ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > güncel > İran İslam Dvrimi demkrasi çağrları ile başlamıs
aci son seriat benzerlik
Sayfalar: 1  2  3  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12
 
scarlett o'hara
scarlett o'hara
İran'ı İslam Cumhuriyeti haline getiren devrimin hazırlıkları 1978 yılında başladı.

Şah Rıza Pehlevi'ye karşı muhalefet, Şiî dinadamı Ayetullah Ruhullah Humeyni çevresinde toplandı. Sosyal ve ekonomik reform sözü veren Humeyni, pek çok İranlı'nın duygularına hitap eder şekilde geleneksel dinî değerlere dönüş kampanyası yürüttü.

Halkın yoksulluğunu kullanan mollalar yaptıkları yardımlarla varoşları kendi saflarına çekti.

Şah Rıza Pehlevi , eşitsizliğe neden olduğu için büyük toprak sahibi din adamları ve dini vakıfların topraklarına el koyarak ayrıcalıklarına son veriyordu. Bu kamulaştırma hareketi din adamlarının ve mollaların işine hiç gelmiyordu ve Humeyni önderliğindeki ayaklanmanın patlak vermesine neden oldu.

AYAKLANMA BASTIRILDI

Şah Pehlevi ayaklanmayı bastırıp Humeyni'yi önce Türkiye'ye sonra da Irak'a sürdü. Humeyni'nin tutuklandıktan sonra İran Gizli Servis şefi Pakrevan ile konuşurken söyledikleri, İran'da olacakların habercisi gibiydi...O konuşmada Pakrevan, politika pis bir iştir ... siz bu işleri bizlere bırakın demiş, Humeyni ise İslamiyet politikadan başka bir şey değildir diye cevaplamıştı.

Humeyni, İran topraklarından sürüldü ama Şah'ın ekonomik krize çare ararken bulduğu yöntemler krizi daha da derinleştirdi. Ülkenin burjuva kesimini temsil eden işadamlarına yönelik sert tedbirler burjuvazi ile din adamlarının çıkarlarını birleştirdi.

1978: DEVRİMİN AYAK SESLERİ

Şah, derinleşen krizi, kitleler üzerinde daha sert baskı ve şiddetle bastırma yoluna gitti. 60 bin kişilik polis teşkilatı ve 400 bin kişilik ordu toplumun her alanına sızıp tutuklamalar yapıyor, muhalifleri işkenceden geçiriyor, kitle hareketlerini şiddetle bastırıyor, kimsenin başını kaldırmasına izin vermiyordu.

1978 yılının 8 eylülünde yapılan bir gösteriye askeri güçlerin müdahalesinde yüzlerce kişinin ölmesi ise bardağı taşıran son damla oldu. Ülkeyi ayakta tutan petrol sektöründeki işçiler, hem bu kanlı müdahaleyi hem de sıkı yönetim ilanını protesto etmek üzere 9 eylülde greve çıktı. Grevler kısa zamanda diğer kentlere de sıçradı. Petrol sektöründe başlayan grevler kısa sürede tüm kurumlara sıçradı. Bankacılar, radyo ve tv çalışanları, bakanlıkların çalışanları da iş bıraktı. 400 banka göstericiler tarafından ateşe verildi.

Takvim yaprakları 11 aralık 1978'i gösterdiğinde Tahran'da 2 milyon kişi yürüyordu ve her yerden 'Şah devrilmeli!', kahrolsun Şah!' sloganları yükseliyordu. Tüm dünya dehşet içinde olan biteni izliyordu.

1979: ŞAH, İRAN'I TERKETTİ

Şah, son bir manevrayla bir Kraliyet Konseyi atadı ama bu da kitleleri durduramadı ve 14 ocak 1979'da ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Ancak, Şah'ın ülkeyi terk etmesi ve Bahtiyar'ın başbakanlığa atanması da kitlelerin öfkesini dindirmeye yetmedi. İşçi devrimi olarak başlayan hareket islam devrimine dönüşmüştü.

19 ocakta mollalar, monarşinin kaldırılması ve İslam Cumhuriyeti'nin ilanı talebiyle gösteriler düzenledi. Humeyni , bir İslam Cumhuriyeti kurulmasını ve bu cumhuriyetin mollalar tarafından yönetilmesini öngörüyordu.

