gözümde klanlı yaşlar kalbimde aşk acısı yine geldi yalnızlık mevsimi
5 Ocak 2008 16:00
ıssız
ne demiş asaf
yalnızlık paylaşılmaz
5 Ocak 2008 16:01
secret smile(: l
İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa...
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...
5 Ocak 2008 16:12
antik_aci
yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
bekliyorum bekliyorum bekliyoruuuuuuuuuuum
hadi gelin üstüme korkmuyorum
bulutlar yüklü ha yağdı ha yağacak üstümüze hasreeeeeeet
yokluğunla başbaşayız nihayeet
(1) 5 Ocak 2008 16:15
secret smile(: l
off süper bi şarkıdır bu dinlemek istedim şimdi..uzun zamandır dinlemiodum dinliim şimdi ne iyi ettin yazdında sözlerini..
antik_aci demis ki:
yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş beklemekte
acılar gözlerini dikmiş üstüme nöbette
bekliyorum bekliyorum bekliyoruuuuuuuuuuum
hadi gelin üstüme korkmuyorum
bulutlar yüklü ha yağdı ha yağacak üstümüze hasreeeeeeet
yokluğunla başbaşayız nihayeet
5 Ocak 2008 16:18
cigdém
Bu yalnızlığı oyala...Biraz daha oyna onunla...Yor onu bıktır,savaş onunla...
Bu yalnızlığa bir yalnızlık daha bul.Ona arkadaş olsun,sıkılmasın,yalnız kalmasın.Bu odaya bir yalnızlık az geliyor çünkü....
Bu adı yorgun,fikri yorgun yalnızlığa bir gökyüzü boya.Göğünün altında danseden insanlar mutlaka olsun.Renk renk giyinmiş ve sürekli danseden...Gözleri yorulsun bakmaktan.sonra alıp onun bu yorgun gözlerini denizlere göm.Uğraş bu yalnızlıkla...
Çocukları ağlamasın dünyasında,bir ağaç büyüt ona.Bir yeşil kat bakışına,bana kötü baksın.Unutsun artık bu yalnızlık beni,unutsun ama susturmasın.
Sonsuz derinliğine bir derinlik daha...Yeşiline bir yeşil,mavisine bir mavi daha...
Bu yalnızlığı oyala,şımart onu.Oyun oyna onunla,bırak o kazansın.Bırak yorulsun,yeter ki beni yormasına izin verme.Öyle yorulsun ki odama girer girmez uyusun.Al onu çocuk parklarına götür,ona şiir yaz,kitap oku.Sinemaya götür onu.Adını değiştir,sevebileceği bir isim bul ona.Onu oyala,alışsın bensizliğe.Benim değilmiş gibi olsun bir süre sonra.Bana da yukarıdan baksın,öğret ona.Kendini çok şey sansın.Beni unutsun,kendine bir başka dört duvar bulsun.
Bu yalnızlığı oyala,onun en yakın arkadaşı sen ol zamanla.Olmadık zamanlarda seni alıp gelsin,seni tanıştırsın benimle...Onun yanında daha önce hiç olmadığımız kadar yabancı olalım birbirimize.Kıskanmasın,çünkü onu öldürürken mutlu olsun istiyorum.Yüzünde birikmiş bir gülümsemeyle ölsün.Kaçamam biliyorsun,yalnızlıklar öldürmek için var.Seninle gelen hep ben olayım sonra.Yüreğinin boş yanı sevdaya koşarken ben yerleşeyim o boşluğa.
Öldürmeliyim artık onu, mutfakta bıçaklar var,kirli olanıyla...Temiz olmamalı hiçbir kurtuluş.onu öldürürken savaşmalı bizimle,savaşacaktır da zaten...Yalnızlık dikbaşlıdır çünkü,kaybedeceğini bile bile karşı koyar.Hele benim yalnızlığımsa ölümle çaresiz karşılaşan.
Düş onun üstüne,bıksın benden.
Bu yalnızlığı oyala,ben önümüzdeki kış geliyorum.
03.07.1995
ç.s.
5 Ocak 2008 16:22
siyah masaldaki cadı
Al yalnızlığını gel, sıkılmayız..Senin yalnızlığın benim yalnızlığımla konuşur, biz ikimiz susarız
yalnızlığa alışmak zor...
