ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum  edebiyat  yalnızlığa alışmalı

Sayfalar: 1  2  3  4  << Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa >>      şu anda 16 - 30
 
chocolate
chocolate
can dündar'ın yazılarına hayranım..
~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
smellymelly
smellymelly
alışmicam yanlızlıga alışamıyorum..ve alışmamak için direniyorum..
~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
üstteki
üstteki
zaferlere ödül yalnızlıktır
~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
toslumbaga
toslumbaga
Can Dündar ve Can Yücel.. Okumaktan hiç bıkmadığım sanırım da bıkmayacağım 2 isim.. Teşekkürler paylaşımın için..
~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
por una cabeza tango
por una cabeza tango
depresyondan çıkmak lazım önce =)
sonra alışırsınız
~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
mona roza
mona roza
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...

aradığında telefonun hiç açılmayacağını bilmek,aranmamaktan çok daha yıkıcı..
 1   ~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
*lokum*
*lokum*
alıştım bile :)
~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
w@hhshe
w@hhshe
abi kimse depresyonda fln diil..
sadece yazı hoşumuza gittiği için yalnızlık üzerine konuşuoruz..



this mess we're in.. demis ki:

depresyondan çıkmak lazım önce =)
sonra alışırsınız

~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
por una cabeza tango
por una cabeza tango
abi kimse depresyonda fln diil..
sadece yazı hoşumuza gittiği için yalnızlık üzerine konuşuoruz..


genel hava,sonrasında yazılanlar falan depresif geldi de ondan öyle dedim abi.iyi niyetliydi yani o msg .)
~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
w@hhshe
w@hhshe
genel hava,sonrasında yazılanlar falan depresif geldi de ondan öyle dedim abi.iyi niyetliydi yani o msg .)

bende yanlış anladıını düşünerek ii niyetli bi şekilde düzeltmek istedim sadece..
~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
soulreaver
soulreaver
Yalnızlık Allaha Mahsus...
~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
keramet
keramet
Yalnızlık Allaha Mahsus...
başlığın lafı.
asıl zor olan ayrıldıkdan sonraki arkadaşların tavırları. Ay ne kötü olmuş çokda yakışıyordunuz, Of yaa siz barışırsınız, Aman boşwer sana yenisini buluruz sana başka kızmı yok!, yada olum şimdi o başkasıyla el ele kol kola sen neden moralini bozuyorsun gibilerinden.
Asıl bunlar adamı dellendiriyor çileden çıkartıyor insanı
~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
şekerr
şekerr
Senin hüznün benim mutluluğum olacaksa
Sözler başladığımız yerde kalacaksa
Kalp verdiklerinin hesabını tutacaksa
Yok istemem
Sakın sevme beni
Senin kanununda aşkla ölmek yasaksa
Gün gelir yüreğin benide unutacaksa
Senden yadigar bir resim kalacaksa
Yok istemem sakın sevme beni
Alışmalı
Alışmalı
Yıkılıp yeniden kalkmaya
Kabullenip sana düşeni dünyaya bırakmaya
Yüklenip tüm acılarını kendine yaslanmaya
Kimsesizliğin hesabını istanbul'dan sormaya
~ 514 gün   mesajın adresini al  
 
gnş
gnş
YALNIZLIĞIMIZ OLGUNLAŞIRKEN...*
Can Dündar

Hayatımız boyunca ne kadar çok insana rastlarız, ne kadar çok insanla konuşuruz ve onlara dokunuruz, ama onlardan sadece bazılarını arzularız ve sadece birkaçına ya da birine aşık olabiliriz. Aşk seçicidir çünkü. Bazen hoşlandıklarımızla ve arzuladıklarımızla bir daha karşılaşma şansımız olmaz. Bazen onlarla tekrar karşılaşırız belki ama, çok küçük ayrıntılarda belirebilen aşk vaatlerini göremeyiz. Gerçekliğin, aslında hayal gücünden ne kadar daha zengin olduğunu kestiremeyiz, bir anıya bile dönüşemeden bir bir çekip gider ihtimaller ve aşksız ayrıntılar. Yalnızlığımız, biz farkına varmadan, usul usul olgunlaşmaya başlar böylece.

