ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > İlişkiler > ilk goruste ask

Sayfalar: 1  2  3  4  5  6  7  << Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa >>      şu anda 25 - 36
 
sütoğlan
sütoğlan
ilk görüste aşk bi kere olmustur bende
ama ben büyüdüm, artık olmuyor
aşık olacağım kız:
1-zengin olacak
2-erkek kardesi olmayacak, mumkunse ailesinin tek kızı olacak
3-guzel cirkin ayırt etmem
ben buna ekonomik aşk derim
=)
5 Mayıs 2007 15:40   mesajın adresini al  
 
*lokum*
*lokum*
p. gerçekten de film anlatır gibi... :)
5 Mayıs 2007 16:18   mesajın adresini al  
 
chirkin
chirkin
yok sanırım::))
5 Mayıs 2007 16:23   mesajın adresini al  
 
fransua
fransua
Hayatımız boyunca ne kadar çok insana rastlarız, ne kadar çok insanla konuşuruz ve onlara dokunuruz, ama onlardan sadece bazılarını arzularız ve sadece birkaçına ya da birine aşık olabiliriz. Aşk seçicidir çünkü. Bazen hoşlandıklarımızla ve arzuladıklarımızla bir daha karşılaşma şansımız olmaz. Bazen onlarla tekrar karşılaşırız belki ama, çok küçük ayrıntılarda belirebilen aşk vaatlerini göremeyiz. Gerçekliğin, aslında hayal gücünden ne kadar daha zengin olduğunu kestiremeyiz, bir anıya bile dönüşemeden bir bir çekip gider ihtimaller ve aşksız ayrıntılar. Yalnızlığımız, biz farkına varmadan, usul usul olgunlaşmaya başlar böylece.

Düzeltme imkanı bulamayacağımız hatalarımızdan ne kadar korksak da, cesaret göstermekten de o kadar korkarız bazen. Yıllar geçtikçe hepimizin hayatında yarım kalmış,yaşansaydı ne olurdu bilinmez yakınlıklar birikir durur bu yüzden. Kaçırdığımız 'an'lar, sahip olamadığımız gizemli anıları çoğaltırken, biz ertelemeye devam ederiz. Karşısına çıkan bir aşk ihtimaline, kendisini hiç esirgemeden sunan kaç kişi vardır? Hiçbir sakınma duymadan sevmek, karşılığı durmadan ödenen bir lükstür der Pavese. Bu pek sık rastlanır bir şey değildir aslında. Sakınmadan sevenlerin hikayeleri bu yüzden edebiyatın ve sanatın vazgeçilmez temaları arasındadır. Böyle hikayeler kuşaklardan kuşaklara anlatılarak, hiç değilse duygusu yaşatılmaya çalışılır. Bir bakıma aşkın varlığını kanıtlamaya çalışan kederli hikayelerdir onlar. Ama bir çoğu gerçektir, tıpkı Brahms'ın hayatı gibi.

Brahms, hiçbir sakınma duymadan, karşılıksız ve delicesine sevmişti Clara Schumann'ı. Brahms, büyük bir hayranlık ve saygı duyduğu besteci Robert Schumann'ın karısı Clara'ya aşık olduğu zaman henüz yirmi yaşındaydı. Schumann'ın, yeni Alman ekolüne karşı çıkarak Brahms'ın eserlerinden övgüyle söz etmesi ve hakkında olumlu makaleler yazması, müzik dünyasında genç bestecinin adının çabucak duyulmasını sağlamıştı. Brahms, Robert Schumann'a tapıyordu. Bu yüzden Clara'ya olan aşkını kalbine gömdü, onun için besteler yaptı, intermezzolar yazdı ve başka hiçbir kadına ilgi duymayarak ve evlenmeyerek ölünceye kadar ona sadık kaldı.

Robert Schumann'ın ölümünden sonra her zaman Clara'nın yanındaydı ama ona olan aşkını hep tek başına yaşamak zorunda kaldı. Brahms, Clara'ya aşık olmayı seviyordu. Aşık olduğu kadın ondan 14 yaş daha büyüktü. Clara Schumann 75 yaşında öldüğü zaman Brahms öylesine üzülmüştü ki, onun cenazesine giderken yanlış trene bindi. Frankfurt'a ulaşabilmek için iki gününü tren değiştirmekle geçiren besteci geldiğinde, cenaze töreni çoktan bitmişti. Brahms, ancak mezarlığa yetişebildi ve sevdiği kadının tabutu üzerine bir avuç toprak atabildi. Trenlerde geçirdiği kırk saat boyunca, son bestesinin Ah Dünya Senden Ayrılmak Zorundayım adlı koral prelüdünü yazan Brahms, Clara'nın ölümünden sonra ancak bir yıl yaşayabildi.

