ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum  güncel  'Öteki' Sezer ile öteki biz!
siyaset basin ahmet necdet sezer umur talu
Sayfalar: 1  2  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 15
 
e = m . c²
e = m . c²
Umur Talu'nun 28-29 Ağustosta köşesinde yazdıklarını okuduğunuzda, basında dönen şerefsizliği, siyasetçilerin ikiyüzlüğünü ve ilkesizliklerini, iktidar kimse onun yanında olanları, safi güce tapanları göreceksiniz...


Cumhurbaşkanı Sezer' i şimdi el üstünde uğurlayan Cumhuriyetçiler de, bir antidemokrat tan kurtulduğunu düşünen çeşit çeşit diğerleri de, Sezer'in ilk dönemi ni hatırlamak istemiyor.
Bilmiyorum; Cumhurbaşkanı'nın kendisi kendini, o dönemi nasıl hatırlıyor?
Çünkü, o dönem (belki şimdiki Sezer' inki de dahil) çok ezber bozuyor!
Çünkü, iki dönem var; her ikisinde de iktidarlarla çekişen bir Cumhurbaşkanı.
Sonuncuda cumhuriyetçi refleksler, reaksiyonlar, dirençler; ilkinde ise demokratik direnişler, itirazlar, isyanlar.
Bu herkesin pozisyonunu da değiştiriyor!

***

Sezer, Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak, Türkiye'de çok az kişinin idrak edebildiği bir hukuk felsefesi beyannamesi vermiş, demokrasinin temel taşının vicdan özgürlüğü olduğunu ilan etmişti:
İnanç özgürlüğünden basın özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne.

***

Kendisini cumhurbaşkanı adayı yapan ve seçen; başta Ecevit, DSP - MHP - ANAP koalisyonuydu.
Ama büyük çatışma yı onlarla, hem de hemen, hem de temel ilkeler üstünden yaşadı.
Bugün Sezer'le yandaş olanlar da, Sezer'e düşman olanlar da, o çatışmadaki demokratik özü pek hatırlamıyor; hatırlamak da istemiyor.
Bilmiyorum Sezer nasıl hatırlıyor, ama hatırlatayım.

***

Dönemin üç büyük Çankayahükümet çatışmasını hatırlatacağım. Biri bugün, ikisi yarın.
Birincisi; Memur kararnamesi.
Genelkurmay, bin yıl sürecek 28 Şubat ın devamı olarak Ecevit Hükümeti' ne bir sipariş vermişti; Memurların fişlenmesi!
Ve bu fişlemeye göre de kolayca görevden alınabilir, işten atılabilir, harcanabilir, damgalanabilir, vebalı kılınabilir hale getirilmesi.
Çok sayıda büyük asker, büyük medya, büyük sermaye siparişi gibi, hükümet bunu da emir telakki etmişti!
Bunu onca yıl sonra şimdi söylerken bile, belki ayıptır diye düşünüyorum ama;
Anayasa Mahkemesi Başkanı iken bir, iki yazımdan ötürü aramış olan Sezer, bu kez Cumhurbaşkanı makamından telefonu açmış, evimden direkt aramıştı:
Böyle bir kararnameyi asla onaylamayacağını, bir demeç gibi değil, bir derdi paylaşır gibi söylemişti.
Bir yedi yıldır bunu ve benzerlerini asla bu şekilde yazmadım.
O gün yazdığım da, Cumhurbaşkanı ile özel konuştuğum, onun beni hem de evimden aradığı, ne yapacağını bana özel olarak söylediği filan değildi.
O zaman Milliyet'te şöyle yazdım: Bu Cumhurbaşkanı eğer o konuşmaları yapan demokrat Anayasa Mahkemesi Başkanı ise hâlâ, hükümetin bu kararnamesini asla onaylamaz.
Sadece hükümeti değil, Genelkurmay'ı da cepheden karşısına aldı ve onaylamadı.
Demokratik ilkeler e aykırı buluyordu. Bugünkü iktidarın nice bürokratı muhtemelen o fişlemenin muhatabı olacaktı.
Bugün onun halefi pozisyonuna gelen dönemin muhalefet milletvekili Gül ile arkadaşları ve bugün Sezer' e köpüren iktidar yanlısı medya, o gün Sezer' e helal olsun diyordu.
Bugün Sezerci olanların çoğu ise köpürüyordu tabii.

