ana sayfaya dön
ÜYE OL  GİRİŞ 

başlık ara
 
forum
forum > edebiyat > Edebiyat ve reziller...
asli erdogan imkansiz ask eksisozluk celebrityleri nobetci yazilar nihat genc
mesaj ekleyeni başlık aç forum ana sayfası facebook'ta paylaş!

Sayfalar: 1      şu anda 1 - 5
 
luca leotardo
luca leotardo
Arkadaşlar geçenlerde Nihat Genç' in "Nöbetçi Yazılar" isimli kitabını (Cadde Yayınları,2004) okumaktayken kitabın 332. sayfasında bir cümleye rastgeldim sizlerle de paylaşalım dedim aşağıdaki mesajla da uygun; (kantinde pek kitaptan alıntı olmaz forum mesajlarında genellikle copy paste olur ama olsun bu da böyle olsun:)

"Ülkemizde son yıllarda medya marifetiyle şöhret olmak uğruna rezilliği kabullenen insanlar tanıdık...

Şunu derler, biz yeter ki şöhret olalım, siz istediğiniz kadar bizi rezil edin.


Edebiyatta da şöhret uğruna rezilliği kabullenenler çıkar. Diyelim İmkansız Aşk diye roman yazar, bir çok örneği daha vardır. Şunu söyler ben şöhret olmak istiyorum, siz istediğiniz kadar beni rezil edin, katlanırım. Toplumumuz rezilliğine katlanan şöhret delisi insanları kaçırmaz onları adamakıllı, tepeden tırnağa şöhret eder
."

Sizce var mı böyle insanlar? Artık medya da internete düştü biliyorsunuz gerek haber siteleri, gerek iletişim siteleri sayesinde bu kişiler netten bile karşımıza çıkar oldu...

Bu nasıl bir psikolojik tavırdır bir inceleyelim bu haleti ruhiyeleri... Örnekler verelim gerekirse...
12 Mart 2007 16:09   mesajın adresini al  
 
şekip
şekip
İmkansız Aşk, Aslı Erdoğan'la ilişki yaşamış bir tipin o ilişki hakkında yazdığı ve baya tepki görmüş bir kitaptı ve yazarını zamanında konuşulan isimler arasına sokmuştu. En azından yayın piyasasında, ama bence gerçek şöhret sektörel veya cemiyet içi ünle değil, halk katmanındaki ünle sahip olunacak bir şeydir ve bunun iki yolu vardır. Birincisi halk tarafından sevilmek, ki imkansız bir şey bu. Halk sevdiğini de sevmeyerek sever çünkü genelde..

İkinci yöntem halk tarafından nefret edilmek. Bunun yolu basit: Türkiye'de her attığınız adımda ayağınıza takılan ve artık tek işlevi birilerini (onlar istese de (sözkonusu insanlar), istemese de(masum olma ihtimali olan insanlar)) ünlü etmek olan 'hassasiyetler'i birazcık deşerseniz, altını kaldırıp bakmaya çalışırsanız, halk anında sizden nefret edecektir. Meyda da bu nefret potansiyelini çok iyi bildiği için sizi bol bol haber yapacaktır ve haberlerinde önce nefreti kışkırtıcı unsurları, ardından nefretin kendisini konu edecektir.

Çok şanslıysanız, bu nefret öyle büyüyecektir ve öyle büyük bir kitleye yayılacaktır ki, uluslararası medya bile sizi konuşacaktır. Uluslararası alanda çeviriler, yayınlar ve ödüller sizinle olacaktır. (Orhan Pamuk, Elif Şafak örnekleri)

Şanslıysanız, hakkınızda Kerinçsiz tayfasınca ufak bir dava açılacaktır ve kitabınız onbinler satacaktır ve özetleri, dvdleri çıkma ihtimali bile doğacaktır. (İpek Çalışlar örneği)

