ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > edebiyat > nihat genç
kazim genc nihat
Sayfalar: 1  2  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12
 
no control-(bıyıklı)
no control-(bıyıklı)
Karadenizliler, genç sanatçının kansere yenik düşmesine ağlıyor, hepimiz kavrularak ağlıyoruz. Kazım Koyuncu'nun ailesine, arkadaşlarına sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Kazım Koyuncu arkadaşımızdı. Fuat Saka, Volkan Konak, Sunay Akın, İbrahim Can ve Kazım Koyuncu... Gizli bir örgüt gibi. Kazım'ın ölüm haberini alınca düşündüm... Bizler, birbirimizi niye anlatamayız. Çünkü hiçbirimizin hayata karşı hesapları yok. Hiçbirimiz tedirgin değiliz. Ve hepimiz kendi bileklerimizden sorumluyuz... Ve bu sanatçıların her birinin içinde, sanki trafo saklı gibi enerji yüklü... Bir gün belki, oturmalarımızı, konuşmalarımızı, huylarımızı, birer birer hikaye eder, anlatırım...

Hastalığı sonrası birkaç kez telefon ettim. Karadenizliler arasında sıkı bir geyik vardır. O geyikten çevirdik, şöyle: 'Kazım biz hamsi yedik, mısır ekmeği yedik, bize bir şey olmaz!'... İşte bu geyikten çevirip gülüştük. Ama galiba, mısır ekmeğinin, hamsinin kendisi artık kanser... Genç bir insanın ölüm acısını hiçbir söz içimizden alamaz. Acıyla ancak zaman başeder. Ve Kazımlar'ın yeteneği, enerjisi, coşkusu, sara illeti gibi bir şeydi. Tutulmaları imkansızdı... Uyurken bile tepinir, titrer yerinde duramazlardı. Türkülerini ve topraklarını delirmişcesine seviyorlardı...

Ne diyeyim sana Kazım... Genç yaşında duygunun, coşkunun, şarkıların yeterince yüksek zirvelerine tırmandın... Hepinizin volkanik bir bedeni vardı... Türküler lavlar gibi akıyordu... Ne diyelim sana Kazım... Sen de hepimiz gibi büyülenmiş ve artık türkülerinle herkesi büyülüyordun... Ne diyeyim sana Kazım... Sahnede, yüreğinden kamçılanmış gibi türküler söylüyordun...

O korkunç kuvvetli duyguları hangi uçurumların tepesinden topladığını biliyordum... O korkunç kuvvetli duyguları hangi rüzgarlar sana öğretti tanıyordum... O korkunç kuvvetli duyguları yüreğine hangi ıssız yaylaların neşeleri soktu biliyordum... Çünkü aynı ülkenin, aynı sokakların çocuğuydum... Kazım, o hüzünlü, coşkulu çığlıklarını içimizden kimse söküp çıkartamayacak!.. Yakında biz de geleceğiz, ne diyeyim, ışık değilsin ki, şimdi söndün diyeyim. O hüzünlü çığlıklarını şimdi başkaları bulur mu onu da bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, bir ülke önce insanın gözlerine yerleşir, sonra kalbine...

Ve sanatçı diye bir şey yoktur bu ülkede, taşkınlık, coşma, dağılma, parçalanma, sürüklenme, kendini tutamama, aşırılıklardan kurtulamama vardır ve bu insanların artık bıçak saplasan girmez bedenleri vardır! Genç bir insanın ölüm acısını hiçbir söz içimizden alamaz. Acıyla ancak zaman başeder. Bir de Karadeniz'in kara rüzgarları... Eylül ayının sert fırtınaları, delirmiş dalgaları, kayaları devirdiğinde sert soğuk rüzgarlar başlar... Sibiryalar'dan kopup gelmiş Kafkaslar'da çarpışmış...

Kara poyrazlar kapkara bir öfkeyle kemiklerinizi kırarcasına eser... İncecik erik ağaçlarının incecik fındık dallarının bu sert rüzgarlara karşı şansı yok. Ayakta kalabilmek için biraz deli, biraz divane, biraz kudurmuş, biraz rüzgar gibi, biraz Karadeniz olacaksın... Yağmurları nehir olup şehirlerin ortasından akan ülke... Dağları ormanları söküp sahile indiren sellerin ülkesi... Ve denizin kumunu, gökleri kapkara rengine boyayan dağları parçalayan rüzgarların ülkesi.

Duydunuz mu, Kazım ölmüş...

Meteliksiz, beş parasız, sahillerinde, dağlarında sürttüğümüz ülke... Sık sık dalgaların altından kumların hızla çekilip sürüklendiğimiz ülke... Duydunuz mu, Kazım ölmüş...

Kasım ayı devrildiğinde ne mavisi kalır gecelerin... Ne yeşili kalır dağların. Kapkara bir lacivert. Kömür madenleri taşıyormuş gibi bulutlar. Ağır ağır dağların tepesine oturur. Yağmurlar öyle tane tane değil, devrilmiş tren katarları gibi düşer başınızdan... Yağmur değil göklerden asfalt parçaları düşüyor gibi, ormanların beli kırılır... Duydun mu kara lacivert deniz, Kazım ölmüş...

Karadeniz artık ölüm yatağında ülke...

Kendi ailem dahil, ölenlerin sayısı, yaşayanları geçti.

