ipuçları, yani etiketler; sitede dolaşırken içeriğe kolay ulaşmanızı sağlayacak sözcüklerdir.
bu anahtar kelimeler ile forum başlıklarını, grupları birbiriyle bağlayabilir, kategorize edebilirsiniz.
örnek başlığımız "hababam sınıfı" olsun; iyi ipuçları: mizah,rıfat ılgaz,sinema,kemal sunal,domdom ali,inek şaban,adile naşit
kötü ipuçları: çokkk komikk,bunun adı neydi unuttumm,bi bakar misiniz,çok egleniyorum,pffff
ekleyeceğin ipuçları -adı üstünde ipucu- mutlaka başlıkla ilgili olmalı!
artık bu başlığa ipucu ekleyebilecek kıvama gelmişsindir! bol şans
Yalnizlik benim eski sevgilim,Yalnizlik benim en vefali Yarim .ben onu kimler için terk ettim o beni birakmio..:(
12 Nisan 2007 21:25
ukerila
emre aydın-dayan yalnızlığımm....
12 Nisan 2007 21:26
lithium
çokk hoşuma gitti.. tüylerm diken diken oldu!
(1) 12 Nisan 2007 21:33
yüce ins@n
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...
Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan.
gerçekten çok güzel.. sanırım alışabilmeyi sindirmek gerekiyor önce
(1) 12 Nisan 2007 21:33
ayyasprens
kaçtığımız "yalancı gerçek"lerden sadece biri olan yalnızlık duygusuyla göz göze gelmemize neden olan mükemmel bir can dündar eseri
12 Nisan 2007 22:55
^unforgiven^
en kötüsü de gerçekten yalnız olmadığımız zamanlarda bunları hissetmek...kalabalıklar içinde yalnız olmak..bu da çok pis koyar..ahh biz gençler çok erken başlıoruz sıkıntılara..bi melankolidir gidiyi sonumuz hayrolsun :((
12 Nisan 2007 23:16
no control
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.
İki ucu keskin bıçaktır bu işin...
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman...
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak İçin uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zaman ki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana...
Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası...
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asıl olan yürektir. "Yürek sesi ne?" bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu...
Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
(1) 12 Nisan 2007 23:41
soulreaver
Odamın Hayaletisin , Sessizliğine Aşığım...
13 Nisan 2007 03:18
chocolate
can dündar'ın yazılarına hayranım..
13 Nisan 2007 10:45
üstteki
zaferlere ödül yalnızlıktır
13 Nisan 2007 13:00
por una cabeza tango
depresyondan çıkmak lazım önce =)
sonra alışırsınız
13 Nisan 2007 13:35
mona roza
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...
aradığında telefonun hiç açılmayacağını bilmek,aranmamaktan çok daha yıkıcı..
(1) 13 Nisan 2007 13:41
*lokum*
alıştım bile :)
13 Nisan 2007 16:43
por una cabeza tango
abi kimse depresyonda fln diil..
sadece yazı hoşumuza gittiği için yalnızlık üzerine konuşuoruz..
genel hava,sonrasında yazılanlar falan depresif geldi de ondan öyle dedim abi.iyi niyetliydi yani o msg .)
13 Nisan 2007 16:48
soulreaver
Yalnızlık Allaha Mahsus...
13 Nisan 2007 17:43
keramet
Yalnızlık Allaha Mahsus...
başlığın lafı.
asıl zor olan ayrıldıkdan sonraki arkadaşların tavırları. Ay ne kötü olmuş çokda yakışıyordunuz, Of yaa siz barışırsınız, Aman boşwer sana yenisini buluruz sana başka kızmı yok!, yada olum şimdi o başkasıyla el ele kol kola sen neden moralini bozuyorsun gibilerinden.
Asıl bunlar adamı dellendiriyor çileden çıkartıyor insanı
13 Nisan 2007 19:47
gnş
YALNIZLIĞIMIZ OLGUNLAŞIRKEN...*
Can Dündar
Hayatımız boyunca ne kadar çok insana rastlarız, ne kadar çok insanla konuşuruz ve onlara dokunuruz, ama onlardan sadece bazılarını arzularız ve sadece birkaçına ya da birine aşık olabiliriz. Aşk seçicidir çünkü. Bazen hoşlandıklarımızla ve arzuladıklarımızla bir daha karşılaşma şansımız olmaz. Bazen onlarla tekrar karşılaşırız belki ama, çok küçük ayrıntılarda belirebilen aşk vaatlerini göremeyiz. Gerçekliğin, aslında hayal gücünden ne kadar daha zengin olduğunu kestiremeyiz, bir anıya bile dönüşemeden bir bir çekip gider ihtimaller ve aşksız ayrıntılar. Yalnızlığımız, biz farkına varmadan, usul usul olgunlaşmaya başlar böylece.
