ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Ben cumhuriyetçiyim demiştim.. Demokrat değil.. Bazıları, sözcüklerin kökenlerine inerek bu ikisinin ayni şey olduğunu anlatmaya kalktı. Bazıları da siyasal bilimler dersi vermeye girişti.. Biri sistem de, öbürü rejim adıymış, falan filan..
Geçiniz.. Ben ne dediğimi biliyorum.. Anlayan, anlamak isteyen de anlıyor..
Ben Cumhuriyetçiyim.. Bugün medyamızda Cumhuriyetçi yazar sayısı bir elin parmaklarını geçmez..
İçlerinde inançlı, idealist demokratlar var.. Entel dediklerim..
Hala her şeyin iyi olacağını düşünenler var.. Saflar.. Sentel koydum adlarını..
Geri zekalı olanlar var, ne olup bittiğinin farkında olmayan.. Genteller..
Bir de iktidar borazanlığının adını demokratlık koyanlar.. Keseri hep iktidara göre yontup, demokratlığı hep iktidar yardakçılığında kullananlar var ki asıl tehlikeli olan bu yalakalar.. Onların adını da şimdi koyuyorum.. Yenteller..
Böylelerini ayırd etmeniz çok kolay..
Çünkü gerçek demokrat olsalar, sonuna kadar demokrat olur, demokrat düşünceye aykırı her şeye karşı çıkarlar..
Peki, bir, tek bir yazı okudunuz mu, Cumhurbaşkanı aday gösterilme şeklinin demokrat düşünceye A'dan Z'ye ihanet olduğunu anlatan.. Hem de kaç bakımdan..
Şimdi yazıyorum.. İçlerinde kendine güvenen varsa, yanıt versin, görelim.
1-Meclis Başkanı, Meclis'in üyesidir, ama Meclis'te oy verme hakkı yoktur. Neden?.. Çünkü parlamenter sistemde Meclis, halkın oyunu yansıtır. Bu Meclis'in başkanının tarafsız olması gerekir ki o halkın her görüşünü yansıtan Meclis'i tarafsız yönetsin. Oyunu belirleyerek, üyeleri etkilemesin. Halkın oyuna, yani ya demokrasiye gölge düşmesin.
Peki bu nasıl tarafsız bir Meclis Başkanıdır ki, Anayasasında hem de vazgeçilmez, değiştirilmez kural olarak Laiklik yazan bir ülkede Dindar bir Cumhurbaşkanı seçeceğiz diyebilmektedir. Tarafsızlığına gölge düşmesin diye oy dahi kullandırılmayan bir Laik başkan, hangi hakla Dindar Cumhurbaşkanı seçeceğiz demekte, diyebilmekte ve bu deyiş, demokrat (Sevsinler) yazarlar tarafından kabul görmektedir?.
2-Anayasa Cumhurbaşkanı seçimini, tam bir Cumhur seçimi olsun diye dikkatle çizmiştir. Parti gurupları aday gösteremez. Mevcut adaylardan biri için gurup kararı alınamaz.. Neden?.. Milleti temsilen Meclis'e giren her üye, sadece vicdanı ile karar versin diye..
Peki öyle mi oldu?.. Hayır!.. AKP Meclis gurubu, kanun dışına çıkarak Başbakana Aday Seçme Yetkisi verdi.. Başbakan Yasaya aykırı demeden, bu yetkiyi kabullendi. Yani Cumhurbaşkanını, ne halk, ne de onun seçtiği Meclis değil, bir Tek seçici belirliyor ülkemizde.. Demokrat bir kafa (Sevsinler) bunu nasıl kabullenir?..
3-Okuyorsunuz.. Tek seçici mi seçti adayı?.. Söylentilere göre değil.. Bu demokrat yazarların hepsinin kendi gazetelerinin manşetlerinde, adayı Meclis Başkanı'nın belirlediği yazıldı. Tek seçici tayin edilen Başbakan'a Benim dediğimi yapmazsam, oyununu bozarım, sen bilirsin tehditkâr ifadesini kullanmış başkan.. Öyle yazdı kendi gazeteleri, okudularsa....
Yani Cumhurbaşkanının gerçek tek seçicisi, Meclis Başkanı.. Hangi Meclis Başkanı..
Anayasa gereği oy vermesi bile yasak, Tarafsız Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanlığı seçiminde gene yasalar gereği, tamamen bağımsız ve hür olması gereken 352 oya ipotek koyuyor ve 352 milletvekiline Benim adayım şudur. Oyunuzu ona vereceksiniz diyor.. 352 Milletvekili Gık demiyor..
Benim demokrat yazarlarım (Sevsinler) her öküzün altında faşizm aramaya pek meraklı kardeşlerimin hiç birinden tek itiraz gelmiyor..
Bunlar mı samimi?.. Bunlar mı demokrat.. Hadi ordan!..
herkes böyle tepki gösterse amenna, bu ayrı darbe cıgırtkanlıgı ayrı
29 Nisan 2007 00:57
cush
akpnin uygulamalarinin demokratik olmadigina hemfikirim. ama demokratik olmayan uygulamalari demokratik olmayan yontemlerle bertaraf etmeye calisirsaniz haklıyken haksiz duruma dusersiniz...