5 Ocak 2008 17:03 ~ 5 Ocak 2008 17:03
b.e.t.ü.l
aynen öyle:)
5 Ocak 2008 17:08
yokum ben artık...
Yoksun sen! Artık canım yazmayacak telefonumda ve dökülmeyecek aşk sözcükleri dudaklarımdan. Uyandım, bir de ne göreyim?! Yokum ben! Boyum, endamım, bir süzümlük siluet bile değilmiş, meğer. Bakılası yüzüm, değilesi gözüm kalmamış meğer! Ah yüreğim, ağırmış da bırakmışım kaldırımda gelirken.. Yoksa dayanmazdı bu sahneye... Olmayan yüzüm, devrilesi gövdem gibi süzülüp de gidivermek yerine, bırakıverirdi beni yarı yolda.
Oysa asansördeki aynada vardı bir yansımam. Kanlı, yorgun, mor halkalı gözlerim vardı, solgun çehremle perçemlerimin kesiştiği yerde... Yine de makbuldür sanmıştım, yine de bir sevinç dalgası geçiriverir sevgilinin içinden hani... Bir sürprizlik değeri vardır sanmıştım. Bir sohbetlik, bir hayli sitemlik, bir hal çarelik hatırı saklıdır sanmıştım amma.. Eh be kardeşim, kendisi yokmuş ki hatırı olsun! Bu bitmek bilmez hayat acemiliği değil mi zaten aşkı taze tutan? Hangi aşık deneyimli hissetmiş kendini, hangi sevdalı kafasını sallamış bilgiç bilgiç de biz bu yollardan geçmiştik demiş. Aşkın hafızası balık, intikamınki fil, siteminki deve...
Bundan sonra seni düşündüğümde hep o son bakışın -daha doğrusu bakmaya değer bulmayıp da kısaca süzdükten sonra bilgisayar ekranındaki oyuna dönüşün- gelecek aklıma, o kısık gözlerle, büzülmüş dudaklarla tıslayarak Hayırdır?! Yemeğe mi geldin? deyişin, hafifçe ters dönerken dünya, önce yana, sonra yukarıya.. Gerisi hayal meyal.. Arkamı dönüp gitmeye başladım galiba, sense çevik bir hareketle kalktın, sanırım bürodakiler durumu farketmesinler diye- bir sandalye çektin otur dedin ve aynı kayıtsızlıkla oyununa devam ettin. Ben de, aynı nedenle, 30 saniye kadar oturduktan sonra Rahatsız ettim herhalde. gibi manasız bir söz söyleyip kalktım. Sesim boğuk ve çaresiz çıkmıştı. Güçlü ve net olmalıydı oysa, ve ilaveten iyi bak endamıma, çünkü burada son görüşün beni, biraz daha gayret edersen dünya gözüyle de son görüşün olacak demeliydim hatta.. Ama ağzımı açsaydım, hıçkırıklar çıkacaktı. Sakin (olduğunu sandığım, en azından filmlerdeki gibi koşmayan) adımlarla terkettim mekanı. Merdivenlerden ben değil, gözyaşlarım iniyordu. Aşağıda gözlerimi silip güvenlik görevlilerine gülümsemeye çalışarak çıktım turnikelerden.. Ve güneş, hani yaranı aydınlatır da sızlatır, sokar gözüne gözüne inatla.. Dönüp bakmadım desem, yalan olur. Ardından koşulacak kadar bile değerim yokmuş, gördün mü?! işte o an, bittin sen!
Ne yaptığını anladığında, artık anlamış olmak derin bir acı, sonsuz bir pişmanlık ve telafisi olmayan bir kayıp olacak tek kazancın! Evet! Hayatının hatasını yaptın ve bu sana hayatının aşkına mal olacak, bilesin! insan ne olursa olsun el üstünde tutar sevdiğini, gözü gibi bakar, krallar gibi ağırlar.. Hele ki ele güne karşı... Sen bana ister kızmış, ister küsmüş ol, bir büro dolusu insanın, hele o kadının hani sana asıldığını, arada göz kırptığını ve fakat senin yüz vermediğini söylediğin kadının- önünde onurumu kır, sokak itine bile layık görmeyeceğin muameleyi yap, kovmaktan beter et.. Bu insanlık ve kadınlık onuruyla alakalıdır ve hepsinin önünde benden özür dilersen belki affedilebilir. Ama sevgilinin bir sevgili kalbi vardır ki öyle hiç kolay kırılmayan, yılmayan, pes etmeyen, sana kocamaaaaaaaaan kucağını her daim açmış, her gün güler yüzle karşılamış, kuş sütüyle ağırlamış, bir gün kem bakmamış, tek bir kötü söz söylememiş, saygıda da sevgi kadar cönmertmiş ve sabırlıymış..mış.. mış.. Her neyse, artık bir hükmü yok bunların.. işte o kalbi bir kaybettin mi, bunun telafisi mümkün değil.