Düzeltme imkanı bulamayacağımız hatalarımızdan ne kadar korksak da, cesaret göstermekten de o kadar korkarız bazen. Yıllar geçtikçe hepimizin hayatında yarım kalmış,yaşansaydı ne olurdu bilinmez yakınlıklar birikir durur bu yüzden. Kaçırdığımız 'an'lar, sahip olamadığımız gizemli anıları çoğaltırken, biz ertelemeye devam ederiz. Karşısına çıkan bir aşk ihtimaline, kendisini hiç esirgemeden sunan kaç kişi vardır? "Hiçbir sakınma duymadan sevmek, karşılığı durmadan ödenen bir lükstür" der Pavese. Bu pek sık rastlanır bir şey değildir aslında. Sakınmadan sevenlerin hikayeleri bu yüzden edebiyatın ve sanatın vazgeçilmez temaları arasındadır. Böyle hikayeler kuşaklardan kuşaklara anlatılarak, hiç değilse duygusu yaşatılmaya çalışılır. Bir bakıma "aşk"ın varlığını kanıtlamaya çalışan kederli hikayelerdir onlar. Ama bir çoğu gerçektir, tıpkı Brahms'ın hayatı gibi.
Brahms, hiçbir sakınma duymadan, karşılıksız ve delicesine sevmişti Clara Schumann'ı. Brahms, büyük bir hayranlık ve saygı duyduğu besteci Robert Schumann'ın karısı Clara'ya aşık olduğu zaman henüz yirmi yaşındaydı. Schumann'ın, yeni Alman ekolüne karşı çıkarak Brahms'ın eserlerinden övgüyle söz etmesi ve hakkında olumlu makaleler yazması, müzik dünyasında genç bestecinin adının çabucak duyulmasını sağlamıştı. Brahms, Robert Schumann'a tapıyordu. Bu yüzden Clara'ya olan aşkını kalbine gömdü, onun için besteler yaptı, intermezzolar yazdı ve başka hiçbir kadına ilgi duymayarak ve evlenmeyerek ölünceye kadar ona sadık kaldı.
Robert Schumann'ın ölümünden sonra her zaman Clara'nın yanındaydı ama ona olan aşkını hep tek başına yaşamak zorunda kaldı. Brahms, Clara'ya aşık olmayı seviyordu. Aşık olduğu kadın ondan 14 yaş daha büyüktü. Clara Schumann 75 yaşında öldüğü zaman Brahms öylesine üzülmüştü ki, onun cenazesine giderken yanlış trene bindi. Frankfurt'a ulaşabilmek için iki gününü tren değiştirmekle geçiren besteci geldiğinde, cenaze töreni çoktan bitmişti. Brahms, ancak mezarlığa yetişebildi ve sevdiği kadının tabutu üzerine bir avuç toprak atabildi. Trenlerde geçirdiği kırk saat boyunca, son bestesinin "Ah Dünya Senden Ayrılmak Zorundayım" adlı koral prelüdünü yazan Brahms, Clara'nın ölümünden sonra ancak bir yıl yaşayabildi.
Clara, Brahms'ın karşısına çıkan ilk aşk ihtimaliydi. Brahms, bu ihtimali aşka çevirdi ve kendini hiç sakınmadan sevdi. Pavese, "Hiçbir sakınma duymadan sevmek, karşılığı durmadan ödenen bir lükstür" der. Brahms da ödemişti. Ama o, ödemelerini; senfonilere, konçertolara, sonatlara, prelüdlere ve şarkılara çevirmişti. Hiçbir sakınma duymadan sevmek, (Pavese'nin yaşadığı) modern zamanlarda bile karşılığı durmadan ödenen bir lüks ise şayet, post modern zamanların sonunda, ne anlam ifade edebilir ki? Hiç. Şimdiki zamanlarda, sakınmadan sevebilmek özel bir kabiliyet işidir çünkü. Böyle bir kabiliyet sahibi bulunsa bile, karşılığı durmadan ödenecek olan duygusal birikimler lüksü, kimde mevcut ki zamanımızda?
Bu düzende aşk işleri de sisteme uygun, kırık dökük yürüyor işte...
bir can dündar yazısı da ben ekliyim dedim bayılıyorum yazılarına ya...
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu özelliği kullanabilmek için siteye giriş yapman lazım.
Bu başlığı arkadaşlarının inceleyebilmesi için bloguna veya web sayfana ekleyebilirsin!
Başlığın sadece adresini eklemek istiyorsan şu URLyi yazman yeterli:
http://www.ortakantin.com/forum/10808
Başlığı adıyla birlikte web sayfana eklemek istiyorsan, gerekli HTML kodlarını kutunun içinden kopyalayıp kendi web sayfanın kodlarının arasına ekleyebilirsin:
Sen de binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin. Hemen üye ol!
Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!