***

Sezer'in o dönemini hatırlamak istemeyen, olmamış farz eden her iki cenahın da arşivlerle hafızalarını tazelemesinde bir yarar var mı, bilmiyorum.
Ama yarın anlatacaklarım, daha da çarpıcı.
Bilhassa, o büyük Büyük Medya rezaleti.
Bunları ilk ağızdan tanıklıkla anlatacağım.

...

Dün Unutulan öteki Sezere başlamıştım. Yani, AKP iktidarıyla bir cumhuriyetçi olarak çatışan Cumhurbaşkanı'nın, önceki laik ve 28 Şubat süreci ürünü, Ecevit liderliğindeki DSP - MHP - ANAP iktidarıyla ve Genelkurmay'ın istediği kamu personel düzeni ile de bir demokrat olarak çatışması.
O dönem Sezer'i alkışlayanlar bu iktidarla çatıştığı 2003- 2007'de o günleri çoktan unutmuştu; bugün Sezer'i Cumhuriyet, laiklik veya ulusalcılık adına alkışlayanlar da o dönemi hiç hatırlamıyordu.
Dün, üç temel olayı anlatacağımı söylemiştim.
İlki dünkü yazıdaydı: Memurların bir nevi fişlenmesi ve ayıklanabilmesi için, bir nevi Sivil YAŞ gibi, dönemin Genelkurmay'ının talebiyle Ecevit Hükümeti kararnamesini Sezer'in demokratik ilkeler adına onaylamayışı idi.
Diğer ikisine gelince...

***

Öteki Sezer dediğim 2000-2003 dönemindeki üç önemli demokratik çıkıştan biri de, büyük medya karşısındaki tavrıydı.
Bakmayın bu dönemdeki medya muhabbetine, o dönem eli ayağına dili duayenliğine dolaşmış kimi büyük yazarın şimdi Saygın adam diye andığına;
Büyük medya kuşatması daha Anayasa Mahkemesi Başkanı iken başlamıştı.
Bilhassa Hüsamettin Özkan, medya siparişi kanunun başına bir hal gelmemesi için, kuşatmada ileri karakol kurmuştu.
Sonra, hukukçu iken kulak asmayan Sezer, Çankaya'da da bu kuşatmanın şımarıklığı karşısında hem şaşırdı, hem yılmadı.
Bin bir büyük medya randevu talebini kabul etmedi. Bunları ben biliyorum da, randevu isteyenler de bilir.
Bugün uğurladığımız Şakir Süter ile Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu'ndaydık.
Cumhurbaşkanı'nı ziyaretlerde, Hürriyet, Sabah ve benim de çalıştığım Milliyet gibi büyüklerin kuşatmasına rağmen, demokratik ilkelere aykırı RTÜK ve basın kanunlarını veto etmekteki kararlılığını gördük.
Bunların gerekçesini özel olarak da duydum.
Bugünün laik, cumhuriyetçi medyası, unuttunuz mu, ne yapmıştı o zaman?
Sezer'i vurmak için, perdelerini didiklemeye, yolsuzluk havası yaratmaya kadar araştırmacı gazetecilik!
Tehditçi veya şantajcı da denebilir mi, bilmiyorum.
Sezer hükümetin kabul edip pişirdiği büyük medya siparişini reddetti.
O sırada, bugünün nice Cumhuriyetçi ve nice demokrat yazarı, yöneticisi, kuşatmaya katılmadığında dahi, o saldırıları sinmiş bir ittifak üyesi olarak izliyor, ama bir kelime bir şey diyemiyordu.
Sonraki Sezere bugün yüklenenler ise, Gül ve arkadaşları da, çok sayıda gazeteci de, o Sezer'i demokrasi adına alkışlıyordu.
Bana gelince; yazılmayacak şeyleri yazdığım için sonradan kovuldum.

