ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Telefonlar durmadan çalıyor, televizyonlar kapıda, haberciler durmadan bizden söz ediyorlar, benim ise söyleyecek çok sözüm yok.
Sözümü sadece size söyleyebilirim.
Olan şu:
Biz bir kayıktaydık.
Kürek arkadaşımı dalgalar aldı.
Bizim ulaşmak istediğimiz bir yer vardı. Söylene söylene, sızlana sızlana, adeta kendimizi kürek mahkûmu sayarak kürek çekiyorduk o yere doğru...
Orası; sadece bizim aydınlık ülkemizdi.
Çağdaş okulların bahçesinde, çocukların sevgi-barış-özgürlük şarkıları söyledikleri, karanlık merdiven altlarında tarikat kurslarının yer almadığı bir yer...
İtilmiş, yasaklı, suçlu, sakıncalı, haram, günahkár, aşağılanan, hiç sayılan kadınların olmadığı yurt...
Babaların evlerine güler yüzle ve alın teri sıcak ekmeklerle döndükleri...
Soygunun, hırsızlığın, talanın olmadığı bir yer.
İran’a, Suudi Arabistan’a benzemesini asla istemediğimiz... Şeriatçıların, tarikatların, laik cumhuriyet düşmanlarının karanlığa sürüklemelerini asla kabul edemeyeceğimiz mübarek-kutsal vatan...
Mustafa Kemal’in memleketi....
Bizim ülkemiz...
*
Ulaşmak istediğimiz yer burasıydı.
Emin Çölaşan artık yok.
Ne yapmalıyım?..
Bırakmalı mıyım kürekleri?...
Ben şimdiye kadar her şeyimi okurlarımla paylaştım. Evimizi, evimizdeki canlıları, kemanımı, şarkılarımı, sevdalarımı, sancılarımı...
Bilmezsiniz; yazılarımı onlarla birlikte yazarım ben.
Şimdi soruyorum:
Ne yapmalıyım.
Asılsam mı küreklere?..
Avuçlarım kanasa da, hırsımdan ağlasam da, o yere doğru tek başıma kalsam dahi çekmeli miyim kürekleri?
Yoksa, vaz mı geçsem kürek çekmekten?
Söyleyin dostlarım...
Ne yapmalıyım, ne?..
2~ 380 gün
sphinx®
bırak kürekleri...arkanda bir gemi inşa ediliyo şu anda...gelince onun mürettebatına katılırsın....
emin çölaşan kovuldu başlığında vardı bu yazı.. okur okumaz da kendimi mail atma gereksiniminde hissettim..
attım da..
o yol kapandıysa başka yol vardır, geri dönüp ark.ını da alıp başka yoldan devam etsinler bence:))
~ 380 gün
bilgé
kesinlikle bırakmalı!!! o medyada yer almamalı bu saatten sonra!
~ 380 gün
lithium
ertuğrul özkökün yazısını da okuyun bakalım.. kafanız bi allak bullak olsun?!
Çölaşan'la veda yemeği
ÖNCEKİ gün İzmir’de Deniz Restoran’da Emin Çölaşan’la yemek yedik.
Emin’le zaman zaman bu tür yemekler yer, sohbet ederiz.
Bu defaki sohbetimizin niteliği farklıydı.
Hürriyet olarak Çölaşan’la el sıkışacaktık.
Tahmin edersiniz ki, benim için zor bir sohbetti.
Emin’le Hürriyet’te aşağı yukarı aynı yıllarda çalışmaya başladık.
Ben gazetenin Ankara temsilcisiydim, o da haftalık sohbetler yapıyordu.
İkimiz de aşağı yukarı aynı yıllarda günlük yazı yazmaya başladık.
Bazen aynı görüşlerde birleştik, bazen de çok farklı noktalarda yer aldık.
Son yıllarda Çölaşan’la Hürriyet arasında bazı sorunlar çıkmaya başladı.
Sonunda iş, gazetenin kurumsal kimliği ile çatışma noktasına geldi.