BATI DÜNYASI ŞAH'I GÖZDEN ÇIKARIYOR

Bu arada Şah'ı kurtaramayacağını anlayan Batılı ülkeler İran'ı bir işçi devriminden kurtarmaya girişti. Dönemin Amerikan Başkanı'nın güvenlik danışmanı Brezinski durumu Şah'ı gözden çıkardık ve İran'ı nasıl kurtarırız diye kafa yormaya başladık. sözleriyle özetliyordu.

Humeyni ile Amerika Birleşik Devletleri arasında bir bağ kurulmuştu ve görüşmeler yapılıyordu. Şah Pehlevi ise benim arkamdan oyun oynuyorlar diyerek gelişmeleri haber veriyordu. Aynı günlerde Amerikan Dışişleri Bakanı Vance ise yeni rejim ister monarşi, ister İslam Cumhuriyeti olsun, bizim için ikisi de bir açıklamasını yaptı.

Devrimden iki gün önce 9 şubatta, bir hava üssünde Humeyni ile ilgili bir film izleyenlerin üzerine Kraliyet Muhafız Birliği ateş açtı. Olayın Tahran'da duyulması üzerine kitleler ayaklanmış ve genelkurmayın bir bildiri yayınlayıp sokağa çıkma yasağı ilan etmesine rağmen kimse dinlememişti.

11 Şubat 1979 günü ise İslam Devrimi gerçekleşmiş, 2 bin 500 yıllık şahlığın yerini İslam Cumhuriyeti almıştı. İmam Humeyni yayınladığı bildiride askeri devletin geçersizliğini ilan etti. Kışlalar basılıp silahlara el kondu , ayaklanma ile 300 bin insan silahlandı. Şah'ın Kraliyet Konseyi de İran'ı terk etti.

'DEVLETİN KARAKTERİ' REFERANDUMU

Ancak son vuruş henüz gerçekleşmemişti. Humeyni devletin karakteri ne olmalı sorusunu referandumla halka soracağnı açıkladı. Ancak çoğu kesimin sonunu göremediği referandumda devletin karakteri iki soruya indirgendi: 'İslam Cumhuriyeti mi, yoksa Şah'ın monarşist diktatörlüğü mü?Bu Humeyni tarafından düzenlenmiş bir tuzaktı ve büyük çoğunluk bu tuzağa düştü.

Referandumda 20 milyon kişi İslam Cumhuriyeti'ne evet dedi. Hayır diyenlerin sayısı ise sade 140 bin kişi oldu. Böylece halk, Şah monarşisi karşısında demokrasiyi seçiyorum diye mollaları ve İslam cumhuriyetini seçti...

Bu seçimin hemen ardından ilk olarak kadınlara baskı uygulandı. İslam kıyafeti emperyalizme karşı en tesirli silahımızdır diyen Humeyni, kadınların çarşaf giymesini zorunlu kıldı. Çarşaf giymeyen kadınlar işten atıldı, sokaklarda dövülüp cezalandırıldı.

4 Kasım'da Amerikan Büyükelçiliği işgal edildi ve Amerika Birleşik Devletleri 'emperyalizmin başı' , 'şeytan' ilan edildi. Günlerce elçilik önünde gösteriler yapıldı. Elçiliğin işgali sol kesim tarafından da emperyalizme karşı geliyoruz diyerek destekledi. Bu fırsattan yararlanan mollalar, önce kendilerinin egemen olamadığı üniversiteleri kapattı ve bir adım sonrasında da, Bazargan hükümetini emperyalizmin ajanı olarak suçlayıp tasfiye etti.

Buradaki işgalin amacının gerçekten emperyalizm karşıtlığı olup olmadığını ise yıllar gösterecekti. İşgal aylarında Amerika Birleşik Devletleri'nde seçimler vardı ve iktidarda Carter bulunmaktaydı. Cumhuriyetçi Parti'nin adayı ise Reagan'dı. Reagan 1980'de Humeyni'yi bizzat telefonla aramış ve seçimler bitene kadar elçiliğin işgalini bitirmemesini talep etmişti. Nitekim seçimlere iki gün kala Humeyni işgali bitirmek için bazı isteklerde bulundu. Ama iki gün sonra iktidarda Reagan vardı ve elçilik işgali sona erdi.

Bu arada İslam devrimi, işçi sınıfı üzerinde ve sokaklarda şiddet uygulamaya başladı. Artık iktidar mollalardaydı. Sol ve ulusal cephe durumu kavradığında, ne yazık ki geç kalmıştı. Halkın mücahitleri başarısız bir ayaklanma gerçekleştirdi. Mollalar ayaklanmayı bastırdılar ve işçilere gözdağı vermek için bir günde 165 kişiyi idam ettiler.