Az şanslıysanız, açılan dava götünüze kaçacak ve para ödemekle yahut hapis yatmakla cezalandırılacaksınız, hukuken suçlu bulunmuş olduğunuzdan kimse çıkıp sizi savunamaycak ve eseriniz fazla satmayacaktır, ama sektörel anlamda büyük saygıya malik olacak ve cezanızı çektiğinizde kariyerinize daha büyük imkanlarla devam etme şansınız olacaktır. (Bilimum adını bilmediğimiz orta çaplı yazar, çizer, çevirmen örnekleri)

Şanssızsanız, eseriniz hiç konu edilmeyecek ve sadece onu okuyan 300-500 kişiye ulaşmış olursunuz. Genelde bu kadar etkisiz kalabilmek için, çok klişe bir konuda çok hafif bir deşme yapmışsınız demektir. Daha iyisi için çalışmanız gerekmektedir.

Çok şanssızsanız, birileri dediğinizi evirip çevirip her gün yayacak, basacak ve oradan oraya fışkırtacaktır. Ta ki, gün gelip birileri iyice ikna olmuş şekilde kafanıza filan kurşun sıkıncaya kadar. O zaman adınız ve yayıneviniz mutlu şekilde hayatını sürdürecektir gerçi, ama siz ölmüş olacaksınızdır. (Hrant Dink örneği)

Tüm bu kategorilerin içindeki insanların eserlerine ayırdıkları mesainin ne kadarında halkın nefretini uyandırma konusunda kafa yorduklarını bilmiyoruz tabi, ama sonuç itibariyle, edebiyat üzerinden şöhret olmanın yolları bunlardır herhalde. Ancak ve ancak bir yayınevinin piyasaya giriş döneminde dünyanın en basit aşk romanlarını yazdıysanız halkta nefret uyandırmadan edebiyat şöhreti olursunuz. Bu da ancak bir iki yüz binle ifade edilecek bir kitle tarafından bilinmek demektir. Diğer örneklerdeki şöhretlerle yakından uzaktan alakası yoktur. (Tuna Kiremitçi örneği)
 1   12 Mart 2007 16:52   mesajın adresini al  
 
banshee
banshee
Rezilliği kabullenmesi gerekir bir yerde de. Sesini duyurmak için lazımdır. Ondan nefret edilsede okunur. Okuyanlar hiç değilse, bu adam ne demek istemiştir, ne düşünmüştür..., diye düşünürler. Ve kimisi hak verir, kimisi hak vermez, çoğunluk nefret eder, bir kaçı nefret etmez... Ama Olsun edebiyat yapan kişi yazdıklarını,düşündüklerini paylaşmış olur kitlelerle. Sonunu düşünerek hareket ettiklerini pek zannetmiyorum ama, çünkü değişik sonlar var bu edebiyatçılar için; Bir ödül, rutubetli bir koğuş, kalemini kullanmadığı bir imza günü, üstüne örtülmüş bir gazete...
12 Mart 2007 18:37   mesajın adresini al  
 
gezegezegen
gezegezegen
Bence edebiyatın en rezilleri kendi kitaplarını zorla öğrencilerine kakalayan ve çoğu sağdan soldan copy - paste yoluyla meydana getirilmiş iğrenç kitap yazarlarıdır..!!
12 Mart 2007 23:08   mesajın adresini al  
 
clockworkmonkey
clockworkmonkey
tabi ki duygu sarmalına tutulmus insan cezmi ersöz. aklı fikri duygu ne bu kardeşim acıcık da düşün, düşün!
13 Mart 2007 02:09   mesajın adresini al  
 
 
Sayfalar: 1      şu anda 1 - 5

sen de yazmak ister misin?
Binlerce üniversiteli gibi ortakantin'e katılabilirsin.
Hemen üye ol!

Bu foruma yorum eklemek için siteye üye olman veya giriş yapman gerekiyor.

Üniversiteliler ortakantin forumlarında gündemi takip ediyor, arkadaşlarıyla ve diğer üyelerle fikir alışverişinde bulunuyor ve sınırsızca mesajlaşıyor!

Üye olmak, profilini ve fotoğraf albümünü oluşturmak için buraya tıkla.
ortakantin.com bir expodea üretimidir (c) 2005-2009