ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
geçen gün 5 ytl'ye dvd satan bir dükkanda dvdleri incelerken konusu ilgimi çekip aldığım bir film ..
filmin ne kadar yetkin olduğu tartışılır ama Amerika'da yaşanan cinsel reformu anlatıyor..
filmden iki sonuç çıkarabiliyoruz, bunu kendi toplumumuz için de yapabiliriz:
1- cinselliği bastırıp insanları uzak tutarak, yasaklar koyarak insanların bütün hayatını yönetiyorlar .. kısıtlıyorlar.. o yüzden cinselliğin ve toplumun baskış açısının reforma uğraması, özgürleştirilmesi gerekir
2- cinsel özgürlük dejenerasyonu da beraberinde mutlaka getirir.. evet özgürleşen insan içgüdüsel olarak aldatmayı, çok eşliliği, homoseksüelliği de beraberinde getirecektir.. fakat bu dejenerasyon olarak düşündüğümüz şey gerçekten de dejenerasyon mudur? yoksa insanın doğasında var mıdır?
amerikada cinsellik henüz bir tabu iken Prof. Kinsey'in yaptığı araştırmalar göstermiş ki homoseksüellik hiç de düşünülmediği kadar yüksek boyutlarda yaşanıyormuş
3 Haziran 2007 12:54
güveeen
belgesel tarzında, değil mi?
3 Haziran 2007 12:56
kretzsche
filmde profesör kinsey'in savunduğu bir düşünce ilgimi çekti ..
insanların cinselliğinin içgüdülere, doğaya uygun olarak yaşanması gerektiğini savunuyor..
adam biyoloji profesörü, cinsel özellikleri, ve davranışları incelediğinde çok eşliliğin ve homoseksüelliğin doğal bir sonuç olduğuna varıyor. ve ona göre cinselliğe bakış açısının toplum tarafından yeniden gözden geçirilmesi lazım. sizce bu doğru mudur?
yani toplumda cinsel sapkınlık olarak görülen konular bir reform geçirip kabul görülür mü? bu ne kadar zamanda olur?
3 Haziran 2007 12:57
kretzsche
Alfred C. Kinsey kimdir?
Adı cinsellikle birlikte anılmakta olan Afred C. Kinsey, 1894’de insan bedeninin ve arzularının değil konuşulmasının, düşüncesinin bile sıkı bir baskı altında tutulduğu Viktorya çağı Amerikası’nda dünyaya geldi.
Aynı zamanda mühendis olan, katı Metodist babası Pazar okulunda vaaz verirdi. Babası, Kinsey’ye cinselliği önemseyen modern toplumun insan ahlakının çöküşü ile karşılaşmasının kaçınılmazlığını anlatırdı. Babası oğlunun kendisi gibi olmasını istiyordu ama, Kinsey, çocukluğundan beri özgür ruhlu ve isyankar bir kişiliğe sahipti. Babasının karşı çıkmasına rağmen, Bowdoin Koleji’ne yazıldı ve burada biyoloji ve psikoloji öğrenimi görerek 1916 yılında magna cum laude derecesiyle mezun oldu. Bunun ardından Harvard’da taksonomi üzerine bilim doktorası yapma hakkını kazandı. Kinsey, 1920 yılında Indiana Üniversitesi zooloji bölümünde asistan profesör olarak çalışmaya başladı. Daha sonraları, kendi deyimiyle “insan hayvan” üzerinde çalışmak üzere yapacağı keskin dönüşü o sıralar pek az kişi ön görebilmiştir.
Kinsey, ününü önce taksonomi ve evrim üzerine yaptığı çalışmalarla kazanmıştır. Kariyerinin ilk 20 yılında, bir karınca büyüklüğünde olan yaban arılarıyla ilgili, dünyanın önde gelen uzmanlarından biri olmuştur. Dünyanın en büyük böcek koleksiyonunu toplamış olan Kinsey’nin koleksiyonu şu anda American Museum of Natural History’de sergilenmektedir.
Kinsey, Indiana’da Clara Bracken McMillen ile tanıştı. Mc Millen, parlak bir kimya öğrencisiydi ve Kinsey’nin böcek evrimine duyduğu ilgiyi paylaşıyordu. Kinsey bu özgür ruhlu genç kadına kısa bir süre içinde aşık oldu ve evlendi.