İran bir anda iç savaşın eşiğine gelmişti. Ülke peş peşe idamlarla sarsılıyordu. Bir günde 200 kişinin ismi birden yayınlanıyor ve asılarak idam edilecekleri açıklanıyordu. 28 haziran 1981'de 'halkın mücahitleri'nin düzenledikleri bombalı saldırı sonucunda, aralarında 14 bakan ve 27 meclis üyesinin bulunduğu 74 kişi öldü. 30 ağustos 1981'de düzenlenen ikinci saldırıda ise yeni cumhurbaşkanı ve başbakan öldürüldü.

Mollaların terörü bu olaydan sonra çığrından çıktı. 'Devrim muhafızları ve Hizbullah sokaklarda rastgele ateş açmaya, insanları keyfi bir şekilde kurşuna dizmeye başladı. Nitekim birkaç ay içinde idam edilenlerin sayısı 10 bini aştı, tüm ulusal hareketler bastırıldı, grevler yasaklandı, şuralar ve komiteler dağıtıldı ve devrim İslam karşı-devrimiyle son buldu.

İslam karşı-devrimiyle ekonomik hayat burjuvazinin çıkarları temelinde yapılandırıldı.İşçi sınıfı örgütlenme hakkını kaybetti. Açlık ve sefalet yaşamın bir parçası olurken, sınıfsal çelişkiler derinleşip kökleşti.

Toplum şeriat tarafından etkisiz hale getirildi .Kitlesel katliamlara girişildi, politik mahkumlar toplu halde idam edildi. Kadınlara uygulanan cezalar ve idamların kitlelerin önünde yapılması, toplumu ve emekçi sınıfları sindirip bastırmaya yönelik bir gözdağı olarak kullanıldı.

Bugün şeriat, İran'ın gelişiminin önünde ciddi bir sorun olarak duruyor. Rejimin korunmasına yönelik çabaların bir parçası olan nükleer çalışamalar uluslararsı arenada kaygıyla izleniyor ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden İran'a karşı birer birer yeni yaptırım paketleri çıkıyor. Bu yaptırım paketlerinin içerisinde yer alan ambargolar ise hem iş adamları hem de halk açısından karşılanması zor kayıplara neden oluyor. Halkın büyük çoğunluğu şeriatı istemese de rejim, Devrim Muhafızları tarafından sıkı sıkıya korunuyor. 1979 devrimiyle islam cumhuriyeti haline gelen İran'da sesini yükseltmenin bedeli çoğu zaman halk önünde idam edilmek oluyor...
 3   29 Ağustos 2007 23:23   mesajın adresini al  
 
scarlett o'hara
scarlett o'hara
yakın tarihten bi alıntı yapmak istedim.. bizim ülkemizn durmuyla çağrışım yaptı bende o yüzden paylaşıorum.. allah sonumuzu benzetmesin die temennide bulunmaktan başka bişe gelmior elimden...
29 Ağustos 2007 23:25   mesajın adresini al  
 
e = m . c²
e = m . c²
bizim halkın ve ülkenin karakter yapısı biraz daha farklı...iran gibi olacağını zannetmem...

o ana gelene kadar tsk bir şekilde devreye girmiş olur zaten...şu fakirlikte bile sosyal patlama yaşanmıyorsa...o halde askerin karşısına çıkacak bir halk kitlesi beklemekte saçma olur...

sonuçta askerin dediğini yapar..sonrasında da halkın %90 ı da askerin yeni anayasasını onaylar...
 1   29 Ağustos 2007 23:41   mesajın adresini al  
 
kafamagöre
kafamagöre
ıran gıbı olurmuyuz hıc ya pasalr gıbı askerımıs ufku acık bızler varıs gerekırse sokaga dokuılunur...
29 Ağustos 2007 23:47   mesajın adresini al  
 
