ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > konu dışı > ‘Nükleer santral Türkiye için zorunluluk oldu’

Sayfalar: 1  2  3  4  << Önceki Sayfa      şu anda 37 - 45
 
sümüklü
sümüklü
hali hazırda dünya üzerinde su an calısan bir cok nükleer santral var bu kapatılma haberlerinin bazıları cok abartılmıs ömrünü doldurmus olan nükleer santrelin kapanması kadar dogal bir sey yok
bir cok ülke enerjilerinin yarısını halen nükleer enerjiden kazanıyor bunların kapanması demek dünyanın karanlıga bogulması demektir
10 Eylül 2007 13:47   mesajın adresini al  
 
ne yazsam bilemedim!
ne yazsam bilemedim!
bir ülkedeki elektrik kullanımı, o ğlkenin gelişmişlik derecesini gösterir diye dünyada kabul görmüş bir söz var. Nükleer santrallerde bizim için aşılması gereken bir engel. Bunu enınde sonunda yapmalıyız.
10 Eylül 2007 15:19   mesajın adresini al  
 
erss
erss
arkadaşlar şuan ülkedeki eski elektrik kablolarından dolayı oluşan elektrik kaybı %20lerde, bir nükleer santral ise %7-8lik bir enerji sağlıyor yanlış hatırlamıyorsam, yani öngörülen 3 santrale gidecek parayla tüm ülkenin elektrik hatlarını yeniler üzerine hastaneler kurup insanları kuyrukta beklemekten kurtarırsınız, ya da okul yaparsınız , şuan 7bin kadar okul varken 70binden fazla cami var, milyon dolarları kullanacak onca alan varken böyle bir yatırım yapmak dş güçlerin dayatmasına ses çıkaramamaktan başka birşey değildir..bakın çernobil kazası meydana geldiğinde de o santral çağının en iyisiydi, şimdi yapılacak olanın en son teknolojiyle yapılıyor olması sadece geçici bir tatmindir.zamanında baraj yapmaz, hidroelektrik santralleri kurmazsanız ve üledeki ciddi rüzgar gücünü kullanmazsnız elektriği dışarıdan almaya mecbur kalırsınız böyle..
10 Eylül 2007 15:25   mesajın adresini al  
 
ne yazsam bilemedim!
ne yazsam bilemedim!
Ülkemizde Enerji


Ülkemizde kurulu barajlarımız dönümlerce arazimizi sular altında bırakmıştır, üstelik yetersizdir. Bu açığı kapatmak için kullandığımız termik santrallerimiz aracılığıyla, tonlarca CO2, CO, SO2, NO2, ağır :-):-):-):-)llerden Ag, Pb, Sg, U ve daha bir çok zararlı maddeleri doğaya veririz. Bu gazlar en büyük çevre düşmanıdır. Ayrıca ülkemizdeki enerji açığımızı doğal gaz ile kapatmaya çalışıyoruz. Bu enerji türü, doğaya, termik santralden daha az zararlıdır. Ancak çevreye yine zararlı gazlar verilmektedir. Üstelik doğal gaz bulmamız çok ta kolay değil. Eğer komşu doğal gaz ülkeleri bu enerji kaynağı transferini keserse açıkta kalırız. Alternatif enerji diye tasarlananların hiç biri, nükleer enerjiye alternatif olamaz. Alternatif diye düşünülen, güneş ve rüzgar enerjisinden başka bir de termal enerji vardır. Yer altından gelen sıcak su çok korroziftir. Nitekim Denizli de ki su da böyledir. Ayrıca atık su ise çok zehirlidir. Bu suyun tekrar yer altına gönderilmesi gerekir. Çevreye zararlıdır. Bu enerji sistemi de, nükleer enerjiye asla alternatif olamaz. Türkiye nin en büyük barajı Atatürk Barajı dır. Bu barajın gücü 2400 MWh tir. Verimi ise %50 ile 1000 MWh tir. Ama yapılacak bir nükleer enerji santralindeki 8 adet reaktörün gücü ise 8000 MWh civarındadır. Buna göre 8*8000 den 64.000 MWh enerji üretilecektir. Bu da 64 barajın verdiği enerji demektir. Bu hesaplamalara göre yapılacak 8 nükleer enerji santrali 64 enerji üreten barajın ürettiği enerjiyi üretir buda nükleer santral başına 8 baraj demektir.
Ülkemizde Akkuyu üzerine 8 adet nükleer santral kurulması planlanmıştır ama halk çoğunlukla buna karşı çıkmıştır. Ama yukarıdaki koşullara ve hesaplamalara baktıkça bunun ne denli büyük bir kayıp olduğu ortaya çıkmıştır.
10 Eylül 2007 17:45   mesajın adresini al  
 