1938’de, öğrencilerinin gerçekçi cinsellik eğitimi üzerindeki taleplerini göz önüne alan Kinsey, bir evlilik kursu açtı. Bu kurs, taşıdığı isme rağmen, bir ilişkinin cinsel yönüne yoğunlaşmıştı. Bu kurslar öğrencilerden büyük rağbet gördü, öğrenciler Kinsey’den cinsel tavsiyeler istemeye başladılar. Acil bir çok soruya cevap veremediğini gören ve cinsellik konusunda kendi kafası da oldukça karışık olan Kinsey, insanın cinsel davranışları konusunda çok az şey bildiğinin farkına vardı. Bunun üzerine bir araştırma ekibi oluşturan Kinsey, ekibiyle birlikte görüşmelere başladı. Bu görüşmelerin amacı, insanların yatak odalarındaki davranışlarının kökenini öğrenmekti. 1940’ların ortasında, İndiana Üniversitesi bünyesinde Seks Araştırmaları Enstitüsünü açtı. Enstitü o tarihten itibaren Kinsey Enstitüsü olarak bilinmektedir. Bu konuda bir kitap için bilgi toplamaya başlayan Kinsey’nin çalışmaları, saygın Rockefeller Vakfı tarafından finanse edildi.
Kinsey, önce öğrencilerinden, sonra da meslektaşlarının seks hikayelerini toplamaya başladı, ardından çevredeki eşcinsel barlarından, banliyö mahallelerinden görüşmeye ikna edebildiği insanlarla da konuştu, amacı mümkün olduğu kadar farklı davranışların bilgilerini bir araya toplamaktı. Bu araştırma işlemleri sırasında geliştirdiği soru cevap tekniği ile 200 değişik tipte cinsel davranış tespit etti. Araştırmacıları, deneklere karşı dostça, rahat ve duydukları şey ne kadar şaşırtıcı ve tuhaf olursa olsun sakin bir şekilde dinlemek üzere eğitilmişti. Bu teknik, deneklerin en mahrem sırlarını bile rahatça ortaya koymalarını sağlamıştı. Görüşmeler tamamlandıktan sonra, toplanan bilgi, o dönemin bilgisayarları tarafından değerlendiriliyordu.
1948 yılında yayınlanan Erkek İnsan’da Cinsel Davranışlar adlı kitap, 25,000 adet basıldı ve ilk baskısı birkaç gün içinde tükendi. Kitap birkaç ay içinde 200,000’den fazla satışa ulaştı. Bu akademik bir yayın için ulaşılması imkansız bir sayıydı. Sekiz dile çevrilen kitaba gösterilen ilgi, dünyada cinsel bilgiye duyulan açlığın simgesi olmuştu. Kitapta belirtilenler çok şaşırtıcıydı. Kinsey’nin araştırmasına göre, erkeklerin yüzle 67-98’i mensup oldukları sosyal sınıfa bağlı olarak evlenmeden önce cinselliği tanımış, evli erkeklerin yüzde 50’si evlilik dışı ilişkiler kurmuş, yüzde 92’i mastürbasyon yapmış ve Amerikan erkeklerinin yüzde 37’si hayatları boyunca en az bir kez eşcinsel ilişki yaşamıştı.
Kitap, şaşkınlık, öfke veya kutlama gibi karışık tepkilere neden olmuştu. Bu çatık kaşlı profesör, kısa bir sürede bütün evlerde tanınan bir isim ve efsane haline gelmişti. Eşi Clara, medya turlarına çıkıyor ve McCall dergisine, kocasının çalışmasını “sessiz bir tolerans talebi” olarak tanımlıyordu.
Beş yıl sonra, Kinsey kitabın devamı olan Kadın İnsan’da Cinsel Davranışlar adlı kitabı yayınladı. Kitap, bir önceki ile benzer sonuçların altını çiziyordu. Bu kez tepki tamamen farklıydı. Erkekler hakkında yayınlanan kitap ne kadar ilgi ile karşılandıysa, kadınlar hakkında yazılanlara da o kadar saldırıldı. Amerika anlaşılan Kinsey’nin kadınlar hakkında anlattığı gerçekleri duymaya hazır değildi. Çünkü, çalışmaya göre kadınların yüzle 62’si mastürbasyon yapıyor, yüzde 50’si cinselliği evlilik öncesinde tanıyor, yüzde 26’sı evlilik dışı ilişkiler yaşıyordu. Bu rapor topluma bomba gibi düştü, çünkü raporun konusu 1953 yılında, Amerikalı anneler ve müstakbel annelerdi.