comandante
comandante
İran'da yaşananlar ne yazık ki günümüz Türkiye'sinde de yaşanıyor. Orada da şah rejimine karşı mollalar demokrasi kılıfına sığınarak yanlarına solcuları liberalleri ve şah muhaliflerini aldılar. Humeyni niyetini gizlemeyi çok iyi başardı, tıpkı bizdekilerin yaptığı gibi takiye yaparak gizlendi, diğer güçlerle beraber şahı devirdikten sonra amacına ulaşmadan önce ağzından düşürmediği demokrasi lafını bir daha ağzına almadı. ilk olarak kendisine yardımcı olan sol görüşlüleri kılıçtan geçirdi, ardından liberalleri ve ardından radikal islama geçiş yaptı. İran halkı neye uğradığını çok geç farketti ama iş işten geçmişti artık. Atı alan üsküdarı geçmişti. Arada inanılmaz benzerlikler var ama tabii bazılarının işine gelmediği için bu benzerliğe dikkat çekenleri ''Komplo teorisyeni'' ilan ediyorlar. Mustafa Balbay'ın bir İranlıyla yaptığı konuşmadan aktardığı bir söz çok dikkat çekiciydi. Şöyle diyordu İran'lı; Balbay'a:

Bizim önümüzde bir örnek yoktu, şimdi sizin önünüzde bir İran örneği var. Aynı hatalara siz düşmeyin
 3   29 Ağustos 2007 23:48   mesajın adresini al  
 
lacrymosa
lacrymosa
e yani demokrasi türkiye'de en çok cümle içinde kullanılan ama içi en boş kavram haline geldi.. bunların demokrasiden anladığı dayatmadan başka bişey değil
29 Ağustos 2007 23:53   mesajın adresini al  
 
**mephisto** ®
**mephisto** ®
scarlett o'hara
cok tesekkur ederim bunu paylastiin icin.
biz surekli annatmaya calisioz ama annayan nerde...
bana en son takilan lakaplar ;
TSK Temel Degerlerimizin muhafizidir lafindan dolayi darbeci,
Kemalist degerleri savundugum icin ve ekonomik liberalizasyonu savunmadiim icin stotukocu,
Cankaya,Askeriye,TBMM,Uni.ler vb gbi onemli stratejik alanlarda turbana karsiyim dedim bagnaz oldum....
ya beni gulduruolar ama gulerken de merak ediorum,gercekten iinietle mi demokrasiyi savunuolar yoksa takiyeci tayfa gibi kopruyu gecene kadar ayiya dayi de mantii mi ....
30 Ağustos 2007 00:01   mesajın adresini al  
 
*jakoben*
*jakoben*
arkadaşlar, tüm yurtseverler, ilerici güçler

birleşmenin vakti geldi geçiyor bence...

ünilerde, mahallelerde kolektif çalışmalar yapılmalıdır..

islamcılara geçit vermemeliyiz..

solu pasifize etmek için demokrasi kılıfına giriorlar buna kanmayınız artık.
 3   30 Ağustos 2007 00:04   mesajın adresini al  
 
scarlett o'hara
scarlett o'hara
anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.. :(
30 Ağustos 2007 00:05   mesajın adresini al  
 
souvereign jr.
souvereign jr.
iran gibi olmasın sonumuzda... :(

hala recm cezasının uygulandığı , sokaklarda vince asılarak öldürülen insanların olduğu , kadınlarının %100ünün türban yada çarşaf giydiği katı İslam kurallarının geçerli olduğu, gerikafalıların yaşadığı (ama nası olduysa nükleer enerji dalında ve atom bombası konusunda uzmanlaşabilmiş) bir ülke gibi olmayız umarım...
30 Ağustos 2007 00:10   mesajın adresini al  
 
*jakoben*
*jakoben*
(ama nası olduysa nükleer enerji dalında ve atom bombası konusunda uzmanlaşabilmiş)

almanya ve rusya yapıyor onlara...

almanya 2.dünya savaşından cezalı olduğu için bu tür ülkelerde yürütüyor

ayrıca irana harekatada karşı,

rusyada bildiğiniz gibi nükleer santrallerde aktif destek veriyor
30 Ağustos 2007 00:25   mesajın adresini al  
 
_volkan_
_volkan_
anlatmaktan deilimde tuyler bitti..... bakin dedim dusmeyin, bu demokrasi o degil, bu adamin demokrasisi kopruyu gecene kadar diye

yok aman neymis DEGISMIS
yok aman neymis KISKANIYORMUSUZ EKONOMIK BASARISINI
yok aman neymis REJIM TEHLIKESI FALAN YOKMUS

ne diyim ya.. Bu ulke iran gibi bir dusmeli, dusmeli ki iki uc kurus ugruna sattiklari ilkelerin degerlerini anlamali.... bir daha cikabilirlerse tabi..
30 Ağustos 2007 00:27   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  3  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008