14 Nisan Mitinginin Anlamı
Atatürkçü Düşünce Dernekleri'nin öncülüğünde 14 Nisan'da Ankara'da düzenlenen “Cumhuriyetine Sahip Çık mitingine yüzbinlerce insan katıldı. Katılıma ilişkin rakamlar 200 binden başlayarak 1 milyona kadar muhtelif olsa da, ciddi bir kitlenin toplandığı açık.
Önce mitinge dair birkaç not:
Miting, kendini “ulusalcı olarak tanımlayan kesimlerce düzenlendi; bu çizgideki 100'den fazla “dernek tarafından ve resmi olarak ifade edilmese de CHP, DSP gibi partiler tarafından desteklendi.
Konuşmalarda; “laiklik, “bölünmez bütünlük vurguları öne çıkarken, Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıkıldı. Bağımsızlığın tehlikede olduğu, AKP iktidarının ülkeyi sattığı, emperyalist projeleri uyguladığı, devleti kuşatan dincilerin Çankaya ile birlikte devleti ele geçireceği vurgulandı. Atılan sloganlarda da benzeri mesajlar vardı.
“Ulusalcılar, mitingi “halk hareketi diye lanse ederken, AKP iktidarı ve İslamcı basın orada toplanan kitleye burun kıvırıp, atılan sloganları “içi boş diye değerlendirdi. Görmezden gelme, kaale almama tavrına gireceği mesajını verdi. Erdoğan, kitlenin “bindirilmiş kıtalar olduğunu, Karadeniz Sahil Yolu açılışında daha büyük kitle topladığını söyledi.
Miting neyi ifade etti?
1- Mitinge dair belirtilmesi gereken birinci nokta şudur. Yıllardır sürdürülen ve AKP'nin iktidar olması ile birlikte yoğunlaşan, “laik-şeriatçı çatışması olarak da ifade edilen, suni saflaştırma politikasının kısmi bir başarı elde ettiği görülmektedir. Halkın bir kesimi “Cumhuriyet tehlikede umacasına inandırılmıştır.
2- Kitlenin önemli bir bölümü; gericiliğe karşı olmak, bağımsızlıktan yana olmak gibi kaygılarla hareket ederken, Genelkurmay odaklı cephenin iktidar savaşının aracı olarak kullanılmaktadırlar. “Farklı yöntemlerle AKP'yi geriletme, Cumhurbaşkanlığı'ndan geri püskürtme gücü zayıflayan ordu, kitleleri manipüle ederek bu amacına ulaşmaya çalışmaktadır. Bir başka deyişle, miting kimi liberal aydınların ifade ettiği gibi, “cuntaya destek vermek olmasa dahi, objektif olarak Genelkurmay'ın hanesine yazılmış, oligarşi içi çatışmanın aracı olmuştur.
Bu anlamda; toplanan kitle ile, organize edenler arasında, en temel konularda ciddi farklılıklar vardır. Örneğin, mitingi organize edenlerin; orada atılan sloganların aksine bağımsızlık ile hiçbir ilgileri yoktur. Demokratik haklara düşman, cuntacı, Amerikancı bir zihniyete sahiptirler. Bugün “emperyalizm karşıtı görünmeleri, bu alandaki potansiyeli yedeklemek içindir. Gerçek de “laik oldukları da tartışmalıdır. Gericiliğe en büyük primi veren de, cuntaların ardından ayetli bildiriler atan, tarikatlarla anlaşmalar gerçekleştiren onlardır. Bugün “şeriat tehlikesi olduğunu kabul etsek dahi, bu tehlikeyi büyüten de yine Genelkurmay'dan başkası değildir.
Örneğin, 'ulusalcıların sözcüsü Cumhuriyet Gazetesi'nin mitingi değerlendiren başyazısında, “Ülkemiz gerek siyasette, gerek ekonomide büyük çapta dışarıdan yönetilmektedir. Bush yönetiminin elinde IMF ile AKP birer araca dönüşmüşlerdir (16 Nisan) deniliyor.
Peki, mitingte bayrak sallayan DSP ve MHP'li iktidarda farklı mıydı? Kemal Derviş'i kim getirdi? ABD'de “gece gündüz IMF yasaları için çalışıyoruz diyen “ulusalcı Ecevit değil miydi? ABD ile onyıllara dayanan “köklü ilişkileri olduğuyla övünen generaller değil mi?
3- Evet, 14 Nisan görmezden gelinecek bir olgu değildir, ancak “ulusalcı şovenistlerin göstermek istediği gibi de değildir. Buradan bir “ulusalcı hareket çıkarma rüyası görenler, dönemsel bir saflaştırmanın ürünü olan kitleyi yanlış tahlil ederler. Bu konjonktürel bir kitledir. Erdoğan'a karşı olmak dışında, “laiklik kaygısı ötesinde fazla bir ortak noktası yoktur. Bundan bir “hareket yaratmayı düşünenler, bu heterojenliği görmezden geliyorlar.
*
Mitinge dair kuşkusuz birçok sonuç çıkarmak mümkündür. Ancak, solun, devrimci, demokratik güçlerin çıkarması gereken en önemli “ders suni saflaştırma noktasıdır. Sol, suni saflaştırmalarla halk kitlelerini kendi sorunlarından uzaklaştıran bu kesimlerin karşısında “üçüncü bir cepheyi açamamış, emperyalizme karşı bağımsızlığın, faşizme ve her türden gericiliğe karşı demokrasinin bu cephede olduğu gerçeğini gösterememiştir. Ki, mitinge katılanlar içinde solun tabanı olması gereken, bağımsız, demokratik Türkiye özlemi olan önemli bir kitlenin olduğu değerlendirmeleri yabana atılmamalı, organize edenlerle kitleyi “aynılaştırma yanlışına düşülmemelidir. “Mitinge katılmıyoruz deyip bir kenara çekilmek, mitingi “darbecilere destek diye eleştirmek sol açısından bir “politika değildir. Kitlelere gericilik ve bağımlılık karşısında bir “alternatif sunmaktır asıl mesele. Sol bugüne kadar yapamadığını, nasıl yapacağına yoğunlaşabilmelidir.