Clara, Brahms'ın karşısına çıkan ilk aşk ihtimaliydi. Brahms, bu ihtimali aşka çevirdi ve kendini hiç sakınmadan sevdi. Pavese, Hiçbir sakınma duymadan sevmek, karşılığı durmadan ödenen bir lükstür der. Brahms da ödemişti. Ama o, ödemelerini; senfonilere, konçertolara, sonatlara, prelüdlere ve şarkılara çevirmişti. Hiçbir sakınma duymadan sevmek, (Pavese'nin yaşadığı) modern zamanlarda bile karşılığı durmadan ödenen bir lüks ise şayet, post modern zamanların sonunda, ne anlam ifade edebilir ki? Hiç. Şimdiki zamanlarda, sakınmadan sevebilmek özel bir kabiliyet işidir çünkü. Böyle bir kabiliyet sahibi bulunsa bile, karşılığı durmadan ödenecek olan duygusal birikimler lüksü, kimde mevcut ki zamanımızda?


Bu düzende aşk işleri de sisteme uygun, kırık dökük yürüyor işte...

Can Dundar
5 Mayıs 2007 16:24   mesajın adresini al  
 
sabloncu
sabloncu
dünya halklarına mensup insanların çoğunda böyle bir olay yaşanmaz. genelde ilk bakıştığınızda beğendiğinizi fark edersiniz, ama bu beğeni başkalarına karşı da hissediyor olduğunuz sıradan bir hmm hoş çocuk/kız seviyesindedir. ilgi falan görürseniz (dikkat: tam somut bir ilgi gerekmiyor, sadece bakıştığınızda belki bir şeyler olmuştur), biraz düşünür beyin rafinerisinde damıtır (lafa gel:p), işinize geliyorsa otomatik olarak aşk'a çevirirsiniz bu beğeniyi. tabi çotart diye kalakalıp aşık olan çiftlere burdan demet demet sevgi yollamayı da ihmal etmiyorum.
5 Mayıs 2007 16:24   mesajın adresini al  
 
aynen_kanka
aynen_kanka
tamamen bi sevgi eksikliği,duygu yoğunluğudur. yoksa insan hiç tanımadığı bi insan için nasıl bir aşk besler
aşık olmak bu kadar kolaymı.
aşkı bunlar yüzünden ayaklar altına aldık .bi büyüsü kalmadı artık ...
5 Mayıs 2007 16:36   mesajın adresini al  
 
orahannu
orahannu
ilk goruste ask; çöl ortasında susuzlugun doruklarında görülen bi serap gibidir. içmek istersiniz doyasıya ama nafile!!!
5 Mayıs 2007 17:24   mesajın adresini al  
 
daisy=) **delilah**
daisy=) **delilah**
aşık olmak kolay...ilk grüşte sevgi die bşi var mı yok..ama aşk var!!kesin var:))

zaten neden anlamam aşk bana aceleliği anımsatr...

yakın geçmişte acele bir şeklde aşık oldum=))ama aynı acelelikte ytrdimm..:(

bugün hıdırelles de diliiim bare=))))

ahuahu=)))))))
5 Mayıs 2007 17:46   mesajın adresini al  
 
abbas
abbas
ben ilkinde tutturamadıysam, bi daha bi girip çıkıyorum, yine olmassa yakşamlar diyip devam ediyorum.
5 Mayıs 2007 17:51   mesajın adresini al  
 
ukerila
ukerila
aşk yasaklandı halka açık yerlerde....
5 Mayıs 2007 18:36   mesajın adresini al  
 
pera
pera
ilk görüşte aşk değil de ruh ikizi denen şeyin gerçekten var olmasını dilerdim...
şimdi önümüze çıkanı ruh ikimiz diye belirlediğimiz hayali kavrama uydurmaya çalışıyoruz sonra tabi sapıtır bünye..ne umdum ne buldum durumu da ortaya çıkıyo zamanla o da pek tasvip ettiğimiz bi durum değl tabii:)))
5 Mayıs 2007 20:09   mesajın adresini al  
 
prisoner
prisoner
gördüğün gün ve saatlerde 1 hafta sonra aynı yerde bekle siempre:)eger yine göremezsen bidahaki hafta gün boyu bekle ben denemiştim faydasını görmüştüm sonuçta bişey değişmedi p.gibi mutlu olamadık 2 yıl boyunca ugrastım ama bişey çıkmadı seninde öyle olmaz umarım
5 Mayıs 2007 20:45   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  3  4  5  6  7  << Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa >>      şu anda 25 - 36

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008