29 Nisan 2007 01:07
&limon&
bence psikologların belki de psikiyatrislerin darbe yapması gerek..çünkü kişi ya da kuruluşlar ilkelerinden ya da devlet ilkelerinden şahsi hırsları, düşünce ve duyguları için koca bir ülkeyi mahvetmek üzereler!!
tedavi gerek....
en acısı da buna seyirci kalmak olacak...
a. yaşar demis ki:
akpnin uygulamalarinin demokratik olmadigina hemfikirim. ama demokratik olmayan uygulamalari demokratik olmayan yontemlerle bertaraf etmeye calisirsaniz haklıyken haksiz duruma dusersiniz...
29 Nisan 2007 01:15
banshee
O , bu, şu değilde. Bu sabah gazetesi ve yazarları susuyorlardı, ne oldu ki birden? Akıllarına seçimlerin yaklaştığı gelmiş olsa gerek, ah be Aydın Doğan ah be... Daha neler neler biliyorsunuz da çıkar uğruna susuyorsunuz.
güzel bir tespit yapmış Zülfü Livaneli, okumanızı öneririm...
KAFASINI KİRAYA VERMEMİŞ OLANLAR İÇİN BİR YAZI
Bir bilim adamının “Deprem olacak!” demesi, deprem olmasını istediğini göstermez. Sadece bir saptamasını gösterir.
Gerçek siyasi analiz yapan bir kimsenin görüşleri de böyledir.
“AKP toplumda gerginliği tırmandırdı. Çankaya’ya türban sancağını dikmek istedi!” yorumunu yapan bir kişiye “Peki sen darbeden yana mısın?” diye sormak abestir.
Çünkü o kişi darbeden ya da anormallikten yana değildir; tam tersine, gerginliğin tırmanmasını önlemeye çalışmaktadır.
Ama bizdeki alışkanlık, herkesin kendi niyeti doğrultusunda konuşması ve taraf olmasıdır.
Bu yüzden objektif analizler dikkate alınmaz, satırlar arasından niyet okunmaya çalışılır.
Yani düşünce iklimimize ve siyasetimize aşiret düzeni egemendir.
***
Her etkinin bir tepki doğurduğunu anlamayanlara avize örneği vermek gerekir. Bir yana doğru çekerek tavana dayadığınız bir avize, bıraktığınızda gelip tam ortada durmaz, mutlaka öbür uca doğru savrulur.
Siz Cumhurbaşkanlığı seçimini bu kadar savsaklar, gücünüze aşırı güvenir ve herkesi “elinize bir çelik çomak verdik, oynayın bakalım!” diye hafife alırsanız, bunun şiddetli bir tepki görmesi kaçınılmazdır.
Millet kavramı kadar lastikli bir kavram yoktur. Millet dediği zaman kimi muhafazakâr kesimleri, kimi kentlileri, kimi başı kapalıları, kimi başı açıkları kasteder. Ve bu kesimlerden hangisinin daha kalabalık olduğunu sormak anlamsızdır. Çünkü herkesin ağzından düşürmediği demokrasi; “çoğunluk tahakkümü” değil, azınlığın haklarını güvence altına alma rejimi olmalıdır.
***
Türkiye’de hukuk her zaman siyasi olmuştur. 17 yaşındaki bir çocuğun, mahkeme kararıyla yaşı büyütülerek idam edildiği bir ülkedir burası.
2002 seçimleri sonucunda bir milletvekilinin mazbatasını iptal etmek, Anayasa’yı değiştirmek, Siirt seçimlerini sudan bir bahaneyle geçersiz saymak ve dokunulmazlık zırhı kazanarak 54 yolsuzluk davasını dondurmak gibi uygulamalar ne kadar hukuksa, bugünkü 367 meselesi de o kadar hukuktur.
***
Bugünün Türkiye’sinde en zor durumda kalanlar; AKP’nin Milli Görüş ideolojisinden ve ülkenin geleceğinden endişe duyan ama militarist de olmayan, Baykal’ın politikalarını içine sindiremeyen, darbe olmasından ve kör milliyetçi şiddetin yükselmesinden ürken ve nereye oy vereceğini bilemeyenlerdir. Dünyada birçok örneği görüldüğü gibi kutuplaşma histerisine kendini kaptırmayan sağduyulu insanlar -ne acı ki- yalnızlaşmaya mahkûmdur.
Zülfü Livaneli (28.04.2007)
29 Nisan 2007 02:26
no control
Parlamento var, fakat ülkeyi parlamento yönetmiyor. Onun görevi sadece başka egemen güçlerin istediği yasaları çıkarmaktan ibaret.
Başbakan Tayyip Erdoğan, aylarca halkla adeta alay ettikten sonra, kimin Cumhurbaşkanı olacağını belirledi.
Çankaya tartışmaları işte bu cümleyle sonuçlandı. Bu cümlenin kendisi demokrasi açısından sorunlu bir cümledir. Cümlenin anlattığı seçimin, yani burjuva demokrasisinin en temel kurumunun rafa kaldırıldığı, biçimsel bir oyuna indirgendiğidir.
