek gücüm de kalmadı. Hem Zebercet de belirlediği tarihten önce intihar etmemiş miydi? (Kimbilir belki kendimle barışabilseydim...)
Yerleşik Yabancı’ydım her yere Metin Abi... Sen yanarak öldün ve ben ne yangınlar geçirdim sana ulaşabilmek için.
Daha ne kadar dayanabilirdim, herkesin bir başkasının acısı pahasına mutlu olduğu yaşama?
Tüm arkadaşlarımı ve sevgilim Meral’i çok seviyorum.
Beni affedin.
***
Mektubu ileten arkadaştan öğrendim sonrasını...
Şair - yazar - akademisyen Zafer Ekin Karabay o mektubu yazdığı gün, Eskişehir’de intihar etti.
Neden peki?
Aslında bütün mesele neydi?
Şiir hem yitiş, hem kurtuluştur diyen bir şair, niye 29’unda kemerine asar kendini?..
Yaşamdan daha büyük olma isteği mi? 30 yaş kırgınlığı mı?
Mağrur bir an mı?
Hayır!
Mesele (Mayakovski’den Kaan İnce’ye, Van Gogh’dan Nilgün Marmara’ya, Jack London’dan, Hemingway’e kadar) bütün sanatçıların, vicdan sahiplerinin, hayatı sevenlerin meselesi:
Ozanın, başkalarının acısı pahasına elde edilen mutluluğu kabullenememesi...
Alaattin Topçu’nun deyişiyle hayatın ağırlığı karşısında insanın hafifliğini, N’apalım, dünya böyle diye geçiştirememesi...
Sokaktaki tevekkülle baş edememesi... Sokaktakilerden olmayıp, onları dönüştürmeye de gücünün yetmemesi...
Ve kendiyle barışıp haksızlığa alışarak yok olmaktansa, intihar ederek var olmayı tercih etmesi...
Nilgün Marmara da Ey, iki adımlık yerküre/ senin bütün arka bahçelerini gördüm ben deyip gitmedi mi?
***
Son mektupun üzerinde bir not var:
Bunu Kül’de yayınlarsanız sevinirim deyip muzipçe soruyor:
Nasıl sevineceksem?
Sonra da bu talepteki tutunma çabasına dikkat çekiyor, parantez içinde:
Bu da hâlâ yaşamak istediğimi mi gösteriyor nedir?
Son kitabını göremeden ölmüş bir ozanın son mektubunu yayımlatma isteği... Vahşeti yüreğinde hisseden yabancının dayanılmaz bozgunu...
Kaçış değil onlarınki, reddediş, biliyorum.
Ama yine de Bu reddiyenin başka yolları olmalı diyorum.
Bunca haksızlığı ve bizim onca haksızlığa alışmışlığımızı böyle yumruk gibi yüzümüze vurmadan, canına kıymadan...
Bizi şiirsiz, şairsiz koymadan...
Hayatla başa çıkmanın ozanca bir yolu olmalı...
Çünkü Karabay’ın dediği gibi;
Yolculuğa çıkmışlar için hem limansa şiir, hem de gemi...
O gemiyi en son şair terk etmeli...
(CAN DÜNDAR)
9 Eylül 2007 15:34
sweetdreams
Zafer Ekin Karabay
1975 yılında Kayseri'de doğan Zafer Ekin Karabay, 13.09.2002 tarihinde kendi isteğiyle hayatına son verdi. 1999 varlık şiir ödülü ve 2000 Arkadaş Zekai Özger şiir ödülü sahibi, Anadolu Üniversitesi hukuk fakültesi araştırma görevlisi
şair, 'Şubatta Saklambaç' adlı bir şiir kitabı bıraktı ardında. Kitap Mayıs Yayınları'ndan çıktı.
9 Eylül 2007 15:35
sweetdreams
Trafik
kentin baskısı kaldı bize
ve ışıkları trafiğin , ya da kazası..
oysa biz hep bir düş kazasında
yitirdik arkadaşlarımızı
karşıdan karşıya geçerken
eli bırakılan çocuklardık
o insan kalabalığındaki
son gülümsemesiydi annemizin
sonra hangi tarafa geçsek karşıda kaldık!