Sonuç olarak bu kitaptan sonra Kinsey, bilimsel ve kültürel anlamda parya ilan edildi. Rahip Billy Graham her yerde onun ahlaki düzeyini eleştiren vaazlar verdi. Mc Carthy döneminin kongre soruşturmaları, kendisinin Amerikan değerlerini zayıflatmak için Komünistler tarafından görevlendirilmiş olabileceğini iddia etti. Rockefeller Vakfı desteğini çekti ve Kinsey kendisi için hayati önem taşıyan Akademik izinlerini kaybetti. Bu mücadelenin bedelini ise ödeyecekti. 1956 Ağustos’unda bir kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti.
Eğer bu krizden kurtulsa, yaşayabilse, bir on yıl sonra William Masters ve Virginia Johnson’ın kendi özgün çalışmaları olan İnsanın Cinsel Davranışları (1966) adlı raporunun yayınladıklarını ve cinselliğin insanın kişiliğini bulması açısından sağlıklı bir şey olarak tanımladıklarını görebilecekti. 1960’ların sonu ve 1970’lerin başından itibaren Amerika’da cinsel devrim başlamış, milyonlarca lise ve üniversite öğrencisi, Kinsey’nin yıllar önce öncülüğünü yapmış olduğu cinsellik derslerine girmeye başlamışlardı.
Bugün, Kinsey’nin raporlarının uyandırmış olduğu ayrılıklar ve öfke, Amerikan toplumunda cinsel eğitimden eşcinsellerin haklarına kadar belli başlı konularda yapılmakta olan bütün tartışmalara damgasını vurmuştur. Bu sıcak atmosferde, Kinsey’nin çalışmaları ve bizzat kendisi hala saldırılara maruz kalmaktadır. Kinsey’ye karşı yöneltilen suçlamaların en önemlilerinden biri, kendisinin çocuklar üzerinde yasa dışı cinsel araştırmalar yapmış olduğudur. Bu araştırmaların gerçek olduğuna dair hiçbir bulguya rastlanmamıştır. Kinsey Enstitüsünün Direktörü olan John Bancroft söyle demektedir. “1995 yılında, Enstitüsü başkanlığına getirildiğim ilk gün, bu tarz suçlamalarla karşılaştım ve araştırma gereğini duydum. Kinsey hiçbir zaman çocukların cinsel davranışları ile ilgili bir deney başlatmadığı gibi, kendi ekibinden hiç kimseye bu konuda herhangi bir eğitim vermemiştir.”
Ancak, filmde de belirtildiği gibi Kinsey, insan cinselliğinin daha önce sürekli görmezlikten gelinen bir davranış biçimi olan pedofiliyi incelemiş ve bunun için pedofillerle de görüşmeler yapmıştır. Söz konusu suçlamanın kaynağı, raporunda çocuklarla ilişkilerini ayrıntıları ile anlatan pedofillerdir. Günümüzde hala bir çok bilim adamı ve tarihçi bu bilginin geçerliliği ve bilimsel değeri üzerinde tartışmayı sürdürmektedir, ancak Kinsey, bu tartışmalı bilginin nereden geldiği ve neden kullandığına dair kendi görüşlerini belirtmiştir.
Kinsey’nin raporları ve teknikleri hala fırtınaları çekmektedir. Küçük ancak yaygaracı muhafazakar grup, Kinsey’yi hala cinsel eğitim programlarını ve cinsellikle ilgili önemli araştırmaların finansmanını engellemek için günah keçisi olarak kullanmaktadır. Kinsey, cinsel uyanışla ilgili dönemi başlattığı için, karşıtları tarafından, çağdaş toplumdaki cinsel çürümenin onun tarafından başlatıldığını iddia etmektedir. Akademik çalışmalar için gerekli izinler, kamu sağlığını yakından ilgilendiren bir çok araştırma, karşıtları tarafından Kinsey’nin adı kullanılarak engellenmeye çalışılmaktadır.