mavera..
mavera..
şimdi öncelikle sümüklü adlı arkadaş yazdıklarımı anlamamış,

nükleer santraller 70 lerdeki petrol krizinde popüler oldular, petrole bağımlı kalmamak için açıtlar,
bu santreller pahalı bir yatırımdır ve işletmeside pahalıdır bu yüzden adamlar bunu hemen kapatmak gibi bir salaklık yapmazlar,

bunu kapatmadıkları gibi nükleer atıkları işleyip atom bombası yapımında kullandılar
tabi bu soğuk savaş dönemindeydi nükleer silahları azaltma antlaşmaları yapılınca buda ellerinde patladı ve depolama sistemleri gündeme geldi

henüz bu sorunu çözemediler,
sonuç olarak nükleer santrelleri nükleer silah için istiyor bizimkiler

çünkü; EMO’nun yaptığı talep tahminlerine göre 2005 yılından sonra kayıpların % 4 azaltılması durumunda 2010 yılında üretimle tüketim başa baş gelecek durumdadır.

Yeni nükleer güç santralları “güvenlikle” orantılı olarak 3500 $/kW’lara ulaşan maliyetleriyle hidrolik ve termik santrallar ile rekabet edecek düzeyde değildir
ABD gibi yüksek teknolojiye sahip bir ülkede kWh başına ortalama elektrik enerjisi maliyeti 2,5 cent iken ABD nükleer santrallarında bu maliyet 7,5 centtir. Avrupa da ise 8-12 cent.

yani ülkemizin doğal kaynaklarının neredeyse ancak %30 lar seviyesinde kullanıyoruz,
kayıp kaçak oranımız çok yüksek % 20 olan kayıp oranı gelişmiş ülkelerde % 6-10 arasında, OECD ortalaması ise % 7’dir. Bunlara termik santralarımızın kapasite kullanım oranlarının gelişmiş ülkelerin % 15-20 gerisindeyiz.

nükleer teknoloji bahaneside geçersizdir, araştırma tesisleri vardır geliştirelebilir illa santral gerekmez

tüm bu kriterler göz önüne alınırsa, riskleride katarsak hiçde mantıklı ve gerekli değildir

ama yine söylüyorum, nükleer teknoloji üzerine ar-ge ler yapılsın, eğer riskleri kaldırılırsa, depolama sorunu çözülürse harika olur...
13 Eylül 2007 11:48   mesajın adresini al  
 
c.kumsacli
c.kumsacli
üretici değil tüketici bir toplumuz ama her ne şekde olursa olsun alternatif olarak sunulan bu enerji türü için önemli olan nasıl kullanılması gerektiğidri.Burada amaç değil niyet önemlidir.
14 Eylül 2007 14:06   mesajın adresini al  
 
alice kendi alemınde
alice kendi alemınde

peter pan demis ki:
hidroelektrik enerji kapasitemiz düştükçe düşüyor. mecburuz gerçekten de galiba


Ülkemizde küçük su kaynakları yeterince değerlendirilmiyormuş. aslında kapasite oldukça fazlasıymış.tarıma olan katkısını da düşünürsek özellikle..

Fırat ve Dicle havzası üzerinde AB nin bazı koşul ve planları varmış hatta. ama biz buna sahip çıkmıyor muşuz.


ryuktohunç elmasever demis ki:
rüzgar enerjisine yönelebilir türkiye, bor enerji kaynağı değil, ek madde ztn. güneşte faydalı, püfff


Rüzgar enerjisinin verimi düşük. bu yüzden dünya çapında enerji kaynağı olarak yüzdelik dilimi çok düşük. Rüzgarın kontrol edemiyoruz. bir esiyor bu esmiyor. Ve de tribunler çok hasar görüyor (bunu başka bi yerden edindim) rüzgarın hız değişimi bile ayrı bir dert sanırım.

Prof. Dr.Ahmet Rumeli den dinlediklerim.
5 Haziran 2008 21:42   mesajın adresini al  
 
souvereign jr.
souvereign jr.
bi santralden bişi olmaz.
5 Haziran 2008 22:06   mesajın adresini al  
 
başrahip ve şürekası
başrahip ve şürekası
25 Ağustos 2008 21:37   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  3  4  << Önceki Sayfa      şu anda 37 - 45

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008