ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Büyük ozan, komünist şair Nazım Hikmet Ran, onu kaybedişimizin 44. yılında anılıyor.
Ölümünün üzerinden 44 yıl geçse de hala ülkemizde ve dünya şiirlerinin en değerli şairlerinden biridir Nazım Hikmet. Herkes onu farklı bir şekilde ele alır. Emekçiler, yüreği vatan ve halk sevgisiyle dolu devrimci bir Nazım'ı tanıyor. Burjuvazi ise Nazım'ı tüm devrimci kişiliğinden, mücadelesinden, yaşamından, kısacası Nazım'ı Nazım yapan değerlerden soyutlayarak anlatıyor. Şimdilerde Nazım'ı yere göğe sığdıramamakta şiirlerini, yaşamını televizyonlarda, gazetelerde, radyolarda ele almakta, onun için etkinlikler düzenleyerek Nazım'ı devrimci kişiliğinden soyutlamaya çalışmaktadır. Oysa Nazım bütün ömrünü inandığı değerlere adamış. Vatan ve halk sevgisini, devrime olan inancını şiirlerinde sürekli anlatmıştır.
Nazım inandığı, uğrunda mücadele ettiği değerleri yüzünden sürekli baskılara maruz kalmış, işkencelerden geçmiş ve ömrünün 18 yılını zindanlarda tutsak olarak geçirmiştir. Tüm bu baskılar Nazım'ı mücadeleden uzaklaştırmamış, tersine en güzel şiirlerini tutsaklık yıllarında yazmıştır. Memleketimden İnsan Manzaraları'', Kuvayi Milliye Destanı bu yılların ürünüdür. Kendisine yapılan haksızlıklara karşı birçok kere açlık grevine yatmıştır. Nazım'ı vatandaşlıktan çıkaranlar ve aynı zamanlarda 6-7 Eylül olaylarını gerçekleştirenlerdir.
Nazım'ın tüm baskılara ve zorluklara karşı vatan ve halk sevgisiyle donanması, bu sevgi ve bağlılıkla üretmesi, inancı ve mücadele azmi örnek alınmalıdır. Sadece onun şiirlerini müziklere, oyunlara yansıtmak, şiirlerini okurken duygulanmak Nazım'ı sahiplenmek açısından yeterli değildir. Nazım'a bu şiirleri yazdıran sevginin kaynağını incelemek, anlamak gerekir. Nedir bunca baskıya ve zorluğa karşı şiir yazması ve mücadele etmesi? Bitmek tükenmek bilmeyen vatan sevgisidir, halk sevgisidir, devrime olan inançtır. Kuşkusuz ki böyle bir yaşam bedeller gerektirir. Sonuçta onurlu, özgür bir yaşam içindir yapılanlar. Yeter ki en özgürlüğe ve bağımsızlığa inancımız, umudumuz hiçbir zaman eksilmesin.
83 Haziran 2007 17:27
no control
Haziran'da Ölmek Zor
Orhan Kemal'in güzel anısına
işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak
sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acılardan/güzel haziran
ne anlar güzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur
çalışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
anama sövmüş patron
ter döktüğüm gazetede
sıkmışım dişlerimi
ıslıkla söylemişim umutlarımı
susarak söylemişim
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
ve sıcacık bir yatakta
unutturan öpücükler
çıkmışım bir kavgadan
vurmuşum sokaklara
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri
asacaklar aydemir'i
asacaklar gürcan'ı
belki başkalarını
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
dökülüyor etlerim
sarı yapraklar gibi
asmak neyi kurtarır
sarı sarı yaprakları kuru dallara?
yolunmuş yaprakları
kırılmış dallarıyla
ne anlatır bir ağaç
hani rüzgâr
hani kuş
hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?
asılmak sorun değil
asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
budur işte asıl sorun!
sevdim gelin morunu
sevdim şiir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
ve öptüğüm dudakta
ama sevmedim, hayır
iğrendim insanoğlunun
yağlı ipte sallanan morluğundan!
neden böyle acılıyım
neden böyle ağrılı
neden niçin bu sokaklar böyle boş
niçin neden bu evler böyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzı
kentlerin
sokaksız kent
kentsiz ülke
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı
işten çıktım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
karanlıkta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada köryoluna
havada suçsuz günahsız
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkuluğun
oh desem
tutuşacak soluğum
asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak
ah yavrum
ah güzelim
canım benim / sevdiceğim
bitanem
kısa sürdü bu yolculuk
n'eylersin ki sonu yok!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne söyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim ölmüş uzaklarda
göçen kim dünyamızdan?
asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi?
yolunmuş yaprakları
ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
söyler hangi güzelliği?
kökü burda
yüreğimde
yaprakları uzaklarda bir çınar
ıslık çala çala göçtü bir çınar
göçtü memet diye diye
şafak vakti bir çınar
silkeledi kuşlarını
güneşlerini:
Oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
memet!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?
kim bu korku
kim bu umut
ne adına
kim için?
uyarına gelirse
tepemde bir de çınar
demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki «manda gönü»
demek ki «şile bezi»
demek ki «yeşil biber»
bir de memet'in yüzü
bir de güzel istanbul
bir de «saman sarısı»
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
geride kalanlara
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?
yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü
bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor
13 Haziran 2007 17:28
thuringwethil
Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
- öyle gibi de görünüyor -
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani...
İyi ki doğdun,iyi ki vardın güzel insan...
13 Haziran 2007 17:47
^unforgiven^
yıllar sonra tekrar başımız sağolsun..
ama o Türkiye'ye lazımdı..
3 Haziran 2007 18:06
abbas
Bazen doğduğun topraklarda ölebilmektir hürriyet.
Vatan şairi, güzel günler göreceğiz biliyoruz.
13 Haziran 2007 18:07
abbas
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
13 Haziran 2007 18:08
cereyan
'''Ve bizden sonra gelenler demir parmaklıklardan degil asma bahcelerinden seyredecek bahar sabahlarını,yaz aksamlarını.......'''
demiştin ama.......
3 Haziran 2007 18:14
hayda.bre
vatanı için ömelyi göze alan ama vatan haini damgası yiyen ve milletine de böyle öğretilen büyük bir şair. Ama has milleyetçi geçinip ülkeyi sömüren, ben değiştim milletin parasını yiyen kahraman ilan ediliyor :) Ne garip dimi :)
13 Haziran 2007 18:22
no control
sapla samanı Nazımla düzeni ayırabilmek ne güzel bi meziyettir günümüzde...
13 Haziran 2007 18:48
soa
GÜZ ÇİÇEKLERİNDEN NÂZIM'A ÇELENK
Niçin öldün Nâzım?
Ne yaparız şimdi biz
şarkılarından yoksun?
Nerde buluruz başka bir pınar ki
onda bizi karşıladığın gülümseme olsun?
Seninki gibi ateşle su karışık
acıyla sevinç dolu,
gerçeğe çağıran bakışı nerde bulalım?
Kardeşim,
öyle derin duygular, düşünceler yarattın ki bende,
denizden esen acı rüzgâr
kapacak olsa bunları
bulut gibi, yaprak gibi sürüklenir,
yaşarken seçtiğin
ve ölümden sonra sana barınak olan
oraya, uzak toprağa düşerler.
Al sana bir demet Şili kasımpatlarından,
al güney denizleri üstündeki ayın soğuk parlaklığını,
halkların savaşını, kendi dövüşümü
ve yurdumun kederli davullarının boğuk gürültüsünü
kardeşim benim, dünyada nasıl yalnızım sensiz,
çiçek açmış kiraz ağacının altınına benzeyen yüzüne hasret,
benim için ekmek olan, susuzluğumu gideren, kanıma güç
veren dostluğundan yoksun.
Hapisten çıktığında karşılaşmıştık seninle,
zorbalık ve acı kuyusu gibi loş hapisten,
zulmün izlerini görmüştüm ellerinde,
kinin oklarını aramıştım gözlerinde,
ama parlak bir yüreğin vardı,
yara ve ışık dolu bir yürek.
Ne yapayım ben şimdi?
Tasarlanabilir mi dünya
her yana ektiğin çiçekler olmadan?
Nasıl yaşamalı seni örnek almadan,
senin halk zekânı, ozanlık gücünü duymadan?
Böyle olduğun için teşekkürler,
teşekkürler türkülerinle yaktığın ateş için.
pablo neruda..
saygıyla anıyoruz ..
13 Haziran 2007 19:03
rogerian
işte burası da böyle bir ülke be arkadaş:(
hayda.bre demis ki:
vatanı için ömelyi göze alan ama vatan haini damgası yiyen ve milletine de böyle öğretilen büyük bir şair. Ama has milleyetçi geçinip ülkeyi sömüren, ben değiştim milletin parasını yiyen kahraman ilan ediliyor :) Ne garip dimi :)
3 Haziran 2007 19:04
zarpandit
İnsan
Ya hayrandır sana, ya düşman
Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun
Ya bir dakka bile çıkmazsın akıldan
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/11736
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.