***

Ne paralel tarihmiş!
Kovulmamda bardağı taşıran olay, Sezer'in üçüncü önemli demokratik tepkisi idi.
Bildiğiniz Anayasa kitapçığı fırlatma günü: Aslında zaten varolan ama medya marifetiyle gizlenen ekonomik krizin patlaması.
Cılk yolsuzluk ve kayırma ile utanç verici medya sansürü döneminde, Cumhurbaşkanı denetim imkanını çalıştırmış, hükümetin suratına yolsuzlukları çarpmak istemişti.
Aslında Meclis'in, muhalefetin, yargının, medyanın da yapması gereken iş.
O gün Büyük medya, hükümetle birlikte yazdıkları masalı haber, hakikat diye pazarlamaya başladı.
Çok gazete ile TV kanalı, kanka hükümeti kayırıp Sezer'i hırpalamakta kararlıydı.
Bugün Sezer'i eleştiren iktidar ekibi ile onlara yakın medya hariç. Roller tersti yani.
Ben de, aslında otosansürlü bir kanalda canlı yayına çıkıp hakikatin o masaldaki gibi olmadığını anlattım.
Bir ertesi gün kovulduğumda Fehmi Koru, Medyaya konuşmayan Sezer'in konuştuğu tek gazeteci diye yazmıştı.
Bunu kendim şu güne kadar asla öyle söylemedim.
Zaten öyle demezdim de.
Çünkü kendisi beni evimden aradığı, kovulduğumda da arayıp çok içten destek verdiği halde, ben bir kez bile kendisini evinden aramamıştım.
Sonraki dönem ise zaten farklıdır.
Bir daha konuşamadık. Muhtemelen hassasiyetlerimiz ve önceliklerimiz o kadar aynı değildi artık.
Herkesin, hepimizin bir öteki hali de vardı.

Umur Talu 28-29 Ağustos 2007 (SABAH)
~ 373 gün   mesajın adresini al  
 
e = m . c²
e = m . c²
bu konuyu daha dikkat çeker bir hale getirmek için ne yapabilirdim acaba?..
~ 373 gün   mesajın adresini al  
 
*jakoben*
*jakoben*

çok güzelde umur talu ANTİ_SEZER çığırtkanlığı döneminde yazsaydı keşke


e = m . c² demis ki:

bu konuyu daha dikkat çeker bir hale getirmek için ne yapabilirdim acaba?..

 1   ~ 373 gün   mesajın adresini al  
 
9a 6
9a 6
sezeri bir ideoloji peşinden gittiğini düşünenler kişiyi eleştirme kolaylığına kaçmamalı..sezer bir hukukçudur,hukuk doğrultusunda hareket etmiştir..eğer bir problem varsa,ülkenin anayasası eleştirilmeli..

bir de seküler devlet nedir?laik devlet nedir?bu fark iyi anlaşılmalı sezer eleştirilmeden önce..

kişisel fikrim siyasetçi değil hukukçuydu..türkiyenin gördüğü en dürüst cumhurbaşkanlarından biri oldu..onun dışında gereğini yerine getirdi gibi sanki..türkiye böyle bir ülke..
 3   ~ 371 gün   mesajın adresini al  
 
_conquest_
_conquest_

Syn. Sezer hukukcuydu tamam ama anayasa mahkemesindeyken inanç özgürlüğü derken cumhurbaşkanı olduktan sonra bu düşüncesi neden değişti ?.
Cumhurbaskanın tarafsız olması gerekir. Her kesime her düşünceye.

Bana göre bu tutumları yüzünden AKP ve RTE milletimizden bu kadar oy aldı.Tabi bu konuda Syn Baykal'ın yardımı göz ardı edilemez.

e = m . c² demis ki:



Sezer, Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak, Türkiye'de çok az kişinin idrak edebildiği bir hukuk felsefesi beyannamesi vermiş, demokrasinin temel taşının vicdan özgürlüğü olduğunu ilan etmişti:
İnanç özgürlüğünden basın özgürlüğüne, ifade özgürlüğüne.