Ancak bu güne kadar, hiç kimse Kinsey’nin bu kadar geniş bir yelpazede yapmış olduğu araştırmayı tekrarlayamamış ya da vardığı sonuçların yanlış olduğu kanıtlanamamıştır. Bu arada İndiana Üniversitesi bünyesinde kendi kurduğu enstitünün adı Kinsey Cinsellik, Cinsiyet ve Üreme Araştırmaları Enstitüsü olarak değiştirilmiştir (www.indiana.edu/kinsey). Enstitü Kinsey olmasaydı asla ortaya çıkmayacak olan bir alanda çalışmalarına devam etmektedir.
Kinsey was featured on the front cover of Time magazine on August 24, 1953. He is depicted alongside the birds and the bees, a popular euphemism for sexuality.
3 Haziran 2007 13:00
kretzsche
belgesel değil herhangi bir film gibi, adamın hayat hikayesini anlatıyor
yüzeysel kalmış bir film olsa da, bilgilenmek ve bu konu hakkında kafa yormak için bir bir bence
güveeen demis ki:
belgesel tarzında, değil mi?
3 Haziran 2007 13:01
boomerang ¹³
izledim, hiç de dikkatimi çekmeyen bir belgeseldi..
ama ciddi ciddi araştırmış velet..
3 Haziran 2007 13:02
mona roza
cinselliğin bastırılması taraftarı değilim..sadece bi çok ilişkinin çarpık bi geçmişten geldiği için bozuk olduğuna inanıyorum..ve şu da bi gerçek ki çemberden uzaklaşan insanlar bi süre sonra yalnız kalıyorlar dışlanmak onları cinsel tercihlerinin yaşanamamasından daha çok etkiliyor..sadece türkiye için değil,dünyanın bi çok kesinminde böyle..
birde şu varki örneğin homoseksüellik..prof.lar derslerinde bas bas anlatıyorlar şu yaşlardaki çocuğun böyle bi eğilimi varsa ona zarar vermeden şu yönde düzeltilebilinir diye..düzeltilecek denildiğine göre meşru olmayan bi kavram..
13 Haziran 2007 13:04
kretzsche
benim ilgimi çekti çünkü filmde amerikanın bağnaz yılları anlatılıyor ve günümüzün türkiyesi gibi sanki
tabii şimdi şöyle diyenler olacaktır:
amerika ahlaki olarak çökmüş durumda! sence türkiye de böyle mi olsun?
bilmiyorum, bu cinsellik olayının çöküşe, dejenerasyona uğramadan nasıl özgürleştirileceğini bulamadım. belki de insanın doğasında böyle bir şey olduğu için bizim dejenere olarak gördüğümüz şey dejenere değildir, insanın ta kendisidir
boomerang ¹³ demis ki:
izledim, hiç de dikkatimi çekmeyen bir belgeseldi..
ama ciddi ciddi araştırmış velet..
3 Haziran 2007 13:07
damageerror~assesbrb
eşcinsellerin evliliğine izin verildiği durumlarda bence bizim toplumumuzda bu abartılır ve aile kurumunun dağılması söz konusu olabilir. insanın birey olarak özgürleşmesi açısından duygularını yaşabilmesi tabii ki önemli ama bunun sonuçlarına hazır mıyız? evlilik dışı çocuk sayısında artışlar, çarpık ilişkiler artar gibime geliyor.
3 Haziran 2007 15:18
dea
hiç bir şeyi doğasına uygun yaşamadığımız bir hayatta cinselliğin de bir kaç değişikliğe uğraması doğal bence. çoğu insanın ihtiyacı olan tek eşliliktir yaşadığımız bu depresif hayatlarımızda. tutupta sadece türün devamını düşünmek bence basite indirgemek olur. homoseksüellikte doğada var evet aslında gösterilen tepkiler çok yanlış ama işte insanlara bunu kabul ettirmek anlatmak çok zor... ne zamanki ibne kelimesinden vazgeçilir o zaman bir şeyleri kabul etmeye başlarlar..
3 Haziran 2007 15:38
07dennis
o zaman maçlarda hakeme ne diye baarcas ? ..pne hakem demeden olmas ama
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/11731
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.