Düzeltme imkanı bulamayacağımız hatalarımızdan ne kadar korksak da, cesaret göstermekten de o kadar korkarız bazen. Yıllar geçtikçe hepimizin hayatında yarım kalmış,yaşansaydı ne olurdu bilinmez yakınlıklar birikir durur bu yüzden. Kaçırdığımız 'an'lar, sahip olamadığımız gizemli anıları çoğaltırken, biz ertelemeye devam ederiz. Karşısına çıkan bir aşk ihtimaline, kendisini hiç esirgemeden sunan kaç kişi vardır? "Hiçbir sakınma duymadan sevmek, karşılığı durmadan ödenen bir lükstür" der Pavese. Bu pek sık rastlanır bir şey değildir aslında. Sakınmadan sevenlerin hikayeleri bu yüzden edebiyatın ve sanatın vazgeçilmez temaları arasındadır. Böyle hikayeler kuşaklardan kuşaklara anlatılarak, hiç değilse duygusu yaşatılmaya çalışılır. Bir bakıma "aşk"ın varlığını kanıtlamaya çalışan kederli hikayelerdir onlar. Ama bir çoğu gerçektir, tıpkı Brahms'ın hayatı gibi.

Brahms, hiçbir sakınma duymadan, karşılıksız ve delicesine sevmişti Clara Schumann'ı. Brahms, büyük bir hayranlık ve saygı duyduğu besteci Robert Schumann'ın karısı Clara'ya aşık olduğu zaman henüz yirmi yaşındaydı. Schumann'ın, yeni Alman ekolüne karşı çıkarak Brahms'ın eserlerinden övgüyle söz etmesi ve hakkında olumlu makaleler yazması, müzik dünyasında genç bestecinin adının çabucak duyulmasını sağlamıştı. Brahms, Robert Schumann'a tapıyordu. Bu yüzden Clara'ya olan aşkını kalbine gömdü, onun için besteler yaptı, intermezzolar yazdı ve başka hiçbir kadına ilgi duymayarak ve evlenmeyerek ölünceye kadar ona sadık kaldı.

Robert Schumann'ın ölümünden sonra her zaman Clara'nın yanındaydı ama ona olan aşkını hep tek başına yaşamak zorunda kaldı. Brahms, Clara'ya aşık olmayı seviyordu. Aşık olduğu kadın ondan 14 yaş daha büyüktü. Clara Schumann 75 yaşında öldüğü zaman Brahms öylesine üzülmüştü ki, onun cenazesine giderken yanlış trene bindi. Frankfurt'a ulaşabilmek için iki gününü tren değiştirmekle geçiren besteci geldiğinde, cenaze töreni çoktan bitmişti. Brahms, ancak mezarlığa yetişebildi ve sevdiği kadının tabutu üzerine bir avuç toprak atabildi. Trenlerde geçirdiği kırk saat boyunca, son bestesinin "Ah Dünya Senden Ayrılmak Zorundayım" adlı koral prelüdünü yazan Brahms, Clara'nın ölümünden sonra ancak bir yıl yaşayabildi.

Clara, Brahms'ın karşısına çıkan ilk aşk ihtimaliydi. Brahms, bu ihtimali aşka çevirdi ve kendini hiç sakınmadan sevdi. Pavese, "Hiçbir sakınma duymadan sevmek, karşılığı durmadan ödenen bir lükstür" der. Brahms da ödemişti. Ama o, ödemelerini; senfonilere, konçertolara, sonatlara, prelüdlere ve şarkılara çevirmişti. Hiçbir sakınma duymadan sevmek, (Pavese'nin yaşadığı) modern zamanlarda bile karşılığı durmadan ödenen bir lüks ise şayet, post modern zamanların sonunda, ne anlam ifade edebilir ki? Hiç. Şimdiki zamanlarda, sakınmadan sevebilmek özel bir kabiliyet işidir çünkü. Böyle bir kabiliyet sahibi bulunsa bile, karşılığı durmadan ödenecek olan duygusal birikimler lüksü, kimde mevcut ki zamanımızda?

Bu düzende aşk işleri de sisteme uygun, kırık dökük yürüyor işte...

bir can dündar yazısı da ben ekliyim dedim bayılıyorum yazılarına ya...
~ 513 gün   mesajın adresini al  
 
şekerr
şekerr
yalnızım...
hayalin düşmez duvarlarıma...
sen gittin ama...silinmedi ayak izlerin...
sokağımda hala...
isyanım tanrıya...
isyanım dönüp bakmadan ardına...
gittiğin akşama...

~ 513 gün   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1  2  3  4  << Önceki Sayfa  Sonraki Sayfa >>      şu anda 16 - 30

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!
Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2008