Sonsuz genişlikte bir kap düşün, her sözün, her eylemin, her halin ve her şeyin kabul görüyor, ne koyarsan acı tatlı alıyor, sana dair, sen olup, sana akıyor, ama asla, patlamıyor, taşmıyor. Sen o kaba tekme attın sevgili ve artık sevgili değilsin bundan kelli... Kırdın, parçaladın, yok ettin, toz duman ettin.. iki dünya bi araya gelse bakmam yüzüne, yok ki gözüm! Değil mi ki yok saydın sen kanlanmış gözlerimi, solgun yüzümü... Olmayan sırtım dönük sana bundan böyle...
Topla kırıkları da yapıştır bakalım, yeni bir yürek yarat küllerimden, varsa değerim. Biraz da sen yalvar geceler boyu, sen dök göz yaşlarını, itil kakıl da yılma kolaysa, biraz- yo, hayır biraz değil, çok, pek çok- sürün, acı çek, mahrum kal, inle inim inim, vur başını taşlara, değer bilmezliğinin acısı, öfkenin aşkına üstün gelişinin pişmanlığı yaksın kavursun seni! O zaman büyürsün belki, öğrenirsin sabrı, emeği.. Her şeyin kabulüm dersin, başka her şeyi bırakır, dinlersin geceler boyu, beni, yalnız beni. Yalnız dinler, yalnız anlarsın ahları, sitemleri yaraları, izleri... Yanlız anlar, yanlız dinler ve sağaltırsın belki... Tabii varsa değerim. Her şeyin bedeli var sevgili, ki sevgili değilsin bundan kelli, ağırdır hazırsan ödemeye, ipotek edersin yüreğini, uzundur vadesi. Tabii varsa değerim.
Yoksun sen! Derin uykulardan uyandım ne göreyim; yokmuşum! Hiç gelmemişim dünyaya, huzurla doldu ruhum.. Tanımamışım hiç seni... Bugün, bu dem, bu saat rasladığım bir hayal, bir yabancı sıfatla buz oldu içim. Bakılası yüzüm, değilesi gözüm hiç olmamış meğer, hayalmişim! Ah yüreğim, hiç olmamış iyi ki... Yoksa dayanmazdı bu sahneye.. Olmayan yüzüm, devrilesi gövdem gibi süzülüp de gidivermek yerine, bırakıverirdi beni yarı yolda...
5 Ocak 2008 17:11
secret smile(: l
yazmayın böyle yazılaaar ben hemen gaza geliom yalnızlık moduna gidiorum yaa:(
5 Ocak 2008 17:12
no control
5 Ocak 2008 18:10
nurgulll
zmnla alışılır yanlızlığa...mrk etmeyin
5 Ocak 2008 18:21
jascoquein
yalnızlığa serenat
5 Ocak 2008 18:27
sarho$
yalnızlık güzeldir
5 Ocak 2008 18:36
antik_aci
Sen gittin gideli gözlerim uzaklara dalıyor
Alıp başını çekip gitmeni aklım almıyor
Yine o dar, o karanlık, sokaklar beni bekliyor
Senin çıktığın kapıdan yalnızlık giriyor.
Yalnızlık benim eski sevgilim
Yalnız benim en vefalı yarim
Ben o kimler terk ettim, o beni bırakmıyor.
11 Ocak 2008 18:22
buz mavisi-lilith
yalnızım cunku razıyım diye bi şarkısı vardı kargonun guzel bi cumle
12 Mart 2008 00:36
sosyetee
yalnızlık bazen tek dostun bazende düşmanın
sen alışamasanda o sana ayak uydurur:)
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/10808
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
Sen de binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!