Ne hüzünlü coşkulu şarkıları teskin ediyor artık bizi... Ne ladin ormanları. Ne dalgaları. Ne mısır tarlaları. Ne karayemişleri. Ne yılan basmış tepeleri, yaylaları. Karadeniz acılar içinde ülke. Artık her kapıda bir tabut. Her köyde yaygaralarla ağlayan insanlar. Yırtınarak, böğürerek, cırlayarak yürekleri yanmış insanlar...

Karadeniz'in artık, şakası, fıkrası, horonu, futbolu, fındığı değil... Karadeniz'in artık kanseri meşhur, konuşuluyor. Coşkulu türküleri, enerjik rengini kaybediyor ve artık ağıtlar kansere yazılıyor.

Çayımız, fındığımız, bulutumuz, suyumuz, horon tepen genç çocuklarımız, ninelerimiz, hepsi bir büyük dünya savaşına girdi. Kansere karşı topyekün bir meydan savaşı... Kırılıyoruz...

Ey Karadeniz, senden nefret mi edeceğimizi sanıyorsun... O yemyeşil eşsiz manzaraların, yağmurların, suların, sellerin ormanlarından vaz mı geçeceğimizi sanıyorsun...

Bize teslim olmamayı sen öğrettin... Hepimizi teker teker alsan da, senin çocuğun olmak, senin dağların sahillerinde birkaç gün gezinmiş olmak, bize yeter...

Bize, dünyaya meydan okuyacak gücü sen verdin, bu türkülerin çığlıklarını sen verdin, bize hesapsızlığı, ölçüsüzlüğü, deliliği sen öğrettin.

Ölümünü, tabutlarını, kanserden kolordularını topla gel!.. İstediğin kadar gel... İçimize, bu toprağa, acıyı yerleştiremeyeceksin...

 2   11 Haziran 2007 21:55   mesajın adresini al  
 
geronimo
geronimo
bu yazıyı grupta da okumuştum..burada da görmek çok güzel..nihat genç yine ne hissediyorsa onu hissettirmiş bize kelimelerle..
11 Haziran 2007 22:03   mesajın adresini al  
 
w@hhshe
w@hhshe
seviyorum bu adamı..
az önce sky türk teydi..
program hala devam ediyor mu bilmiyorum..

*paylaşım için teşekkürler..
11 Haziran 2007 22:17   mesajın adresini al  
 
stabil
stabil

Nihat Genç, 1956 yılında Trabzon’da doğdu. 20 yaşında Ankara’ya yerleşti. Sağlık Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nda 9 yıl memurluk yaptı. Gençlik yıllarında gazete ve dergilerde teknik eleman olarak çalıştı. Gençlik yıllarından bugüne, siyasi dergiler, edebi dergiler ve son olarak Leman dergisinde yazmayı sürdürüyor. Bir ara Akşam gazetesinde yazdı. Skyturk isimli televizyon kanalında Serdar Akinan ile program yapmaktadır.
 1   11 Haziran 2007 22:22   mesajın adresini al  
 
ßµ®ãk
ßµ®ãk
bu adamı bı ara ankara kızılay da gormustum.
11 Haziran 2007 22:22   mesajın adresini al  
 
stabil
stabil
ESERLERİ
•Amerikan Köpekleri (2004)
•Arkası Karanlık Ağaçlar (2001)
•Bu Çağın Soylusu (1991)
•Dün Korkusu (1989)
•Edebiyat Dersleri (2004)
•Hattı Müdaafa (2005)
•İhtiyar Kemancı (2002)
•Karanlığa Okunan Ezanlar (2006)
•Kompile Hikayeler
•Köpekleşmenin Tarihi (1998)
•Memleket Hikayeleri
•Modern Çağın Canileri (2000)
•Nöbetçi Yazılar (2004)
•Ofli Hoca / Şeriatta Ayıp Yoktur
•Soğuk Sabun
 1   11 Haziran 2007 22:22   mesajın adresini al  
 
ßµ®ãk
ßµ®ãk
bır kac programını ızlemıstım sozunu esırgemeyen bırısı sanırım.
11 Haziran 2007 22:23   mesajın adresini al  
 
böcekk
böcekk
Guzel bir yazı olmus ,
Bir de nihat genc in konusmasına turkcesıne laf edıp dalga gecıyolar ya allah akıl versın, illaki istanbul agzıyla konusmak gerekmez br seylerı acık yureklılıkle ve korkusuzca soylemek ıcın ki, bunu da Nıhat Genc cok iyi yapıyor.
11 Haziran 2007 23:54   mesajın adresini al  
 
crypton
crypton
Adam hissederek konusuyo ya, cok duygusal, vatanini satmayan biridir.
12 Haziran 2007 00:14   mesajın adresini al  
 
milena*
milena*
gorusleri, gecmisi ve kimi sivri fikirleri bir yana, ulkenin su anki konjonktur vaziyetinde bile bazi gercekleri bagira bagira soyleyebilen nadide insan. yakin zamanda arabasina bomba koyarlar bunun diye dusunuyor insan...

ama arabasi yok...
 1   12 Haziran 2007 00:47   mesajın adresini al  
 
idirawas
idirawas
cidden ülkeninin gerçeklerine ışık tutan bir aydın
12 Haziran 2007 01:09   mesajın adresini al  
 
gıcık kız
gıcık kız
bütün görüşlerini benimsemiyorum tabii ki ama konuşma tarzı hoşuma gidiyo izlettiriyo dinlettiriyo kendisini... kızılaydan geçerken sık sık rastlıyorum zaten :)
12 Haziran 2007 10:32   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  Sonraki Sayfa >>      şu anda 1 - 12

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008