 1   ~ 371 gün   mesajın adresini al  
 
barracuda
barracuda
saat.

halı.

kilim.

kalem seti.

gümüş tepsi.

takı.

şifoniyer.

kaftan.

vazo.

madalyon.

heykel.

biblo.

tablo.

*

hepsini bırakmış ahmet necdet sezer... kendisine verilen 1243 parça hediyenin, 1243’ünü de bırakmış...

götürmemiş.

*

bu benim cumhurbaşkanım olamaz...

*

zaten, kırmızı ışıkta durmasından belliydi... kimse durmuyor ki, o niye duruyor?

isveç mi burası?

*

bakıyorum gazetelere... 94 parça gümüş, 22 vazo, 9 takı, 27 hatıra para, 4 tabanca, 83 parça değerli süs eşyası, 55 tablo, 86 porselen, 7 madalyon, 4 saat... insanın içi gidiyor!

al, götür di mi...

bırakmış, gidiyor.

*

üstelik, liste eksik...

kendisine tahsis edilen kafana göre harca denilen ödeneği de harcamadı.

hediyeleri bıraktığı gibi...

papelleri de bıraktı.

46 trilyon liracık!

ye, yemedi... gez, gezmedi.

o zaman bırak biz yiyelim...

ona da izin vermedi.

yetim hakkıdır dedi, görevi boyunca tasarruf ettiği 46 trilyonu, maliye’ye iade etti...

kemal abi’ye.

*

çocukları hálá memur... first lady desen... bi atıl kutoğlu’nu bile tanımıyor... belediyeler, bizim paramızla simitçilere cemil ipekçi’den köstüm hazırlattı; o hálá kendi cebinden giyiniyor.

*

aşçıyı, garsonu azalttı. suyla çalışmıyor bunlar dedi, 14 makam aracını geri verdi. okluk’taki yazlık köşke hiç gitmedi. oğlunu evlendirdi, elektrik parasına kadar cebinden ödedi. eşi düştü, bileğini kırdı; hastaneye sivil araçla götürdü, röntgen için kuyruğa girdi, sıra bekledi. annesi vefat etti, gene sivil plakayla gitti; flap flap flap, fors yapmadı... resmi yemekler hariç, kimseye davet vermedi. mutfakta yerli ürün kullandırttı.

şatafattan uzak durdu.

*

yeminini tuttu...

hukuku üstün kıldı.

e haliyle...

sevilmedi. sevilmez.


yılmaz özdil

25 Ağustos 2007

-

Yeni okudum, paylaşmak istedim..
 2   ~ 371 gün   mesajın adresini al  
 
-glycerine-
-glycerine-
süper bi başlık,tam bir güncel başlığı.2 kafalı doğmuş koyunlardan bilmem nelerden çok daha güncel.ortakantinin güncelinde böle konular olmalı bnce.
~ 362 gün   mesajın adresini al  
 
mavera..
mavera..
A.N.Sezer Osmanlının son günlerinde ortaya çıkan Türk tipi aydın-bürokrat yönetici tipinin son örneklerindendir.
Bu nesil gerçektende vatansever ve fedakar bir nesildi, hukuku, ülkeyi ve toplumu ön plana çıkaran, kişisel yargılarını-kişisel tercihlerini arkada tutan sorumlu bürokrat tipi...

bu nesli dejenere eden ilk dönem DP ve menderes dönemidir, magazinleştirme, popülizm ve Din bezirganlığı bu dönemde başlar..ve tabiki rüşvet, talan ve yolsuzlukda..

yolun açık olsun sn Sezer, türünün son örneği...

Türkiye Cumhuriyeti ağır ağır çökerken, bu neslin son türünü uğurlamak çok manidar...
keşke hep Holywood filmlerindeki gibi iyiler kazansaydı..
 1   ~ 362 gün   mesajın adresini al  
 
-glycerine-
-glycerine-
Syn. Sezer hukukcuydu tamam ama anayasa mahkemesindeyken inanç özgürlüğü derken cumhurbaşkanı olduktan sonra bu düşüncesi neden değişti ?.
Cumhurbaskanın tarafsız olması gerekir. Her kesime her düşünceye.

