Ağustos Gecesi
Kavurucu bir ağustos gecesi ,
kendimi dinliyorum.
Duyduklarım hiç hoş olmasa da
dinlemeye zorluyorum.
Çarpık düşünceler,
birbiri ardına durmaksızın,
tokat gibi çarpıyor.
Yakıyor,acıtıyor.
Daha iyi olabileceklerin verdiği sonsuz pişmanlık,
yapılan hataların açtığı yaralar,
geri dönüşü olmayanların verdiği ümitsizlik,
bir şeyler yapmak istemenin verdiği güç,
ama hemen akabinde gelen geç kalınmışlığın farkındalığı,
hayatını düzeltmek adına verilen binlerce karar,
ve o kararların sabahı asla göremeyişi,
kendine büyük ciddiyetle verilen,
fakat asla tutulmayan o sözler,
asla dizginleri eline alamamak,
sadece akıntıya doğru yüzmek,
yapmak istediğini değil,
yapmak zorunda olduğunu yapmak,
ezilmemişliğin verdiği güçlü görüntünün,
sadece bitkinlikten ibaret bir yanılsama olması,
korkusuzluk sanılan şeyin aslında,
çaresizliğin ta kendisi olması,
istediği şeyi elde edememenin verdiği
o her şeyi bırakıp gitme isteği,
doğru yolu bilmenin,
fakat takip etmemenin verdiği sürekli suçluluk hissi,
herkes gibi görünmek,
fakat aslında kalabalıkta yalnız olmak,
sessizliğin içinde,
sessizliğe hasret olmak,
fırsatlar cennetinde,
imkansızlıklardan yakınmak,
karşılık beklemeden sevenlerin sevgisini elinin tersiyle itip,
hak etmeyenleri sevmek,
keşkelerle dolu bir hayatı sürmek,
hiç gelmeyecek yardım için boşuna sebat etmek,
kurtuluşun kendinde olduğunu bilip,
yine de sabahlamak...
Yakıyor,acıtıyor.
Sıcaktan bunalmış bir gencin deli saçmalarıdır bunlar,takmayınız..
Can 31.08.06
çoktandır duruyordu bu yazı (şiir denmez sanırım) bir köşede paylaşmak istedim..