Birgün okul çıkışında arkadaşlarla her zamanki gibi edebiyat konuşurken, kendimizi kahvede okey oynarken bulduk. Haberlerde, kumarla ilgili bi haber vardı. Sonradan kahvenin sahibi olduğu öğrendiğim, tok sesli, olgunluğu yüzüne vurmuş dayı:
Kumardan para bekleyen anasından .m beklesin
Sözünü söyledi. Hani felsefede amaç doğru soruyu sormaktır ya, adam soruyu da sordu cevabını da verdi. O saatten sonra lafın sıkıntısı bize düştü arkadaş. Nasıl bir yaşanmışlıktır, nasıl bir hayattır aman yarabbi geçmişi ? Böyle kültür, olaylara böyle yaklaşmak herkese nasip olamazdı tabiki.
Adama değil kumarı bıraktırmayı, kumarane kapattır her türlü, bu laf. Bence bu laf, okullarda direkt tahtanın üstüne asılmalı.
Bu lafın artık neresini tartışacaksın, neresinden yakalayacaksın, içimiz sıkkın bi şekilde kalktık. Hemen eve, başucu kitaplarımın yanına koştum.( Sofi'nin dünyası, Niçe Ağladığında, Doğanın Diyaliktiği, Peysaj Mimarisi). O dayıyı anlamak için, oturup konuşabilmek için, önsözü olarak Sokrattan günümüze bütün yazarları okumak lazımdı.
Gerçekten hayatım değişti.