Bana göre bu tutumları yüzünden AKP ve RTE milletimizden bu kadar oy aldı.Tabi bu konuda Syn Baykal'ın yardımı göz ardı edilemez.

görüşünün değiştiği sonucuna nası vardın conquest?
~ 361 gün   mesajın adresini al  
 
sprue
sprue
Gül nasıl bir cumhurbaşkanı olmaz *! *! *!*



Şimdi kimi mahfillerde cevabı aranan soru şu: Gül, nasıl bir cumhurbaşkanı olacak? Ya da CHP’nin iddia ettiği gibi Türkiye’yi Milli Görüş militanı gibi mi yönetecek?

Abdullah Gül, Allah’tan bir mani olmazsa en geç 28 Ağustos günü 11. cumhurbaşkanı. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun.

Adaylık kararından önce herkes söyleyeceğini söyledi; itirazı olanlar konuştu, fedakarlık bekleyenler çıktı, geleceğe ilişkin farklı projeksiyon çizenler oldu, istikrara vurgu yapanlarını sesini işittik.

Anayasal zeminde kaldığı, hakaret ve küfür içermediği sürece farklı her görüşün bu süreçte dillendirilmesini demokratik olgunluk olarak görmek gerekir. Elbette, hepimiz aynı pencereden dünyayı gözlemlemek zorunda değiliz.

Demokrasinin erdemi de farklılıklara tahammüldür aslında.

Şimdi önümüzde somut bir durum var. Gül, cumhurbaşkanı adayı. Son sözü, milletin temsilcilerinden oluşan meclis söyleyecek. İçimize sinse de sinmese de, itirazlarımız olsa da olmasa da meclisin iradesine saygı göstermek durumundayız.

İlk iki turda Gül’ün cumhurbaşkanı seçilme ihtimali zayıf olsa da üçüncü turun yapılacağı 28 Ağustos’ta kesin gibi.

Derin soru

Şimdi kimi mahfillerde cevabı aranan soru şu: Gül, nasıl bir cumhurbaşkanı olacak? Ya da CHP’nin iddia ettiği gibi Türkiye’yi Milli Görüş militanı gibi mi yönetecek?

Gül’ün Dışişleri Bakanlığı dönemindeki icraatlarını referans olarak görmeyenlerin derin dehlizlere uzanan cevabı kendi içinde gizli bu sorulara verilecek cevabım çok da ön yargıları aşabileceğimi sanmıyorum.

Ayrıca benim niyet okuma, gizli ajanda şifrelerini çözme gibi özelliklerim yok. Henüz bu konuda yeteneklerimi geliştiremedim.

Ama gözümle gördüğüm, kulaklarımla işittiğim nesnel örnekler üzerinden kestirimlerde bulunabilirim. Ayrıca Gül, Çankaya’ya çıktığında neler yapmak istediğini zaten basın toplantısında anlattı.

Esas olan güvendir, şüpheyi istisnai görürüm. Açıkça söylüyorum; Yüzde 100’ün değil de içinde benim de bulunduğum yüzde 47’inin cumhurbaşkanı olursa karşısına dikiliriz.

Gül neleri yapmaz?

Nasıl cumhurbaşkanı olacağını göreceğiz, peki nasıl bir cumhurbaşkanı olmayacak? Kalemimiz döndüğünce sıralayalım;

* MGK toplantılarında kesinlikle Anayasa fırlatmaz.

* Atama kararnamesi önüne gelen bürokratları asla kapıcılara sormaz.

* MGK Genel Sekreterliği için önerilerin tüm büyükelçileri gerekçe bildirmeden reddetmez.

* Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılıkları’na önerilen 5 büyükelçiyi toptan çizmez.

* Sadece Cumhuriyet okurlarını köşke davet etmez.