* * *
Hemen aklınıza şu soru gelecektir.
Acaba siyasi bir mesele mi?
Hayır kesinlikle böyle bir şey yok.
Öyle olsaydı, yazar kadromuza Yılmaz Özdil gibi Türkiye’nin en çok okunan, en muhalif seslerinden birini katmazdık.
Öyle olsaydı, Oktay Ekşi, Bekir Coşkun, Tufan Türenç, Özdemir İnce, Yalçın Doğan, Yalçın Bayer gibi güçlü muhalif yazarlar bu logo altında yazıyor olmazdı.
Çölaşan geçen 20 yıl boyunca istediği her şeyi yazdı.
Yüklü tazminatlar ödeme pahasına bunlara ses çıkarmadık.
Hürriyet bundan 5 yıl önce yeni yayın ilkelerini belirledi.
Bu ilkeler, yeni ve çağdaş bir yayıncılık anlayışının temel taşlarıydı.
Kişi hakları, hakaret, takıntı gibi konularda daha titiz bir yayıncılık sürdüreceğiz.
Bunda kesin kararlıyız.
İşte bu noktada Çölaşan’la bazı anlaşmazlıklar çıkmaya başladı.
Hepimiz o kurumsal kimliğe saygı göstermek, onun koyduğu yayın ilkelerini benimsemek zorundayız.
Peki yazarların bunu kabul etmeme hakkı yok mu?
Var elbet.
O zaman yapacağımız iş, kendimizce daha uygun gördüğümüz bir yerde mesleğimizi devam ettirmektir.
* * *
Türkiye çoğulcu bir ülke.
Bu ülkede gazete olarak sadece Hürriyet yok.
Gazetelerde muhabirlerin işine son verildiği gibi, yazarların da verilebilir.
Genel yayın yönetmenlerinin de...
* * *
Herhalde Çölaşan’la sohbetimizin nasıl bir havada geçtiğini merak ediyorsunuzdur.
Bana göre her zamanki üslup ve samimiyet içinde geçti.
Daha çok ben konuştum, o dinledi.
Sonunda yine el sıkışarak ayrıldık.
Tabii hem 22 yıllık arkadaşlık hem genel yayın yönetmenliği açısından hüzünlü bir ayrılık olduğunu söyleyebilirim.
Dün Emin Çölaşan’ın ayrılması dolayısıyla verilen tepkilere baktığımda şunu anlıyorum.
Hürriyet bu ülkenin en temel üç beş müessesesinden biri.
Şöyle yakın döneme bir göz atın.
Türkiye’nin en muhalif seslerinden biri Necati Doğru’nun Sabah Gazetesi’nde işine son verildi.
Benim hatırladığım tek satır yazı çıkmadı.
Daha geçenlerde Yılmaz Özdil, Sabah’tan ayrıldı.
Çıt yok.
Bundan iki üç yıl önce Tuncay Özkan, Akşam gazetesinden kovuldu.
Kimsenin kılı kıpırdamadı.
Mehmet Barlas, Cengiz Çandar, Mehmet Ali Birand ve daha başka kaç köşe yazarı çalıştığı gazetelerden çıkarıldı.
Birkaç arkadaşı dışında hatırlarını soran bile olmadı.
Onların her biri büyük yazardı.
O zaman...
Acaba yazdıkları gazeteler mi küçüktü...
Hürriyet’e gelince, işin rengi değişiyor.
Bir muhabirin işine son verilmesi bile olay oluyor.
Büyük gazete olmanın bedeli var.
Başkaları hep küçük kalmaya, kendilerini küçük görmeye devam ettikçe, biz olduğumuzdan da büyük görüneceğiz ve bu bedeli ödemeye devam edeceğiz.
* * *
Hürriyet şimdi önümüzdeki 10 yıla hazırlanıyor.
Kadrolar gençleşiyor.
Çağdaş yayın ilkeleri yerleşiyor.
Eski güçlü yazarlarının yanı sıra, yeni, genç ve güçlü muhalif sesler yükseliyor.