Zafer Ekin Karabay
9 Eylül 2007 15:36
sweetdreams
Ve Nilgün Marmara-Zafer Ekin Karabay üzerine bir denklem yazısı...
Bir Düş Kazası
Yağmurdan sokağa çıkamıyor bahar. Cemreleri tanklar ezmiş diyorlar.
Havada, toprakta, suda, harpte ölmüş bebelerin ayazı...
Ekranda bozgun artığı ordular; elimde hanidir aynı kitap var.
***
Saklambaç oynayan bir çocuktu
büyüttüğüm; babasının dudaklarına
sıkışmış ve unutulmuş...
sobelendim, saklandığım saydam düşlerin
ardında. sunacak başka şeyim yoktu,
bir çocuğun bayram sabahındaki
beklentisini sundum yaşama ve tedirginliğini
oğlu savaşta bir annenin. Uzak ezgisini
dinleyerek bırakıp gitmelerin...
***
Zafer Ekin Karabay bu mısraları yazdığında 28 yaşındaydı.
Hayatın ağırlığı karşısında insanın hafifliğine dayanamadı.
Son bir şiir yazdı.
Ve büyük sırrını onun dizelerine sakladı:
***
Nil güne akarken şubat gibi biriktim;
dört yıl topladığı acısını yirmi dokuzuncu
adımında gösteren. Ve çıktım yaşama
onun sakladıklarını sunarak saklandığım
yerden. Sonra kendime dönüp dinledim:
yeniden acılarımı ve sordum:
yaşamın neresine saklanmalı ozan,
ya da nasıl saklamalı yaşamı?
***
Gün'e akan Nil, Nilgün'dü aslında: Nilgün Marmara - Hayatın neresinden dönülse kârdır deyip 29'unda intihar etmişti.
Şimdi yirmi dokuzuncu adımında sıra Zafer'deydi.
Daha ne kadar dayanabilirdi ki, herkesin, bir başkasının acısı pahasına mutlu olduğu yaşama...
Hayatta ne saklayacak bir şey, ne de saklanacak bir yer kalmıştı.
Ölüme sığınmaya karar verdi.
Önce kitabı Şubatta Saklambaç yayımlanacak ve o, 29. yaşının 29 Şubat'ında vedalaşacaktı hayatla...
Kitabına bir yığın sırla birlikte, intihar edeceği tarihi de gizlemişti.
Şubatta (bu) saklambaç bitecekti.
***
Lakin yetişmedi kitap...
29. yaş, kapıya dayandı.
Artık bekleyecek gücü kalmamıştı.
O kitabı görmeden ölmek bana nasıl acı veriyor bilemezsiniz diye yazdı son mektubunda...
Beni affedin dedi. Mektubunun Kül'de yayımlanmasını istedi.
Ve geçen eylül Eskişehir'de intihar etti.
Henüz 29'una basmamıştı.
***
Kül, Ekim 2002'de bastı mektubu.
Kapakta Karabay'ın mahzun bir fotoğrafı vardı.
Altında iki yitik mısra:
Oysa biz hep bir düş kazasında
yitirdik arkadaşlarımızı...
karşıdan karşıya geçerken
eli bırakılan çocuklardık.
***
Zafer'in Görmeden Ölmesem dediği kitap, ölümünden 3 ay sonra, yayımlandı. (Mayıs yayınları, Ankara. Aralık, 2002)
Şubatta Saklambaçı şubatta okudum, ama üzerine yazı yazamadım.
O ara bombalar düştü cemrelerin ardı sıra...
Havada, toprakta, suda, karşıdan karşıya geçerken eli bırakılmış çocukların ayazı...
29'unda bir şair, ilk kitabını göremeden öldü bir düş kazasında...
Belki de ondan; hanidir yağmurun iki eli, baharın yakasında...
CAN DÜNDAR
9 Eylül 2007 15:38
sweetdreams
erken vazgeçişlerim vardı benim
seninse
erken tükenişlerin
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/13988
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.