* Üniversitelerdeki türban sorununun çözümü için kendisini ziyarete gelen milletvekillerini fırçalamaz.

* ‘Cumhurbaşkanlığının yetkileri çok fazla ve 7 yıl çok uzun süre’ deyip yetkilerini sonuna kadar kullanmaz, 7 yıl oturmaz.

* Milletvekili yemin törenini protesto etmez.

* Başbakana kapıları kapatıp sadece seçilmiş bir bakanla oturmaz.

* 1 oy alan adayı rektör atamaz.

* Yargıtay Başsavcılığı atamalarında düşük oy alanı seçmez.

* Tek referansı Cumhuriyet Yazarı İlhan Selçuk olmaz.

* Sadece Kanaltürk izlemez.

* Kabul ettiği tek dernek Turhal Kültür Derneği olmaz.

* Cenaze törenlerinde sırtını başbakana dönmez.

* Çankaya’yı devlet üssü yapmaz.

* Rektörler hakkında hazırlanan yolsuzluk ve usulsüzlük dosyalarını görmezlikten gelmez.

* Kriz anlarında susup köşesinde oturmaz.

* Halka mesafeli durmaz.

* Memur gibi günlük mesaisini saat 17.30’da bitirmez.

* Akşam saatlerinde gelen kararname ve kanunları, ‘mesaim doldu’ deyip ertesi güne bırakmaz.

* Anayasa değişikliği ve yeni kanunlarla ilgili ‘veto’ yetkisini ideolojik gerekçelerle kullanmaz.

* 15 günlük bekleme süresini sonuna kadar kullanarak muhalefet lideri gibi davranmaz.

* Kendine özgü dış politika izleyerek yabancı devlet başkanları için özel bir randevu programı oluşturmaz.

* AB sürecine karşı çıkmaz.

* Çankaya’yı bir partinin karargahı haline getirmez.

* Siyasi iktidarla çatışmayı kendisine şiar edinmez.

* Yabancı bir başbakanın önünde kendi bakanını fırçalamaz.

* Konuk yabancı devlet adamlarını azarlamaz.

* Devlet kurumları arasındaki gerginlik yaşanırken tribünde oturmaz.

* Görev süresi dolduğu halde köşkte kalmaz.

* Çankaya’dan ayrılırken enflasyon yüzde 10’un altında olmasına rağmen evinin kirasını yüzde 100 arttırmaz.

* Çankaya’yı halka kapatmaz.
~ 361 gün   mesajın adresini al  
 
barış baykul
barış baykul
Saçma ilk örnekte geçen Osman Gazi üniversitesinde gerçekleşti.1 oy alan adayı rektör atamaz kısmına bakabilirsin.Ayrıca bu yazıya kaynakta gösterirsen iyi olur senin bu kadar manasız sallayacağını düşünmüyorum birinin yazısı olmalı bu.Neredeyse geri kalan herbirine ayrı ayrı cevap verilebilir.İstenirse de geniş vakte sahip olduğum bir zamanda verilir ihtiyaç belirtilirse.
~ 361 gün   mesajın adresini al  
 
-glycerine-
-glycerine-
hala nedir ki bu bok atma hırsı?zaten snin sezer hakkında iyi bir laf ettiğini duymadım,akp'yi eleştirdiğini duymadım.Tamam işte istediğiniz oldu,başbakan ve onun kankası bir cumhurbaşkanı.hep beraber göreceğiz devlet nasıl yönetilirmiş.Sezer o başbakana sırtını döndüyse,bunun nedenini herkes biliyo,sen de biliosn.hadi hyrlısı.görelim bakalım şu mükemmel cumhurbaşkanını.



sprue demis ki:

Gül nasıl bir cumhurbaşkanı olmaz *! *! *!*



Şimdi kimi mahfillerde cevabı aranan soru şu: Gül, nasıl bir cumhurbaşkanı olacak? Ya da CHP’nin iddia ettiği gibi Türkiye’yi Milli Görüş militanı gibi mi yönetecek?