Evet, hiç kuşku yok ki bu bir oyun... Ve hiç kuşku yok ki, bu sistemin burjuva demokrasisiyle de bir ilgisi yok. 1950'den bu yana parlamenter demokratik rejim diye pazarlanan bu sistem, bir demokrasicilik oyunudur. Sanırız, son Çankaya seçimiyle birlikte herkes bu gerçeği daha ayan beyan görmüştür.
Biz 40 yıldır söylüyorduk bunu. Mecazi anlamda değil, kelimenin gerçek anlamıyla 40 yıldır...
Mahir Çayanlar'ın, ülkemizin gerçeklerini tahlil etmeye çalışırken keşfettikleri ilk çarpıcı gerçeklerden biri buydu. Daha henüz yeni yeni ideolojik netleşmeyi yaşadıkları bir süreçte sanayi devriminden geçmemiş, emperyalizmin kontrol alanı içinde yer alan bir ülkede –yani ülkemizde– ancak 'Filipin tipi bir demokrasi' mevcut olabilir gerçeğini dile getirmişlerdi.
Nitekim. bu teorinin daha netleştiği aşamalarda Mahir, ülkemizde demokrasi değil, faşizm olduğunu tespit ederek durumu şöyle tasvir etti:
Buna sömürge tipi faşizm de diyebiliriz. Bu yönetim, ya klasik burjuva demokrasisi ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan 'temsili demokrasi' ile icra edilir (gizli faşizm).
Bakalım;
Parlamenter sistem yürürlükte mi? Yürürlükte! Demokrasinin vazgeçilmez kurumları olan partiler var mı? Var! Seçimler yapılıyor mu? Yapılıyor!
Yani, demokrasinin belli başlı kurumları var... Peki eksik olan ne?
Kurumlar, biçimsel olarak var ama kurumların hükmü yok.
Parlamento var, fakat ülkeyi parlamento yönetmiyor. Onun görevi sadece başka egemen güçlerin istediği yasaları çıkarmaktan ibaret. O sadece kukla bir onay mercii.
Seçimler yapılıyor, ama halkın iradesinin tecelli etmesinin önüne onlarca aşılmaz engel dikilmiş.
Peki ne diyeceğiz bu duruma.
Biz bu duruma demokrasicilik oyunu diyoruz.
Nedir demokrasicilik oyunu?
Demokrasicilik oyunu, demokrasinin olmadığı ama varmış gibi yapıldığı; demokrasi varmış gibi gösterebilmek için de burjuva demokrasisinin biçimsel kurumlarının taklit edildiği bir sistemin adıdır.
Cumhurbaşkanı'nın açıklanış biçimi ve açıklanış anı dahi bunun bir seçim değil, atama olduğunu gözler önüne sermiştir; Sana cumhurbaşkanlığını bahşediyorum havasında açıklanmıştır.
Ki bu da doğaldır.
Demokrasicilik oyununda, tüm seçimler hemen hemen böyledir.
Adına milletvekili denilen parlamenterler nasıl seçiliyor?
Halk mı seçiyor onları?
Hadi canım siz de?
Onları da Tayyip gibi, Ecevit gibi, Baykal gibi seçiciler seçmiyor mu? Seçiyor ve işte bunlara oy vereceksiniz diye halkın önüne koyuyorlar.
Demokrasiyi bir oyun olarak sürdürmekte o kadar pervasızdırlar ki, yıllardır sözü edilen lider sultası eleştirilerine karşın, hiçbir düzen partisi, milletvekili adaylarını belirlemek için ön seçim yapmaya bile gerek duymamaktadırlar. Yapsalar onun da ne kadar demokratik olacağı şüpheli ama, bu örnek, bu ülkeyi yönetenlerin o demokrasinin biçimsel kurumlarından bile aslında şikayetçi olduklarını, yapabilseler, onları da birer birer ortadan kaldıracaklarını gösterir.
29 Nisan 2007 17:53
no control
Evet, Tayyip'e itiraz edip, Gül'e itiraz etmeyenler, bunun bir iktidar kavgası olduğunu, bir bardak suda fırtına koparıldığını da kanıtlamışlardır. Oligarşi içi iktidar çatışmasının bir parçası olan Çankaya kavgasını, şimdilik AKP kazanmıştır. Ancak belirtilmeli ki, kavga Çankaya da dahil olmak üzere tüm mevzilerde devam edecektir.
Milli irade, seçim, demokrasi, hepsi hikaye... Oyun işte bu kadar açık! Var mı itirazı olan?
Çankaya'ya kimin çıkacağını onlar belirledi...
Aslında millete kimlerin vekalet edeceğini ve nasıl vekalet edeceğini belirleyen de onlar...
Peki 'millet' neyi belirliyor derseniz?.. HİÇBİR ŞEYİ!
Gerçek budur.
Çünkü bu sistemde, millete düşen demokrasicilik oyunudur.
Oyunda milletin rolü ise, aldatılmaktan ibarettir.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/11103
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!
Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.