Kimsenin kuşkusu olmasın, biz iktidarlar karşısında en güçlü müessese, en güçlü ses olmaya devam edeceğiz.
Emin Çölaşan’a gelince...
O güçlü bir kalemdir.
Türkiye’de birçok gazete var. Mutlaka bir başka gazetede sesini duyurmaya devam edecektir.
Türkiye çoğulcu bir toplum.
Burada olmazsa başka yerde.
Başkaları oralarda olmazsa, burada...
Bu duygularla Çölaşan’a Güle güle diyorum.
~ 380 gün
petite
doğrular için herzamn devam edilicek bi yol vardır...madem bukadar değer veriyor bence istifasını verip onların kalemine mürekkep olucak bi yerde devam etsinler
~ 380 gün
pfelconte
ülkeyi laik anti laik diye ikiye bölmeye çalışıyorlar.
bu senaryonun gazeteci başrol oyuncularından biri işten çıkartılıyor ki benim dürüstlüğünden hiç şüphem yok.
fakat şöyle bir durum var. 2 gündür internette gazeteleri takip ediyorum. ulaşabildiklerim, adı aklıma gelen bütün gazeteleri...
hepsi aydın doğan'ı yeren, çölaşan'ı öven yazılar yazıyor da biri de çıkıp arkadaş gel benim kapım sana ardına kadar açık demiyor.
bu adam bu hükümeti hiciv etttiği için atıldı hürriyetten. mesela cumhuriyet gazetesi de hükümetin her türlü ipini pazara seren bir gazetedir fakat böyle bir teklif yok. bırakın teklifi saçmasapan yazılarla bu konuyu ele alıyorlar
~ 380 gün
sphinx®
ertuğrul özkökün daha farklı bişey söylemesi beklenmezdi zaten...hiç bi tarafı kırmadan işi halletmeye çalışmış...
~ 380 gün
zatnev
biz bunlara şakşakçı diyoruz....
~ 380 gün
petite
ya nekadar saçmalamış ertuğrul özkök birini övmeye çalışırken bile kendine koca biyer tutmuş yazık elbetteki sesler çıkıcak emin çölaşan için bence bundan sonraki 10yılına bi baksın cidden hürriyeti kim ne yapmıştı bundan sonra ne olucak
~ 380 gün
lithium
okuduğumda aynısını düşündüm..
ben yerimden memnunum aman kimse elleşmesin ama o da benim ark.ım, gitti die de üzüldüm.. profesyonel davranmak zorundayım gibi bir şey çıkmış ortaya..
ben bu bekir coşkunu pek severdim zaten:)
reinforced concrete demis ki:
ertuğrul özkökün daha farklı bişey söylemesi beklenmezdi zaten...hiç bi tarafı kırmadan işi halletmeye çalışmış...
~ 380 gün
comandante
Eğer görüşlerinizi direk olarak Bekir Coşkun'a iletmek isterseniz ,ki ben öyle yaptım, e-posta adresi bcoskun@hurriyet.com.tr
~ 380 gün
cizıs
bunlarla çekeceğin kürek, akıntının tersine kürek çekmekden başka birşey değil, bu kayığın rotası belli, güdümü belli.. o yüzden bırak bunları da, seninle aynı yöne gitmek isteyenlerin kayığında çek küreklerini..
zaten bu kayık 2 büyük reis'inden birini kaybetti, sende bırakırsan batar gider.. ve bence iyi de olur..
aynen gönderdim bunu Bekir Çoşkun'a..
~ 380 gün
sweetdreams
kürekleri başka bir teknede çekmeye devam etsin zira üstünde durduğu tekneden bi halt olmaz...
~ 380 gün
sphinx®
zaten adamın başı ağrımıştır...bırakalım kendisi karar versin...
comandante demis ki:
Eğer görüşlerinizi direk olarak Bekir Coşkun'a iletmek isterseniz ,ki ben öyle yaptım, e-posta adresi bcoskun@hurriyet.com.tr
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/13561
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!