Abdullah Gül, Allah’tan bir mani olmazsa en geç 28 Ağustos günü 11. cumhurbaşkanı. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun.

Adaylık kararından önce herkes söyleyeceğini söyledi; itirazı olanlar konuştu, fedakarlık bekleyenler çıktı, geleceğe ilişkin farklı projeksiyon çizenler oldu, istikrara vurgu yapanlarını sesini işittik.

Anayasal zeminde kaldığı, hakaret ve küfür içermediği sürece farklı her görüşün bu süreçte dillendirilmesini demokratik olgunluk olarak görmek gerekir. Elbette, hepimiz aynı pencereden dünyayı gözlemlemek zorunda değiliz.

Demokrasinin erdemi de farklılıklara tahammüldür aslında.

Şimdi önümüzde somut bir durum var. Gül, cumhurbaşkanı adayı. Son sözü, milletin temsilcilerinden oluşan meclis söyleyecek. İçimize sinse de sinmese de, itirazlarımız olsa da olmasa da meclisin iradesine saygı göstermek durumundayız.

İlk iki turda Gül’ün cumhurbaşkanı seçilme ihtimali zayıf olsa da üçüncü turun yapılacağı 28 Ağustos’ta kesin gibi.

Derin soru

Şimdi kimi mahfillerde cevabı aranan soru şu: Gül, nasıl bir cumhurbaşkanı olacak? Ya da CHP’nin iddia ettiği gibi Türkiye’yi Milli Görüş militanı gibi mi yönetecek?

Gül’ün Dışişleri Bakanlığı dönemindeki icraatlarını referans olarak görmeyenlerin derin dehlizlere uzanan cevabı kendi içinde gizli bu sorulara verilecek cevabım çok da ön yargıları aşabileceğimi sanmıyorum.

Ayrıca benim niyet okuma, gizli ajanda şifrelerini çözme gibi özelliklerim yok. Henüz bu konuda yeteneklerimi geliştiremedim.

Ama gözümle gördüğüm, kulaklarımla işittiğim nesnel örnekler üzerinden kestirimlerde bulunabilirim. Ayrıca Gül, Çankaya’ya çıktığında neler yapmak istediğini zaten basın toplantısında anlattı.

Esas olan güvendir, şüpheyi istisnai görürüm. Açıkça söylüyorum; Yüzde 100’ün değil de içinde benim de bulunduğum yüzde 47’inin cumhurbaşkanı olursa karşısına dikiliriz.

Gül neleri yapmaz?

Nasıl cumhurbaşkanı olacağını göreceğiz, peki nasıl bir cumhurbaşkanı olmayacak? Kalemimiz döndüğünce sıralayalım;

* MGK toplantılarında kesinlikle Anayasa fırlatmaz.

* Atama kararnamesi önüne gelen bürokratları asla kapıcılara sormaz.

* MGK Genel Sekreterliği için önerilerin tüm büyükelçileri gerekçe bildirmeden reddetmez.

* Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılıkları’na önerilen 5 büyükelçiyi toptan çizmez.

* Sadece Cumhuriyet okurlarını köşke davet etmez.

* Üniversitelerdeki türban sorununun çözümü için kendisini ziyarete gelen milletvekillerini fırçalamaz.

* ‘Cumhurbaşkanlığının yetkileri çok fazla ve 7 yıl çok uzun süre’ deyip yetkilerini sonuna kadar kullanmaz, 7 yıl oturmaz.

* Milletvekili yemin törenini protesto etmez.

* Başbakana kapıları kapatıp sadece seçilmiş bir bakanla oturmaz.

* 1 oy alan adayı rektör atamaz.

* Yargıtay Başsavcılığı atamalarında düşük oy alanı seçmez.

* Tek referansı Cumhuriyet Yazarı İlhan Selçuk olmaz.

* Sadece Kanaltürk izlemez.

* Kabul ettiği tek dernek Turhal Kültür Derneği olmaz.

* Cenaze törenlerinde sırtını başbakana dönmez.

* Çankaya’yı devlet üssü yapmaz.

* Rektörler hakkında hazırlanan yolsuzluk ve usulsüzlük dosyalarını görmezlikten gelmez.

* Kriz anlarında susup köşesinde oturmaz.

* Halka mesafeli durmaz.

* Memur gibi günlük mesaisini saat 17.30’da bitirmez.

* Akşam saatlerinde gelen kararname ve kanunları, ‘mesaim doldu’ deyip ertesi güne bırakmaz.

* Anayasa değişikliği ve yeni kanunlarla ilgili ‘veto’ yetkisini ideolojik gerekçelerle kullanmaz.

* 15 günlük bekleme süresini sonuna kadar kullanarak muhalefet lideri gibi davranmaz.

* Kendine özgü dış politika izleyerek yabancı devlet başkanları için özel bir randevu programı oluşturmaz.

* AB sürecine karşı çıkmaz.

* Çankaya’yı bir partinin karargahı haline getirmez.

* Siyasi iktidarla çatışmayı kendisine şiar edinmez.

* Yabancı bir başbakanın önünde kendi bakanını fırçalamaz.

* Konuk yabancı devlet adamlarını azarlamaz.

* Devlet kurumları arasındaki gerginlik yaşanırken tribünde oturmaz.

* Görev süresi dolduğu halde köşkte kalmaz.

* Çankaya’dan ayrılırken enflasyon yüzde 10’un altında olmasına rağmen evinin kirasını yüzde 100 arttırmaz.

* Çankaya’yı halka kapatmaz.


~ 361 gün   mesajın adresini al  
 
sprue
sprue
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=129595



barış baykul demis ki:

Saçma ilk örnekte geçen Osman Gazi üniversitesinde gerçekleşti.1 oy alan adayı rektör atamaz kısmına bakabilirsin.Ayrıca bu yazıya kaynakta gösterirsen iyi olur senin bu kadar manasız sallayacağını düşünmüyorum birinin yazısı olmalı bu.Neredeyse geri kalan herbirine ayrı ayrı cevap verilebilir.İstenirse de geniş vakte sahip olduğum bir zamanda verilir ihtiyaç belirtilirse.

~ 361 gün   mesajın adresini al  
 
barış baykul
barış baykul
Osman Gazi Üniversitesi'ndeki olaya baktın mı abi.
~ 361 gün   mesajın adresini al  
 
sprue
sprue
Allah Allah. Niye bok atma hırsı olsun. Sadece Sezer'in uygulamalarını eleştiren bir yazıydı. Onu yazdım. O kadar. Kaldı ki beğenmek zorunda mıyım Sezer'i. Senin nasıl başbakanı beğenmeme hakkın varsa, benim de eski cumhurbaşkanını beğenmeme hakkım var. Hepsi bu. Kaldı ki en büyük eleştiri bellidir. Yaptıklarında yasal olmayan bir şey yoktur. Kendine verilen haklar çerçevesinde yapmıştır herşeyi. Düşün işte. Öyle bir ülke ki, halkın iradesiyle seçilmiş olan bir iktidarın daha üstünde bir kurum, makam. Yasa çıkarmak isteniyor, cumhurbaşkanı veto ediyor. Falan filan. Bunlar saçma ve yanlış. Şimdi umarım AKP'de yetkilerini kısıtlayacaktır. Kısıtlamalıdır da. Eğer zaten kısıtlamazsa eleştiririm. Seninde yüzün güler. Sprue AKP'yi eleştirmiş diye :)


glycerine demiş ki;
hala nedir ki bu bok atma hırsı?zaten snin sezer hakkında iyi bir laf ettiğini duymadım,akp'yi eleştirdiğini duymadım.Tamam işte istediğiniz oldu,başbakan ve onun kankası bir cumhurbaşkanı.hep beraber göreceğiz devlet nasıl yönetilirmiş.Sezer o başbakana sırtını döndüyse,bunun nedenini herkes biliyo,sen de biliosn.hadi hyrlısı.görelim bakalım şu mükemmel cumhurbaşkanını.
~ 361 gün   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 15

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!
Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008